İstanbul Sanayi Odasının (İSO) açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” araştırması, sanayi sermayesinin kemer sıkma döneminde dahi kârını nasıl katladığını, faturayı ise yine emekçilere kestiğini bir kez daha tescilledi. Resmi veriler üretimden satışların nominal olarak 11 trilyon 118 milyar liraya yükseldi, faaliyet kârı ise yüzde 57.1 artarak 1 trilyon liraya ulaştı. İşçiler ise istihdamdan tasfiye edildi. Reel ücretlerin baskılandığı 2025’te sömürü çarkı dönmeye devam etti.
İSO 500 listesinde yer alan şirketlerin üretimden satışları geçen yıla göre yüzde 28 artışla 11 trilyon 118 milyar liraya çıktı. Yİ-ÜFE baz alındığında üretimden satışlarda reel artış sadece yüzde 2.1 ile sınırlı kalırken, sanayicinin faaliyet kârı yüzde 57.1 artışla 1 trilyon lirayı buldu. Şirketlerin vergi öncesi kâr ve zarar toplamı ise yüzde 64.7 artarak 441 milyar liraya yükseldi. Kâr marjları enflasyonun üzerinde bir hızla büyüdü. Sermaye, girdi maliyetlerini doğrudan fiyatlara yansıtıp kârını korurken, emeğin payı baskı altında tutuldu.
Raporun öne çıkan verilerinden biri, sanayideki istihdamın yüzde 2.5 düşüşle 804 bin kişiye gerilemiş olması oldu. Şirketler, kârlarını artırırken işçi sayısını düşürerek “birim başına düşen kârı” artırdı. İşçilere ödenen toplam brüt ücret yüzde 39.3 artışla 1.1 trilyon liraya yükseldi. Ancak net ücretler enflasyonun altında kaldı. İşçi başına düşen reel gelir ise, sermayenin yüzde 57.1’lik kâr artışının çok gerisinde kaldı. Dolayısıyla üretilen değerden emeğin aldığı pay küçüldü.
‘Düşük teknoloji’ ve ucuz emek sarmalı
Rapor, Türkiye sanayisinin uzun süredir vadedilen teknolojik dönüşümden ne kadar uzak olduğunu da gösterdi. Katma değerin yüzde 33’ü hâlâ düşük ve orta-düşük teknoloji yoğunluklu sektörlerden geldi.
Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı sadece yüzde 7.6 seviyesinde kalırken, orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerin yaratılan katma değerden aldığı pay 2023’te yüzde 37.4 iken 2025’te yüzde 34’e geriledi.
Türkiye sanayisi, yüksek teknolojili ve nitelikli bir üretim modelinden ziyade, emeğin yoğun sömürüsüne ve düşük teknolojiye dayalı bir yapıya hapsolmuş durumda.
Enerji ve devlet desteği
Listenin zirvesinde yer alan şirketler, sermayenin kamu kaynaklarıyla nasıl korunduğunu ve sanayinin sınıfsal karakterini özetledi.
TÜPRAŞ, 698.8 milyar lirayla zirvedeki yerini korurken, Ford Otomotiv ve Star Rafineri onu takip etti. Özellikle geçen yıl ilk 10’da yer almayan TUSAŞ’ın 7’nciliğe, ASELSAN’ın 9’unculuğa yükselmesi, sanayi sermayesinin savunma ve enerji bütçeleri üzerinden nasıl beslendiğini ortaya koydu.
Devletin sağladığı teşvikler, vergi indirimleri ve devasa kamu ihaleleri, büyük sanayi kuruluşları için bir kâr kalkanı işlevi gördü.