İzmir – 14. Uluslararası Eleştirel Eğitim Konferansı, İzmir Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Konferansa konuşmacı olarak Tokat Üniversitesinden Prof. Erdal Küçüker, Nuray Türkmen ve Sosyolog Spyros Themelis katıldı.
Sunumlardan önce konferansa katılan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen söz aldı.
Şık Makas gibi bir işçi direnişinin böyle bir konferansta tartışılacak olmasının çok önemli olduğunu söyleyen Türkmen, “Bu konferans, eğitimin, pedagojinin tartışıldığı bir konferans. Artık hayattaki hiçbir şeyi sınıf çatışmasından azade tartışamadığımız bir dönemdeyiz. Dünyada da ülkemizde de sınıf mücadelesi, işçi sınıfının dışında olan alanlarda daha çok tartışıldı. Çünkü işçi sınıfı uzunca bir süredir yenilgi dönemini yaşıyor” dedi.
Hareketin geri olduğu, örgütlenmelerin geriye çekildiği bir sürecin yaşandığını belirten Türkmen, “Bunun da doğal sonucu olarak sosyalizmin güç kaybettiği bir dönem geçirdik. Bütün bu dünyadaki yıkımı değiştirebilecek tek gücün işçi sınıfı olduğunu yeniden hatırladığımız bir süreçteyiz. Yani artık hayatın hangi alanında mücadele edersek edelim, yüzümüzü sınıfa dönmeden hayatın her alanında yıkıma neden olan bu sorunları çözemeyiz. Bir aydının işçi sınıfıyla birleşmesinin ne demek olduğunun örneğini Erdal Hoca, 9 aylık Şık Makas direnişinde gösterdi. Onun bu süreçte hep olması çok olumlu oldu” ifadelerini kullandı.
“Eşitsizlikler konuşuluyor ama işçi sınıfıyla aynı anda değil”
Ardından Spyros Themelis, “Aktif Demokrasiyi Yeniden Kazanmak: Toplumsal Hareketler, Eleştirel Eğitim ve Radikal Değişimin Pedagojisi” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
Nuray Türkmen ise “Türkiye’de Eleştirel Eğitimde ‘Sınıf’ Nerede?” başlıklı bir sunum yaptı. Türkmen, Türkiye’de eleştirel eğitimin sınıfa yaklaşım açısından belli bir sınırda durduğunu söyledi. Türkmen, “Eşitsizlikleri konuşuyor ama çoğu zaman işçi sınıfını ve kapitalist üretim ilişkilerini aynı anda konuşmuyor. Eğitim hakkını, dışlanmayı, yoksulluğu ya da dezavantajı tartışıyor fakat bu deneyimlerin hangi üretim, geçim ve yeniden üretim ilişkileri içinde oluştuğunu çoğu zaman yeterince açmıyor. Böyle olduğunda sınıf, eleştirel eğitimin merkezinde yer alan bir şey olmaktan çok, zaman zaman sosyolojik araştırmalarda yer alıyor” diye konuştu.
“Direniş herkesin okulu oldu”
Prof. Dr. Küçüker ise Şık Makas direnişine ilişkin bir sunum yaptı. “Direnişin Pedagojisi: Şık Makas Direnişi’nin Öğrettikleri” başlıklı sunumunu yapan Küçüker, konuşmasına Şık Makas işçilerini selamlayarak başladı. Küçüker, “Direniş bir okul oldu. Direnişe katılan, uzaktan izleyen hatta karşısında olanlar bile bir şeyler öğrendi. Direnişin pedagojisinin üç tane işlevinden bahsedebiliriz. Birincisi direnişi güçlendirmek. Direniş çadırında dışarıdan gelenlerle edilen sohbetler, işçilerin kendi aralarında yaptıkları konuşmalar, okunan gazeteler, basın açıklamaları sırasında anlatılanlar direnişi güçlendirir. İkincisi kültürel ve politik değişim. ‘Ben daha önce karşı cinsle hiç tokalaşamazdım ama biz şu an kardeş gibi olduk’ diyenler var. Üçüncüsü ise kendi dilini bulma” diye konuştu.
İşçilerin “Biz güçlü olmayı, birlik olmayı, birlikte güçlü olmayı öğrendik” dediğini söyleyen Küçüker, “Her gün çadırda buluşmak bizim için çok güzel bir şey yarattı. Özellikle kadınların özgürleştiğini görüyoruz. Direnişin pedagojisi ya da direniş okulu direnmeyi öğretiyor” ifadelerini kullandı.