Ana içeriğe geç

Hamas silahı bırakıyor mu: Kahire’den sızan bilgiler

Batı ve İsrail medyasında yer alan "Hamas silah bırakmayı kabul etti" iddiaları gerçek mi... Hamas Siyasi Büro üyeleri Halil el-Hayya ile Hüsam Bedran konuyla ilgili ne dedi... Haberimizde...

Hamas silahı bırakıyor mu: Kahire’den sızan bilgiler
Odatv
16

Batı ülkeleri ve İsrail medyası Hamas’ın silah bırakmayı kabul ettiğini öne sürdü.

HAMAS KAYNAKLARI İSE ÇOK NET: SİLAH BIRAKMAK YOK

Hamas’ın resmi sitesindeki açıklamada, “direniş silahının işgalin varlığına bağlı olduğu” ve silah dosyasındaki her tartışmanın “Filistin’in iç meselesi” olarak, işgalin sona ermesi ve siyasi çözüm süreciyle bağlantılı ele alınması gerektiği belirtiliyor. Yani Hamas, silahı doğrudan bırakma taahhüdü vermiyor.
Kassam Tugayları’nın resmi çizgisi daha sert:

“İşgal sürdükçe halkımız silahından vazgeçmeyecek” vurgusu yapılıyor. Bu da Hamas’ın askeri kanadının “silah bırakma” fikrine açık olmadığını gösteriyor.

Hamas silah bırakmıyor; “tam teslim” iddialarını reddediyor. Ancak silahın görünürlüğü, kullanımı ve denetimi konusunda, işgalin sona ermesi ve Filistin iç uzlaşısı şartlarına bağlı bazı formüllere kapıyı tamamen kapatmıyor.

Hamas’ın tecrübeli müzakerecileri ve Siyasi Büro üyeleri Halil el-Hayya ile Hüsam Bedran’ın yürüttüğü Kahire görüşmelerinden sızan ve örgüt tarafından resmiyet kazandırılan "silah stratejisi" üç ana temele dayanıyor:

"TESLİM OLMA YOK, SİLAHLAR SOKAKTAN ÇEKİLECEK"

Hamas Siyasi Büro Üyesi Hüsam Bedran, konuya ilişkin geçen hafta yaptığı resmi açıklamada, ABD öncülüğündeki planlara tamamen boyun eğmeyeceklerini ancak Gazze'nin idaresi için esnek bir formüle açık olduklarını belirtti. Bedran, Hamas'ın pozisyonunu şu net cümleyle özetledi:

"Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmak üzere Filistin Ulusal Komitesi (NCAG) göreve başladığında, Gazze sokaklarında ve ara sokaklarında resmi Filistin polisinin silahları dışında hiçbir görünür silah kalmayacaktır. Alışık olunan silahlı gövde gösterileri son bulacak. Ancak bu, silahları teslim ettiğimiz anlamına gelmez. Silahların geleceği, ulusal bir çerçevede, diğer Filistinli gruplarla birlikte kararlaştırılacaktır."

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ŞARTI: "İŞGAL BİTMEDEN SİLAH BIRAKMAYIZ"

Hamas’ın resmi kanallarından yapılan açıklamalarda, silahların tamamen tasfiye edilmesinin ancak ve ancak nihai bir siyasi çözümün sonunda mümkün olabileceği vurgulanıyor:

Örgüt, Filistin halkı 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan tam bağımsız ve egemen bir devlete kavuşmadığı müddetçe direniş silahının yasal ve ulusal bir hak olarak kalacağını belirtiyor.

Hamas kaynakları, aşamalı bir silahsızlanmaya (decommissioning) tamamen kapalı olmadıklarını, ancak bunun için İsrail’in de eş zamanlı olarak Gazze’den tamamen çekilmesi ve saldırıları durdurması gerektiğini şart koşuyor. Ağır silahların ve roketlerin üçüncü bir tarafın gözetimindeki depolarda kilitlenmesi fikrine açık kapı bırakılırken, hafif silahların teslimi kesinlikle reddediliyor.

GAZZE HÜKÜMETİNİ FESHETMEYE HAZIRLAR

Silah konusunda taviz vermeyen Hamas, yönetim gücü konusunda ise geri adım atmaya hazır olduğunu ilan etti. Hamas Sözcüsü Hazem Kasım ve resmi heyetler, ABD destekli barış planı kapsamında kurulacak teknokrat bir Filistin yönetim komitesi göreve başlar başlamaz, Gazze’deki mevcut Hamas hükümetini derhal feshedeceklerini duyurdu.

Özetle Hamas kaynakları diyor ki; Gazze’de idari yönetimi bırakmaya ve "silahları sokaklardan çekip görünmez kılmaya" hazırız. Ancak İsrail işgali tamamen bitmeden ve bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan elimizdeki silahları hiçbir güce "teslim etmeyeceğiz" ve tamamen "silahsızlanmayacağız."
Hamas iki gün önce bölgesel dayanışma çağrısı yapmıştı. Açıklamada şu noktalar dikkat çekti:

“Siyonist işgalin Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te halkımıza, ayrıca kardeş Lübnan halkına yönelik sürdürdüğü saldırılar ve işlediği suçlar karşısında, bu saldırganlığın ve devam eden suçların durdurulması artık acil bir öncelik hâline gelmiştir. Bu da bölgede ve dünyada bulunan tüm tarafların dayanışma içerisinde hareket ederek bu saldırılara son vermesini gerekli kılmaktadır.

Zira siyonist rejimin ve onun kontrolsüz saldırgan tutumunun, bölgede yaşanan tüm gerginliklerin temel kaynağı olduğu ve bunun uluslararası alanda da ciddi sonuçlar doğurduğu açıkça görülmektedir. İşgal rejimi; Gazze’ye, Lübnan’a ve İran’a yönelik aralıksız saldırılarıyla, ayrıca verdiği sözleri bozması, yükümlülüklerinden sürekli kaçınması ve imzaladığı anlaşmaları defalarca ihlal etmesiyle, hiçbir ahde riayet etmeyen ve hiçbir mutabakata bağlı kalmayan bir yapı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.”

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler