Tiran – Arnavutluk’ta koruma altındaki bir bölgenin ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner bağlantılı bir turizm şirketine verilmesine karşı kitlesel protestoların etkisi sürüyor. “Arnavutluk satılık değil” sloganıyla ilk protestolar, bu yılın mayıs ayı sonunda, Sazan Adası’nın karşısında ve koruma altındaki bir sulak alanın yakınında bulunan Zvernec sahiline erişimi engelleyen dikenli telin kurulmasının ardından başlamıştı.
Yerleşim olmayan 5.7 kilometrekarelik Sazan Adası, Arnavutluk’un güneybatısındaki Avlonya (Vlora) kenti açıklarında Adriyatik Denizi’nde yer alıyor. Ocak ayında 40 çevre örgütü, yerel biyolojik çeşitliliğe zarar vereceği gerekçesiyle tatil köyü planlarının askıya alınmasını talep etmişti. Bölge protestolara da adına veren flamingoların uğrak yeri olduğu gibi biyoçeşitliliği oldukça yüksek bir alan.
Devam eden protestoları Avlonya’da yer alan Saranda beldesinde turizm rehberliği yapan 27 yaşındaki R.F. ile konuştuk.
Protestoların talebi hükümetin istifa etmesi
Şu an yaşanan protestoların tam olarak amacı nedir? Hangi talep ve istekler öne çıkıyor?
Protestoların ana hedefi mevcut hükümetin istifa etmesi. Talebin kendisi basit, ancak arkasında birçok neden var.
Bir Arnavut vatandaşı olarak kendi bakış açımdan yanıtlayacağım. Protestolar büyük bir turizm yatırımının planlandığı koruma altındaki Zvernec bölgesindeki olaylardan sonra başladı. Bir gün, yerel halk koruma altındaki alanın bir kısmının kapatıldığını ve dikenli tellerle çevrildiğini gördü. Buna karşı yapılan bir protestoda orada yaşayan bir yurttaş, polisler orada dikilip müdahale etmezken, özel güvenlik personeli tarafından sürüklenerek götürüldü. Bu olayın videosu yayıldı ve birçok Arnavut için bu görüntü adaletsizliğin ve ülkemizde gücün genellikle nasıl işlediğinin bir sembolü haline geldi. İnsanların kalbine dokundu çünkü buna benzer durumlar bize hiç yabancı değil.
Sadece bu video bile, bunun sistemdeki daha derin bir sorunu temsil ettiğini hisseden birçok genç Arnavut’u bir araya getirmeye yetti.
Halk nasıl organize oluyor?
Bildiğim kadarıyla halk doğal bir şekilde örgütlendi. Gün geçtikçe daha fazla insan birbirinden etkilenerek eylemlere katıldı. Şimdiye kadar bu hareket siyasi partiler tarafından yönlendirilmedi. Çocuklu anneler, genç erkekler ve kadınlar, öğrenciler, işçiler ve sıradan vatandaşlar katıldı. Kişisel olarak bu, şimdiye kadar gördüğüm en güzel protestolardan biri çünkü özel çıkarlardan ziyade vatandaşlar tarafından yönlendirildiğini ve samimi olduğunu hissettiriyor.
Son yıllarda muhalefet partileri tarafından düzenlenen, bazılarında çatışmaların olduğu başka protestolar da oldu. Bana göre o protestoların çoğu gerçek bir değişime odaklanmıyordu.
Halk, 14 yılın ardından değişim istiyor
Geçtiğimiz aylarda da yolsuzluk nedeniyle hükümet protestoları yaşanmıştı. Hükümet politikalarını genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arnavutluk’un siyasi tarihine bakıldığında, pek çok insan hem mevcut hükümetten hem de geleneksel muhalefetten hayal kırıklığına uğruyor. Eski Başbakan Sali Berişa ve mevcut Başbakan Edi Rama’nın her ikisi de ülkeyi yönetme fırsatı buldu ve birçok vatandaş her iki siyasi kampın da yolsuzluk, eşitsizlik ve sıradan insanların endişelerini çözmede başarısız olduğuna inanıyor.
İnsanların beklentileri çok açık: Özgürlük, halka hesap verilmesi ve daha iyi bir gelecek. Aynı siyasi gücün altında geçen on dört yılın ardından birçok vatandaş değişim çağrısında bulunuyor. Yolsuzluk, kamu ihaleleri, yetkinin kötüye kullanılması ve kurumlara olan güven eksikliği konusunda yaygın kamusal endişeler var.
Ben bir siyasi analist değilim ve bir uzman olarak konuşmuyorum. Ben sadece kendi ülkesinde bir hayat kurmaya ve iş sahibi olmaya çalışan 27 yaşında bir Arnavut’um. Birçok kişinin yaptığı gibi, erkek kardeşim ve kız kardeşim Arnavutluk’tan çoktan ayrıldılar. Ben kalmayı ve geleceğimi burada yaratmaya çalışmayı seçtim.
Bir zamanlar şu an iktidarda olan partinin gençlik kollarında yer almıştım. 2013’teki zaferinin kutlamalarına katıldım. Çünkü henüz on dört yaşındaydım ve olumlu bir değişim getireceğine inanıyordum. Yıllarca bu hükümetin, kendisini eleştirenleri haksız çıkaracak tarihi bir şeyler başarmasını umdum.
Bir siyasetçi olarak Edi Rama’ya büyük bir saygım vardı. Ancak zamanla önemli bir şey öğrendim: Bir siyasetçiyi putlaştırmak aldanmak demektir. Sonunda görüntü ile gerçekliğin genellikle çok farklı şeyler olduğunu anlarsınız. Siyasetçiler anlattıkları hikayelere göre değil, eylemlerine ve sonuçlarına göre değerlendirilmelidir.
İnsanlar göç etmek zorunda kalmayacakları bir ülke istiyorlar
Peki güncel olarak Arnavutluk halkının çıkarları, istekleri nelerdir?
Arnavutlar, kimliklerini ve değerlerini korurken tarih boyunca zorluklara göğüs germiş, dirençli bir halktır. Ancak bugün çok şey değişti. Nüfusun büyük bir kısmı ülkeyi terk etti. Geride kalanların çoğu ise ekonomik mücadeleler ve günlük sorunlar altında ezilmiş durumda. Bazıları sonuçlardan korktukları ya da artık değişimin mümkün olduğuna inanmadıkları için sisteme meydan okuma konusunda kendilerini çaresiz hissediyorlar.
Bence bugün Arnavut halkının en büyük talebi sadece siyasi bir değişim değil. Esas önemli olan haysiyet, adalet, eşit fırsatlar ve umut içinde yaşama arzusudur. İnsanlar, başka bir yerde daha iyi bir yaşam arayışıyla ana yurtlarını terk etmek zorunda kalmadan bir gelecek inşa edebilecekleri bir ülke istiyorlar.
Önemli gördüğüm bir konuda ek yapayım. Protestoların ilk iki günü boyunca birçok büyük Arnavut medya kuruluşu,sahada olup bitenlere çok az yer verdi ya da hiç vermedi. Birçok vatandaş için bu durum, Arnavutluk’taki medya bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü konusundaki endişeleri artırdı. Birçok insanın, medyanın siyasi açıdan hassas olabilecek olaylar hakkında özgürce haber yapıp yapamadığını sorgulamasına neden oldu. Nedenleri konusunda görüşler farklı olsa da, ilk günlerdeki haber eksikliği, ülkedeki basın özgürlüğü ve şeffaflık hakkındaki daha geniş çaplı kamuoyu tartışmalarının bir parçası haline geliyor.