Ankara'dan bir işçi
Merhaba işçi arkadaşlar. Bugün sizlere Emek Partili bir fabrika işçisi olarak sesleniyorum. Türkiye iyi bir gidişatta ve durumda değil. Saray rejimi ve AKP hükümeti, patronları ve temsilcileri ile hepsi kendini düşünüyor, yurt dışına çalışıyor. Hepsi patronlar kâr etsin, rant sağlayalım derdinde. Ezilen sömürülen hep işçiler oluyor. Ev kirası olmuş 20-30 bin TL, asgari ücret 28 bin TL. İşçiler evinin kirasını mı versin, çoluğunu çocuğunu mu okutsun, mutfağına malzeme mı alsın? Öyle bir vergi düzeni var ki işçileri küçük esnafları vergiye boğuyor, büyük patronlardan vergiyi sıfırlıyor. Hani Adalet ve Kalkınma Partisiydi. Burada adalet nerede?
Fabrikalar da Türkiye nasıl yönetiliyor ise öyle yönetiliyor. En üstte bir müdür, onun altında 1-2 yetkili tüm fabrikayı diledikleri gibi yönetiyorlar. Kendi çıkarları için fabrikaya kendi adamlarını dolduruyorlar. İşçilere ise insan gibi değil hayvan gibi davranıyorlar. Bu gidişata dur dememiz lazım.
Herkes bunların farkında da “Kim gelecek? Tayyip Erdoğan’dan iyi bir yönetici de yok ki” diye düşünenler, umutsuz bakanlar çok. Aslında işçilerin hakkını da derdini de ancak bir işçi partisi savunur. Biz Emek Partisi bir işçi partisiyiz. Her zaman işçi emekçilerin mücadelesinde arkasındayız ve elimizden gelen tüm desteği veriyoruz. Bizim farkımız işçilerin hakkını savunmamız, işçilerle beraber yol yürümemiz. İşçiler olarak hep beraber olalım, birlik olalım. Birlikten kuvvet doğar. Siz de bize katılın sesinizi duyuralım, sesiniz olalım. Bunun için işçiler olarak fabrikalarda buluşacağız, toplantılarda buluşacağız. İnsanların sohbetlerine muhabbetlerine katılacağız, ev ev gezeceğiz, herkes kendi tanıdığına, bildiğine anlatacak. Ne kadar çoğalırsak o kadar iyi!
Şu anda Emek Partisinin biri İstanbul biri Antep olmak üzere iki milletvekili var. Her yere koşturuyorlar. Ama biz yayıldıkça bugün iki ise milletvekili yarın 10 olur, daha fazla işçiye ulaşır. Biz de zamanla yayılırız, Türkiye’yi yönetiriz. Bizi birçok fabrikada sendika sanıyorlar ancak bizim derdimiz sendikalaşmak değil partileşmek, işçilerin birliğini kurmak. Bizim derdimiz tüm Türkiye’de düzeni değiştirmek. İşçilerden yana bir ülke kurmak. Zamanla yayılarak bu gücü hep beraber elde edelim. Siz de bize katılarak gücümüze güç katın. İşçi arkadaşlar size sesleniyorum: Bir olalım, birlik olalım. Hep beraber el ele verirsek, birbirimizden kuvvet alırsak kazanırız. Biz birlik olursak bizi kimse durduramaz ve yıkamaz!