Ana içeriğe geç

Sanayicinin borcu öz kaynağını geçti

İSO 500 verileri, sanayide finansman krizinin derinleştiğini ortaya koydu. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketinin borçları öz kaynaklarını geçti.

Sanayicinin borcu öz kaynağını geçti
Aydınlık
16

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Rapora göre Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketinin finansman giderinin faaliyet kârına oranı 2025 yılında yüzde 84,9 oldu. 2024’te de yüzde 96,6 seviyesinde olan veri, Türk sanayisinin iki yıldır, faaliyet kârlarının büyük çoğunluğunun borç ödemelerine gittiğini gösterdi. Ayrıca İSO 500 şirketlerinin bilançolarında, öz kaynaklar yüzde 15,8 artarken, toplam borçluluk yüzde 30,8’lik artış gösterdi. 2025’te firmaların toplam aktiflerinin içinde, borçların payı yüzde 50,9, öz kaynakların payı yüzde 49,1 oldu. Böylece Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketinin borçlarının, öz kaynaklarının önüne geçtiği görüldü.

İSO 500’de yer alan şirketlerin 152’sinin, 2025’te zarar açıklaması da dikkat çekti. söz konusu oran, 2001 krizinden sonraki en yüksek seviye olarak öne çıktı.

EN ÖNEMLİ KONU FİNANSMAN

İSO 500 raporundaki çıktılarda, sanayici için en önemli konunun finansman giderlerinin faaliyet kârıyla oranı olduğunu belirten Bahçıvan, “Türkiye’deki tüm sektörlerdeki sanayi kuruluşlarının yakındıkları ve çözümü noktasında arayış içinde oldukları birincil önceliğimiz finansman giderleri.” dedi.

Türk sanayisi için artık ekonomi yönetiminde üretimi önceleyen bir değişikliğin zorunlu olup olmadığına ilişkin sorumuzu yanıtlayan Bahçıvan, şu açıklamayı yaptı:

“Zorunluluktur. Kesinlikle, Türkiye sanayisinin sürdürülebilirliği ve yatırım iştahını, yatırım şevkini artırmak için finansman konusunda farklı yaklaşımlara ihtiyacımız var. Çünkü çok net görüyoruz ki Orta Vadeli Program (OVP)’da hedeflenen enflasyon düşüşü ve buna bağlı olarak faiz düşüşü gerçekleşmeyecek.

“Sanayicimiz, OVP başladığından beri kendi üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Enflasyona dönük katkıda da fazlasını yaptı. Temel mal enflasyonu şu anda yüzde 16-17. Sanayi, kendine ait olan enflasyonu düşürmüş vaziyette. Ancak sanayi, kendi dışındaki oluşan farklı boyutlarda enflasyonlar nedeniyle en büyük yükü çekiyor. Bu ayrışmanın herkes tarafından görülmesi lazım. Kendimizin doğurmadığı enflasyonun bedelini en yüksek biz ödüyoruz. Bu farkındalığın oluşması ve bakış açısının değişmesi şart.”

SANAYİ ÜZERİNDE KÂRLILIK BASKISI

Sanayi kuruluşları açısından finansmana erişimin yalnızca bir maliyet unsuru değil, üretimin devamlılığı, işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması ve yatırım kapasitesinin korunması bakımından hayati bir gereklilik olduğunu vurgulayan Bahçıvan, finansmana erişimin zorlaştığı ve borçlanma maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir ortamda, bu gerekliliğin firmalar üzerinde ağır bir kârlılık baskısına dönüştüğünü ifade etti.

Sanayicinin karşı karşıya kaldığı olumsuzluklardan bahseden Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Son iki yıldır çok yüksek seviyelerde seyreden finansman maliyetleri, yalnızca bilançolara yansıyan bir kalem değil, üretimden yatırıma, istihdamdan rekabet gücüne kadar sanayinin bütün kesimlerini etkileyen temel bir gerçekliktir. Türkiye’nin en güçlü sanayi kuruluşları dahi bu kadar yüksek finansman yükü altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışırken, aynı güce ve imkanlara sahip olmayan daha küçük ölçekli işletmelerin karşı karşıya kaldığı zorlukların çok daha ağır olduğunu gözden kaçırmamamız gerekir. Direnen enflasyon ve faizler, finansmandaki bu haksız tablonun 2026’da da süreceğini bize göstermektedir. Özellikle en çok etkilenen sektörler gözetilerek kredi maliyetlerini yükselten ve ihracat kredileri de dahil olmak üzere finansmana erişimi sınırlayan tüm faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir.”

ZORDA OLAN FİRMALAR ARTIYOR

Zorda olan firmaların peyderpey arttığını gözlemlediklerini bildiren Bahçıvan, şöyle devam etti:

“Öz kaynak ve finansman arasındaki denge sağlanamadığı ve bu konudaki finansmana erişimdeki, finansman maliyetlerindeki rahatlama oluşturulamadığı takdirde ne yazık ki kısa vadede de faizlere dönük olumlu izlenimim olmadığı tabloda üretim ekonomisinin, sanayi sektörünün farklı bir finansman bakış açısıyla değerlendirilmesinin artık zamanın geldiğini çok net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Önümüzdeki hafta haziran ayı meclis toplantımıza 3 büyük kamu bankası genel müdürümüz katılacaklar. Finansmanın önemini ve bu konuda acil yapılması gerekenleri toplantıda değerlendireceğiz.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler