Gümüş ve soya yerine, artık dijital ekonomiyi ayakta tutan soğutma suyu sömürüsüne maruz kalan dünyanın öteki çocuklarından söz edeceğiz. Küresel Kuzey artık elmas, altın, gümüş, palm yağı veya pancar şekeri sömürüsü yerine soğutma suyu sömürüsü için düğmeye basmış gözüküyor.
Yapay zekânın enerji kullanımı tartışması büyük dil modellerini eğitmek ve işletmek için gereken güce odaklanıyor fakat veri merkezlerini soğutmak için gereken büyük miktarda su ve enerji üretimi ile donanım üretiminde kullanılan su miktarı maalesef ki göz ardı ediliyor. ChatGPT bunun en iyi örneği. GPT-3 eğitimi sadece soğutma için yaklaşık 700 bin litre su gerektiriyordu. Greenpeace'in bir çalışması, veri merkezlerinin 2030 yılına kadar yıllık 664 milyar litre su tüketeceğini tahmin ediyor; oysa 2024’te bu rakam 239 milyar litre seviyesinde.
Faydası Küresel Kuzey’e ceremesi Küresel Güney'e
YZ’nin faydaları Küresel Kuzey’de yoğunlaşmış ancak çevresel maliyetleri giderek Küresel Güney'e kayıyor. 2023 yılında, Küresel Güney; son 70 yılın en kötü kuraklığını yaşarken, Google veri merkezi önerisi üzerine Uruguay’da kitlesel protestolar patlak vermişti. Rezervuarlar kuruduktan sonra, yetkililer “Río de la Plata” haliçinden kamu sistemlerine tuzlu su pompalamaya başladı; Google’a kalan tatlı su rezervlerini kullanma izni verdi. Benzer bir çatışma, Latin Amerika’nın kuraklığa en yatkın ülkelerinden biri olan Şili’de de yaşandı. Santiago’nun Cerrillos bölgesinde, yapılması planlanan Google veri merkezi için günde 7,6 milyon litre su tüketmesi öngörülüyordu. Söz konusu rakam; tüm bölgenin yıllık kullanımına neredeyse eşit.
Öte yandan, düzenlemeler, bu genişlemeyi yavaşlatmak veya çevresel standartları iyileştirmek için pek bir işe yaramadı. AB’nin 2024 Yapay Zekâ Yasası enerji talebi ve hesaplama gücü konusunda şeffaflığı zorunlu kılsa da su kullanımı hakkında hiçbir şey belirtmiyor. Veri merkezlerinin su tüketimini raporlamasını zorunlu kılan Enerji Verimliliği Direktifi bile yalnızca AB içindeki veri tesisleri için geçerli. Çevresel etki değerlendirmeleri ise bir diğer zayıf halka. Çalışmalar bunların sıklıkla eksik, doğru olmayan veya kamuoyuna açık olmadığını gösteriyor. Şili'de, yetkililer yeraltı suyu haklarıyla ilgili çözülmemiş sorunlara rağmen Google'ın projesini onayladı. Meksika’da aktivistler aylarca su kullanım belgelerine erişim için mücadele etti. Güney Afrika ve Brezilya’da ise şirketler genellikle yerel yönetimleri tamamen göz ardı ederek, doğrudan ulusal bakanlıklarla müzakere ediyor.
Faydaları gibi riskleri de eşit dağılmadı
Tüm bunlar kritik bir soruyu gündeme getiriyor: Dijital büyüme yerel su kaynaklarına bağlı olduğunda kim söz hakkına sahip olabilir? Faydaları gibi yapay zekânın riskleri de eşit dağılmadı. Birçok Latin Amerika ve Afrika topluluğu için veri merkezlerine karşı çıkmak ilerlemeyi reddetmek değil, onu yeniden tanımlama çabası. Su rezervlerini savunmaları, sınırlı kaynakların olduğu bir dünyada sonsuz dijital genişleme hayalini sorguluyor.
Sorun yenilik değil, dağıtımla ilgili. Geri dönüştürülmüş su, tuzlu su ve yağmur suyu kullanan sürdürülebilir soğutma sistemleri zaten mevcut. Hava bazlı sistemler ve ısı geri kazanım,ı tatlı su kullanımını daha da azaltabilir. Ancak şirketlerin su ucuz, denetimsiz ve bilançolarda görünmez olduğu bir dönemde bu alternatifleri benimsemek için bir motivasyonları yok. Bir diğer daha derin sorun ise yapay zekânın doğasında yatıyor: Yoğun hesaplama sistemi giderek daha fazla su tüketimi gerektiriyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek, teknolojik hırsları günümüzün artan iklim ve ekolojik krizlerinin gerçekleriyle uzlaştırmayı gerektirir. Aksi takdirde, yapay zekânın kontrolsüz büyümesi, su sıkıntısı olan bölgeleri fedakarlık bölgelerine dönüştürme riski taşıyor.