Ana içeriğe geç

Frikik, taç, korner, şut... Güneş Dil Teorisi yeşil sahada

Kaan Arslanoğlu yazdı...

Frikik, taç, korner, şut... Güneş Dil Teorisi yeşil sahada
Odatv
16

Dünya Kupası nedeniyle isteyen istemeyen bol miktarda futbola maruz kalmış durumda. Kitlelerin afyonu der solcular futbola. Sorun şu ki o afyon olmasa başka afyon, hiç afyon kalmasa başka bir zıkkım bulur bu kitleler. Kabahat Allah’ın gariban bitkisi afyonda değil yani. Futbolda da değil. Biz işimize bakalım, futbol terimlerindeki müthiş rastlantı silsilesine göz atalım. Pek çoğu yine büyük tesadüfler sonucu Türkçe köklü gibi görünüyor.

“Dünya dillerinin kökünde Türkçe var” tezini tarihsel temeliyle, genetiğe dayanarak, gramer yapısıyla, on binlerce sözcük örneğiyle ne kadar anlatsak ne halkın umurunda, ne “aydınların”, ne bilimin umurunda. Buğulu fikirlerin loşluğunda, ağdalı, hantal sözcüklerle “benzetme” veya “rastlantı” diyenlere hayat ne kadar basit. O yüzden biz de “binlerce yıl önce bu diller oluşurken ortakmışlar” gibi kaldıramayacakları şeyler söylemeyelim. Komik, hoş, başka işe yaramaz, küçük benzerlikler olarak, sırf eğlenmek için küçük bir liste yapalım.

Futbol: foot-ball şeklinde iki parçalı sözcük. Foot ayak demek. Eski Türkçede “but” bacak, ayak demek. Türkiye Türkçesinde sadece bacağın bir kısmı olarak “but”: foot kalmış. Ball top demek. Altay Türkçesinde bolçok, polçok, bultay, bultak yuvarlak şey, şiş nesne, şişme demek. “Hint-Avrupa” kökü “bhel”. Türkçe “bel” ve bel vermek de bununla ilgili. Bullet, balistik, folikül gibi çok sayıda sözcük yuvarlak, top şeklinde cisim kavramıyla bağlantılı.

Gol: İngilizce “goal” hem gol hem kale anlamına gelir. Dolayısıyla “goal” hem amaç, son nokta, erek, sınır anlamında, hem “kale” anlamındadır. Goal: kale ilginç şekilde örtüşür. Gerçi bizim süper zeka dilbilimciler “kale” için Arapça derler, lakin Eski Türkçe “kal” kökü (ki “koloni” sözcüğü bile oradan türer) mal gibi meydandadır.

Frikik: Free serbest demektir ve “bırak” kökünden türer. Kick hem vuruş, hem tekme anlamındadır. Türkçe kökü “kak” vurmadır.

Taç: “touch line” teriminin Türkçedeki kısa hali. Bu çizgiden öte topa elle dokunulabilir, oyun harici bölgedir zaten. Buradan yapılan atışlar elle yapılır. Taç, touch: “tokun”, dokun kökü açık.

Şut: İngilizce shoot atmak ve vurmak. Latince iacto. Türkçe “at” kökünden türer “S kuralı”na göre. Çat (vurmak, vurma sesi) ayrı bir değişkesi.
Forvet: forward, fore (ileri, ileriye, öne) demektir. Türkçe fırlak, fırla, burun ile yakın bağlantılı.

Bek: İngilizce “back” arka demektir. Türkçe “bekle” sözcüğüyle yakın akraba. Türkçe “pek” (sağlam, tok) ve “berk” (sağlam, yüksek yer, mevzi) ile kuzen.

Stoper: stop (dur, durdur) kaynaklı. Türkçe tut, dur, ting (dinlen) köklü, ama bazı ses değişim yasalarıyla. Onları anlatıp kafa karıştırmayalım, başka bir değişkesi Türkçe “tapa” sözcüğünü hatırlatalım. S-top: tapa (S yasası).

Pas: İngilizce pass, geçmek ve aynı zamanda vermek anlamında. Kesinlikle Türkçe “bas”: pace, basıp geçmek köklü. Eski Altay Türkçesinde “paşkı, başkı” gibi formları var.

Korner: Eski Türkçe “kıran” (köşe, kenar).

Penaltı: İngilizce penalty, punish ceza anlamına gelir. Eski Türkçe “ban” bağlama, yasaklama (Türkçe Arapça men).

Teknik: Eski Yunanca tekhne tüm Batı dillerine geçmiş. Gemi yapımı, ağaçtan eşya yapımı kavramından doğmuş. Asıl kökü Eski Türkçe “tekne”: su kabı, yalak, su aracı.

Şort: futbolcuların şortları. İngilizce “short” (kısa) kaynaklı. Eski Türkçe kısga, kırt: short olmuş.

Antrenör, training: dış kaynak “train” (çekme, sürükleme) kökünü gösteriyor ki, Türkçe “tara” köküyle bağlantılı. Benzer bir “travay” (zor çalışma) kavramı var ki, onun da kökü Türkçe ‘tarı’ (zorlu iş, tarım işi).

Lig: İngilizce league, Latince kaynaklı ve sözde Hint Avrupa kökü “leg”. Bağlama, birleştirme anlamında. Türkçe ile, ula, ilik (bağlama, birleştirme) kökü asıl kaynak.

Pres: İngilizce press, Türkçe bas. “Hint-Avrupa” kökü “per” (Türkçe ver, ber, var, vur kökleri). Türk lehçelerinde “parıg, par, parla, parıng > press: basım (A. Atabek)”

Atak: bizim Batı yalakası dilciler bunun kökü diye Fransızca “attaque” sözcüğünü gösteriyor. Elleri mecbur, çünkü İngilizler de kendi “attack” sözcüğünü aynı köke bağlıyor. Onların üstüne atak yapmayın, sadece Fransız merdesi ikram edin. “At” Türkçede en temel fiil köklerinden biridir oysa. Atmak, atılmak, atlamak, atamak… Atletizm sözcüğünün kökeni de bu temel fiildir. Muhtemelen, beygir olan at, at binmek, at sürmek de bağlantılı. Türkçede “et” (yapmak, yemek); “it” (itmek, göndermek); öt, üt gibi Türkçe fiil kardeşleri de kapı gibi yanında duruyor. Fransızca kökenliymiş!

Kart: İngilizce card, Latince charta, İngilizce chart vb. Köken Türkçe kağıt, Eski Türkçe kagaz, gagaz, kegiz (keçe kaynaklı) ve ayrıca kert, kertmek…

Skor: dış kaynaklara göre sözde Hint Avrupa kökü “sker”. Türkçe “kert”, kertmek (kazarak, keserek işaretlemek). (S yasasının yüzlerce örneğinden biri daha.)

Kupa: köken Türkçe “kap”.

Kaptan: İngilizce captain, ileri sürülen kök İtalyanca capetano. Latince caput (baş), kafa kaynaklıymış. Türkçe “kafa”yı da Yunanca, Latince kaynaklı gösterir bizim allame: cephal, kefal… Fakat bunun öz be öz Türkçe olduğunu sözlüklerimde ayrıntılı açıklıyorum. Tarihte düşman kafası, kafatası ayinsel bir içme kabıdır. Almanca kopf. Türkçe “kap” sözcüğüyle bağlantılıdır. Kutlamalarda kupadan o yüzden içki içilir. Proto-Altay “kepha” (Bomhard). Türkçe “kof” içi boş demektir. Türkçe “kop” tepe, üst nokta demektir. Osmanlı’da: kapudan.

TÜRKÇEYE KISMEN GEÇMİŞ VEYA GEÇMEMİŞ BAZI BAŞKA İNGİLİZCE FUTBOL TERİMLERİ

Play, player: oyun, oynamak, oyuncu. Spielen (Almanca); ballo (Latince, İspanyolca); bizdeki “balo” dans, oyun. Altay Türkçesinde ve çeşitli Türk lehçelerinde “piyala, piyele, bi, bila, vilya”: oyun, dans (Radloff, Sewortyan). Kızılderili dilinde BAAXAL, AEN: play, oyun, oyna, bailar (İspanyolca).

Tackle: engellemek, takmak…

Goal keeper: “goal”u yukarda gördük. Keep (Eski Almanca “kap”) tutmak, korumak, sürdürmek, alıkoymak vb. Kök Türkçe “kap”: kapmak, kapatmak, kapsamak, yakalamak vb. İngilizce capture, Latince capare, captare vb.

Trip: çelme. Tırpan, tırpanlama.

Announce (anons): ün, ünleme

Save: kalecinin gol kurtarması. Sav, savuştur, savun.

Time, timing: eski Türkçe “dem”. Bize sadece çay demlemesi kalmış.

Point: puan. Kök Türkçe “benek”.

Hepsi bu kadar sanılmasın. Fakat bu kadarını anlayabilen gerisini kendi de araştırıp bulabilir. Bizim kaynaklarımıza da başvurabilir.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler