Ana içeriğe geç

Oğuz Kaan Salıcı: ‘Dağılma dün değil Özgür Özel genel başkanken başladı’

CHP'li Oğuz Kaan Salıcı, partideki sürecin bölünmeyi aşıp dağılma boyutuna geldiğini savundu. Salıcı, kopuşların ve partiden ayrılmaların dün değil, Özgür Özel genel başkan olduktan sonra başladığını belirterek vaatlerin süreci yönetmede yetersiz kaldığını kaydetti.

Oğuz Kaan Salıcı: ‘Dağılma dün değil Özgür Özel genel başkanken başladı’
Aydınlık
16

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, sosyal medya hesabı üzerinden Özgür Özel ve ekibinin CHP’yi bölme girişimine yönelik kapsamlı bir açıklama yaptı. Parti içi ayrışma, yerel yönetimlerden istifalar ve iktidar partisine geçişler üzerinden eleştirilerde bulunan Salıcı, yaşanan durumu “dağılma” olarak nitelendirerek “Dağılma emareleri dün değil, Özgür Özel genel başkanken başlamıştır” dedi.

‘OLAN BİTEN BÖLÜNMENİN ÖTESİNE GEÇMİŞTİR’

Salıcı, parti içerisinde yaşanan mevcut tablonun basit bir görüş ayrılığı olmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşananları doğru teşhis edelim. Biraz uzun anlatacağım. Olan biten, bölünmenin ötesine geçmiştir; dağılma emareleri görülmektedir. Bunun adı, Özgür Özel’in söylediği gibi, ‘karpuz ile karpuz sapının ayrışması’ değildir. Kaygım odur ki ortada kabuğu çatlayan bir nar vardır. Dağılma emareleri dün değil, Özgür Özel genel başkanken başlamıştır. 4-5 Kasım Kurultayı’ndan önce yazdığım yazıda Özgür Özel’e bir soru sormuştum: ‘Partiyi bir arada tutabilecek misin?’ Maalesef olmadı."

‘SADECE KOLTUK SEVDASI VE HAPİS KORKUSUYLA AÇIKLANAMAZ’

Partiden ayrılıp iktidar partisine geçen belediye başkanları üzerinden örnekler sunan Salıcı, yaşanan geçişlerin yalnızca kişisel ikballe açıklanamayacağını kaydetti:

"İlk işaretleri belediyelerimizde gördük. Başka bir muhalefet partisine geçmenin bile bir izahı vardır. Ama Cumhuriyet Halk Partili uyuyup, AKP’li uyanmak eşyanın tabiatına aykırıdır. Siyasette kendisini güvende hissetmeyen kişilerin, partimizden uzaklaşıp, yıllardır zulmeden AKP’ye geçmesini sadece koltuk sevdasıyla veya hapis korkusuyla açıklayamazsınız. Keçiören’e bakın. İl olsa büyükşehir olacaktı. Mesut Özarslan, genişleme politikası kapsamında partimize katıldı. AKP’ye gitti. Diyelim ki o zaten CHP’li değildi… Şehitkamil’e bakın. Büyükşehir nüfusuna sahip başka bir ilçemiz. Belediye başkanı; atadan, dededen CHP’li. AKP’ye gitti. Keşan’ı dört dönem kazanan belediye başkanı AKP’ye gitti. Aksu gitti. Serik gitti. Haymana gitti. Söke gitti. Seydişehir gitti. Altınova gitti. Hasankeyf gitti. Yahu, Türkiye’nin öbür ucundan Göle gitti. AKP, Gölesiz yapamayacak mıydı da gitti? 79 yıl sonra aldığımız Afyon gitti. Burcu Köksal, partimizin Grup Başkanvekiliydi. AKP’ye gitti. Büyükşehir belediyesi Aydın gitti. Özlem Çerçioğlu, 37. Kurultay’ın Divan Başkanıydı. AKP’ye gitti."

‘PARTİMİZİN KALESİNDE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI İSTİFA ETTİ’

Açıklamasının devamında İstanbul, Antalya ve İzmir’deki tabloya değinen Salıcı, gelinen noktayı şu sözlerle anlattı:

"Diyelim ki bu isimler Özgür Özel’e muhalifti… Beykoz ailenin içinden değil miydi? İmamoğlu, Özlem Vural Gürzel’in evladı gibi olduğunu söylemedi mi? O da AKP’ye gitti. İstanbul’da başka ilçeler de konuşulmuyor mu? Antalya büyükşehir… Muhittin Böcek bir anda mı ‘hain’ oluverdi? Medya sabah akşam ‘Bunları Özel mi, Kılıçdaroğlu mu getirdi?’ diye tartıştı. Mesele kimin getirdiği değil, anlayalım artık. Ya İzmir’e ne demeli? Partimizin kalesinde, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay partimizden istifa etti. Nereye gideceği belli değil. Tabii gelenler de oldu. Milletvekili Nimet Özdemir geldi, sonra AKP’ye gitti. Özgür Özel’in canla başla sahip çıktığı Adnan Beker… Bir gün otobüsün üstünde, öbür gün arazi. O da istifa etti. AKP’ye gitse şaşırmam. İşte bu yüzden bunun adı dağılmadır. Tehlike, bölünmenin ötesindedir."

‘PARTİ AİDİYETİ ZAYIFLAMIŞTIR’

Parti içerisindeki nitelik ve örgütleşme sorununa da vurgu yapan Salıcı, şunları kaydetti:

"Bu dağılmayı sadece mutlak butlan kararına bağlamak gerçeği gizlemektir. Partide fikren altı doldurulamayan bir ‘değişim’ sonucunda merkezi otorite ve parti aidiyeti zayıflamış; bireysel pozisyonlar ön plana çıkmıştır. Bu, trollersin aklıyla veya etkisiyle konuşulacak bir sorun değildir. Sosyal medyanın esiri olmuş bir kesim şen şakrak sloganlar atarken bizim içimiz yanıyor. Giden milletvekilleri de üzgün, kalan milletvekilleri de… Ve bu ayrılık, çok önceden planlanmış bir senaryonun son perdesidir."

‘KOPUŞU AKILLARINA YERLEŞTİRMİŞLERDİ’

Partideki ayrılığın çok önceden planlandığını belirten Salıcı, şöyle devam etti:

"‘26 Temmuz’a kadar kurultay yapılmazsa CHP seçime giremez’ yalanıyla parti tabanını paniğe sevk edenler, nerede yazıldığı belli olmayan senaryolarına gerekçe ürettiler. Çünkü ayrılığın fikir babaları, partiden kopuşu akıllarına çok önceden yerleştirmişlerdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Ayrılmayın’ çağrısı da zayıf kaldı; inandırıcı bulunmadı. Kurultay’a dair vaatler ikna edici görülmedi. Süreci rahatlatacak güvenceler verme noktasında yetersiz kalındı. Oysa siyasi bir yargı kararının Cumhuriyet Halk Partisi’nde açtığı yara aklıselimle onarılabilirdi."

‘GİTTİĞİMİZ BİR YER YOK, BİZ CHP’LİYİZ’

Açıklamasını parti örgütüne ve tabana yönelik birlik çağrısıyla tamamlayan Salıcı, şu sözlere yer verdi:

"Kardeşlerim; Bu süreçte dilimize ve birbirimize mukayyet olalım. Onca yıl omuz omuza mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızın kalbini kırmayalım. Dün yüz yüze bakıyorduk. Yarın yine selamlaşacağız. Türkiye’nin geleceği için, iktidar hedeflerimiz için yine aynı ortamlarda konuşacağız. Unutmayın; Cumhuriyet Halk Partisi bizden önce de vardı. Bizden sonra da var olacaktır. Bir yere gittiğimiz yok. Biz partimize rastlantı sonucu gelmedik. Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz."

Kaynağa Git

İlgili Haberler