Küresel piyasalarda merkez bankalarının altın biriktirme eğilimini değerlendiren Doç. Dr. Bektaş, Çin Merkez Bankası'nın 19 aydır kesintisiz altın alımı yapmasına dikkat çekti. ABD ve İngiltere'nin altın rezerv oranlarının halihazırda diğer merkez bankalarından çok daha yukarıda olduğunu belirten Doç. Dr. Bektaş, bu durumun doların rezerv para statüsüne dair bir soru işareti yarattığını ifade etti. Bektaş, ABD'nin normal şartlarda ticaret hacmini artırmak için zayıf bir kur istemesi gerekirken, aksine değerli bir dolar projeksiyonu çizdiğini; bunun temel amacının ise altının güvenli bir rezerv olmadığını dünyaya hissettirmek ve doların tek güç olduğunu göstermek olduğunu vurguladı.
Petrol ihracatında ABD liderliği ve ekonomik çıkarlar
Ortadoğu'da yaşanan gerilimlerin ve petrol arzındaki kısıtlamaların ABD'ye yaradığını belirten Doç. Dr. Bektaş, Suudi Arabistan'ı geride bırakan ABD'nin dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumuna yükseldiğini söyledi. Bölgedeki askeri ve siyasi oynaklığın ABD tarafından borçlarını eritmek ve hegemonyasını pekiştirmek için bir fırsat olarak kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Bektaş, "ABD bu şekilde hem borcunu eritmeyi hem de o hegomon gücünü tüm dünyaya göstermeyi hedefleyen bir projeksiyon çiziyor" dedi.
Çin’in çok kutuplu dünya vizyonu ve İran denklemi
Küresel güç dengelerindeki değişime de değinen Doç. Dr. Bektaş, Çin’in tek kutuplu bir dünya düzeninde ABD'den liderliği almak yerine, Küresel Güney'in de temsil edildiği çok taraflı ve çok paydaşlı yeni bir dünya düzeni arzuladığını belirtti. Öte yandan, ABD ve İran arasındaki gerilimin piyasalar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Bektaş, Trump’ın iç siyasette refah seviyesini korumak ve akaryakıt fiyatlarını aşağı çekmek için stratejik rezervler üzerinden bir müzakere süreci yürüttüğünü savundu.
Bölgesel gelişmelerin Türkiye üzerindeki olası etkilerini de analiz eden Doç. Dr. Bektaş, İran ile yapılabilecek kalıcı bir barışın ve İran'ın yeniden inşası için kurulacak fonların Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Doç. Dr. Bektaş, Türkiye'nin imar faaliyetlerinden ve artan bölgesel ticaretten pay alarak önemli bir sermaye girişi ve ticaret hacmi oluşturabileceğini sözlerine ekledi.