Ana içeriğe geç

Anadolu'nun 4 Bin Yıldır Saklı Kalan Mühürlü Mektuplar İlk Kez Okundu

Geliştirilen taşınabilir ENCI sistemiyle, Anadolu’daki 4 bin yıllık çivi yazılı tabletler kil zarfları kırılmadan sanal ortamda incelendi.

Anadolu'nun 4 Bin Yıldır Saklı Kalan Mühürlü Mektuplar İlk Kez Okundu
Onedio
16

Anadolu’da yürütülen arkeolojik ve teknolojik çalışmalar, insanlık tarihinin karanlıkta kalan sayfalarını aydınlatmaya devam ediyor.

Heritage Science dergisinde yayımlanan araştırma, Asuroloji ve kültürel mirasın korunması alanlarında önemli bir dönüm noktası oluşturuyor.

Geliştirilen taşınabilir X-ışını bilgisayarlı tomografi yöntemi, yaklaşık 4 bin yıllık mühürlü çivi yazılı mektupların, dışlarındaki kil zarflara hiçbir fiziksel müdahalede bulunulmadan okunmasını sağlıyor.

Detaylar 👇KaynakAlmanya merkezli Hamburg Üniversitesi ile DESY Araştırma Merkezinde görev yapan Asurolog Cécile Michel ve X-ışını fizikçisi Christian G.

Schroer liderliğindeki disiplinler arası ekip, ENCI (Extracting Non-destructively Cuneiform Inscriptions) adını verdikleri taşınabilir tarama sistemini geliştirdi.

Yaklaşık 420 kilogram ağırlığa sahip olan ve sekiz farklı modüler parçaya ayrılabilen bu özel donanım, müzelerin içerisine kolaylıkla taşınarak kuruluyor.

Sistem, mühürlü bir kili yalnızca birkaç dakika içerisinde yüksek çözünürlüklü ve üç boyutlu olarak dijital ortama aktarıyor.

Araştırma ekipleri, elde edilen bu veriler üzerinden bilgisayar yazılımları yardımıyla içteki ana tableti dış zarftan sanal olarak ayırıp yazıları doğrudan okuma imkânına kavuşuyor.

Söz konusu sistemin ilk saha testleri 2024 yılında Paris’teki ünlü Louvre Müzesi'nde gerçekleştirildi.

Bu sürecin ardından Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne getirilen cihazla yürütülen üç haftalık operasyon kapsamında, 48 adet tablet ile diğer muhtelif eserlere ait toplam 64 tomografi görüntüsü kayıt altına alındı.

Dijital tarama işlemlerine tabi tutulan eserlerin büyük bir kısmının, Kayseri yakınlarında konumlanan ve antik dönemde Kaneş olarak bilinen Kültepe Höyüğü'nden çıkarıldığı biliniyor.

Milattan önce 19.

ve 18.

yüzyıllarda Asur kentinden bu bölgeye gelerek yerleşen tüccarlar, tekstil ve gümüş başta olmak üzere pek çok ticari malın uzun mesafeli sevkiyatını koordine ediyordu.

Dönemin kâtipleri, göndermek istedikleri mesajları küçük kil tabletlerin üzerine çivi yazısıyla kaydediyor, ardından bu metinleri korumak amacıyla etrafını kil zarflarla sararak mühürlüyordu.

Zarfların dış kısmına yalnızca gönderici ile alıcının isimleri ekleniyor, asıl önemli mesaj ise alıcı tarafından zarf kırılana dek gizliliğini koruyordu.

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından birini, Anna-anna isimli bir kadının, ticaret seferinde bulunan eşi Ennum-Aššur'a gönderdiği mektup oluşturuyor.

Zarflı belgenin dış yüzeyinde sadece gönderici kadının mührü ve eşinin ismi okunabilirken, sanal ayrıştırma yöntemiyle ulaşılan iç metin, dönemin sosyal yapısına dair önemli detaylar sunuyor.

Mektup içeriğine göre Anna-anna, eşinin yokluğunda kendilerine ödenmesi gereken bir gümüş borcun tahsilatını yapmaya çalışıyor.

Ancak borçlu konumdaki şahsın parayı kadına teslim etmeyi reddettiği ve ödemeyi yalnızca Ennum-Aššur geri döndüğünde yapacağını beyan ettiği görülüyor.

Bilim insanları bu belgenin Eski Asur ticaret kolonilerinde yaşayan kadınların sosyal ve ekonomik hayatta pasif kalmadıklarını, aksine erkeklerin uzun süren seferleri esnasında aile işlerini ve mali süreçleri aktif şekilde yönettiklerini kanıtladığını ifade ediyor.

Antik Dönem Yazışmalarında Ek Sayfa Kullanıldığı Tespit Edildiİnceleme sürecinde karşılaşılan bir diğer mühürlü mektup, antik kâtiplerin ana tablet yüzeyinin yetersiz kaldığı durumlarda ikinci bir küçük kil parçasını sisteme dahil ederek 'ek sayfa' formunda kullandığını belgeliyor.

Tekstil ürünleri, sevkiyatta kullanılan yük hayvanları ve çeşitli ticari sözleşmelerin ayrıntılarını barındıran bu mektup, yaklaşık 4 bin yıl önce Anadolu coğrafyasındaki lojistik ağların ne denli organize işlediğini gözler önüne seriyor.

Yüksek çözünürlüklü tomografi teknolojisi, yalnızca çivi yazılarını okumakla kalmayıp, kil zarfların üretim safhalarına dair bilinmeyen teknik detayları da gün yüzüne çıkardı.

Uzmanlar, kili oluşturan tabakaları, malzeme içerisindeki yabancı elementleri, olası organik kalıntıları ve zarfın içteki tablet etrafına sarılma yöntemlerini detaylıca analiz etme şansı buldu.

Yapılan teknik incelemeler, zarfların sanıldığı gibi tek parça kilden değil, üst üste yerleştirilen çoklu kil katmanlarından üretildiğini gösteriyor.

Araştırmacılar bu yöntemin mektupların kervan yollarındaki uzun ve zorlu yolculuklar esnasında darbelere karşı daha dayanıklı kalması amacıyla uygulanan bilinçli bir mühendislik tercihi olduğunu düşünüyor.

Bilim insanları, bu gelişmiş teknolojinin en büyük katkısının, dünya genelindeki müzelerde hiç açılmadan muhafaza edilen binlerce mühürlü belgenin orijinal formuna zarar gelmeksizin okunabilmesi olduğunu vurguluyor.

Tarihi açıdan bu mektupların önemli bir kısmının esasen kapalı kalması amacıyla üretilmediği, ancak alıcısına ulaşamaması, yolda kaybolması ya da antik arşiv odalarında unutulması sebebiyle günümüze kadar bozulmadan ulaştığı belirtiliyor.

ENCI sistemi sayesinde, insanlık tarihinin en eski özel yazışmaları fiziksel olarak açılmadan incelenebiliyor, böylece Anadolu'nun eski ticaret yollarında yaşamış tüccarların ve ailelerin günlük hayatlarına dair yeni tarihi veriler literatüre kazandırılıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler