Ana içeriğe geç

Trump, İran'da duvara tosladı: En önemli taktiği işe yaramıyor

The New York Times’ın analizine göre, diğer ülkeleri baskı ve tehditlerle taviz vermeye zorlayan Trump, İran karşısında aynı sonucu alamıyor. Ateşkesin çökmesi ve savaşın 20’nci haftasına girmesi, Washington’ın net bir askeri ya da diplomatik strateji oluşturamadığı tartışmalarını büyüttü.

Trump, İran'da duvara tosladı: En önemli taktiği işe yaramıyor
Karar
16

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşta ne askerî ne de diplomatik olarak belirgin bir çıkış yolu bulamadığı öne sürüldü. The New York Times’ın Beyaz Saray muhabiri Peter Baker imzalı analizinde, ikinci başkanlık döneminde NATO ülkelerinden ticaret ortaklarına kadar birçok aktöre baskı kurarak taviz alan Trump’ın, İran karşısında alıştığı yöntemleri işletemediği değerlendirmesine yer verildi.

DÖRT İLA ALTI HAFTA SÜRMESİ BEKLENEN SAVAŞ 20’NCİ HAFTASINDA

Analizde, başlangıçta dört ila altı hafta sürmesi öngörülen askerî harekâtın 20’nci haftasına girdiğine dikkat çekildi.

Trump’ın savaşın 136’ncı gününde Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden, İran’a karşı korunmaları karşılığında geçiş ücreti alınmasını önerdiği ancak Körfez ülkelerinden gelen tepkiler üzerine bir gün sonra bu plandan vazgeçtiği belirtildi.

Bu geri adımın, Trump yönetiminin İran politikasındaki kararsızlığın ve doğaçlama karar alma biçiminin son örneği olduğu savunuldu.

Trump, Körfez ülkelerinin ABD’ye yeni ticaret ve yatırım taahhütleri verdiğini ileri sürerek karar değişikliğini savundu ancak söz konusu yatırımların kapsamına ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

“TRUMP, KENDİ KURALLARIYLA OYNAMAYAN BİR ÜLKEYLE KARŞILAŞTI”

Johns Hopkins Üniversitesinden Vali Nasr, Trump’ın İran’da kendisine boyun eğmeye ve istediği tavizleri vermeye hazır olmayan bir ülkeyle karşılaştığını söyledi.

Analizde, sosyal medya tehditleri, gümrük vergileri ve ekonomik baskıların İran gibi köklü ve dayanıklı bir devlet yapısı üzerinde beklenen etkiyi yaratmadığı ifade edildi.

Brookings Enstitüsünden Suzanne Maloney de İran yönetiminin son 47 yıllık tutumunun, Tahran’ın askerî baskı karşısında kolayca geri çekileceğini düşünmek için bir gerekçe sunmadığını belirtti.

“SAVAŞ HATALI VARSAYIMLAR ÜZERİNE KURULDU”

Eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin ulusal güvenlik danışmanlığını yapan John Hannah, İran’a yönelik savaşın hatalı varsayımlara dayandığını savundu.

Hannah’ya göre Trump yönetimi, 1979 İran Devrimi’yle kurulan yönetim yapısının Amerikan hava saldırıları ve sert açıklamalar karşısında hızla çökeceğini düşündü. Ancak İran’daki iktidar yapısının dayanıklılığı küçümsenirken, ABD’nin rejimi değiştirme kapasitesi olduğundan fazla değerlendirildi.

Hannah ayrıca Trump’ın çevresinde, başkanın varsayımlarını sorgulayacak güçlü ve kurumsal bir ulusal güvenlik mekanizmasının bulunmadığını ileri sürdü.

ATEŞKES KISA SÜREDE ÇÖKTÜ

Washington ile Tahran arasında geçen ay varılan ateşkesin, kalıcı bir anlaşmadan çok taraflara 60 günlük müzakere süresi kazandırmayı amaçladığı belirtildi.

Ancak geceleri yeniden başlayan karşılıklı saldırılarla ateşkesin fiilen sona erdiği kaydedildi. Analizde, geçici bir anlaşmanın dahi sürdürülememesi halinde İran’ın nükleer programı gibi daha karmaşık konularda kalıcı uzlaşmaya ulaşılmasının zor olduğu değerlendirmesi yapıldı.

TRUMP YENİDEN ASKERÎ SEÇENEKLERE YÖNELDİ

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nda deniz ablukasının yeniden başlatılması talimatını verdiği ve İran’ın önemli nükleer tesislerinden birinin yakınındaki güçlendirilmiş Pickaxe Dağı’nı vurmakla tehdit ettiği aktarıldı.

Buna karşın savaş karşıtı kamuoyu nedeniyle Trump’ın, çatışmanın ilk dönemindeki yoğun bombardımana dönmeye hazır olduğuna ilişkin güçlü bir işaret vermediği ifade edildi.

Trump bir yandan yeni görüşmeler yapılabileceğini söylerken diğer yandan müzakerelerin başarıya ulaşacağı konusunda şüpheli açıklamalar yapıyor.

İKİ TARAF DA ZAMANA OYNUYOR

Carnegie Uluslararası Barış Vakfından Aaron David Miller, Trump’ın sıkışmış durumda olduğunu ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisinin ABD Başkanı’nın hareket alanını daralttığını savundu.

Analize göre Washington, ekonomik sorunlar nedeniyle İran’ın daha uzun süre dayanamayacağını düşünüyor. Tahran ise ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesinde yüksek akaryakıt fiyatlarının Trump üzerindeki siyasi baskıyı artıracağı hesabını yapıyor.

Miller, İran krizinin 1979-1981 rehine krizi nedeniyle Jimmy Carter’ın başkanlık mirasına zarar verdiğini hatırlatarak, benzer bir sonucun Trump açısından da yaşanabileceğini söyledi.

“İRAN, TRUMP’IN TÜM GÜNDEMİNİ BELİRLEMEZ”

Analizde farklı görüşlere de yer verildi.

Çeşitli Cumhuriyetçi yönetimlerde görev yapan Elliott Abrams, İran savaşının Trump’ın başkanlık gündemini yok ettiği görüşüne katılmadı.

Amerikan askerlerinin ölmediği sürece İran’ın ABD kamuoyu açısından ikincil bir konu olarak kalabileceğini belirten Abrams, Ukrayna, Çin ve Küba gibi dış politika başlıklarının İran savaşından bağımsız biçimde devam ettiğini söyledi.

TRUMP’IN İRAN’A YÖNELİK SÖYLEMİ DEĞİŞTİ

Analizde Trump’ın İranlı yetkililere yönelik söylemindeki sert değişime de dikkat çekildi.

Trump, ateşkesin sağlandığı dönemde İranlı müzakerecileri “rasyonel, güçlü ve akıllı” kişiler olarak tanımlamıştı. Ancak birkaç hafta sonra aynı isimler için çok daha ağır ifadeler kullandı.

Stanford Üniversitesinden Abbas Milani, bu değişimin Trump’ın İran’a yönelik belirgin bir stratejisinin bulunmadığını gösterdiğini savundu.

Milani’ye göre Trump, bir taraftan İran’la anlaşma yaparak ülkenin ekonomik olarak gelişmesini istediğini söylüyor, diğer taraftan İran medeniyetini yok etmekle tehdit ediyor.

“İRAN YÖNETİMİNİN YAPISINI ANLAMADI”

Milani, İran’ın ekonomik krizin derinleşmesi nedeniyle anlaşmaya ihtiyaç duyduğunu ancak Trump yönetiminin bölgenin tarihini ve karmaşık siyasi yapısını yeterince bilen müzakerecilerle hareket etmediğini belirtti.

NYT analizinde, Trump’ın İran yönetimini diğer ülkelerle aynı baskı ve pazarlık yöntemleriyle sonuç alınabilecek bir aktör olarak görmesinin temel hata olduğu ifade edildi.

İran’ın öngörülemeyen adımlar atabilen, iktidarını korumak için ağır ekonomik ve askerî bedelleri göze alabilen bir yönetim yapısına sahip olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler