Çin Bilimler Akademisi'nden Xiaotong Peng ve ekibi liderliğindeki uluslararası bir araştırma heyeti, Hint Okyanusu'nun derinliklerinde yürüttükleri araştırmalarda benzersiz bir keşfe imza attı. "Fendouzhe" adlı derin deniz denizaltısıyla gerçekleştirilen 32 dalış neticesinde, okyanus tabanında 1200 kilometre boyunca yayılan devasa bir balina mezarlığı haritalandırıldı. Araştırmacılar, hadal kuşağı olarak adlandırılan bu aşırı derin bölgede 485 balina fosili alanı ile hâlâ organik çözünmesi devam eden 5 aktif balina leşi (whale fall) tespit etti. Bölgedeki balina kalıntısı yoğunluğunun kilometrekare başına 759.5 bireye ulaştığını hesaplayan bilim insanları, bu olağanüstü yoğunluğun V şeklindeki okyanus hendeği topoğrafyasının ölen canlıları bu havzada toplamasından kaynaklanabileceğini belirtti.
YENİ BİR BALİNA TÜRÜ KEŞFEDİLDİ
Yapılan stronsiyum izotop tarihlemeleri, alandaki en eski fosillerin yaklaşık 5.3 milyon yaşında olduğunu ve bölgenin milyonlarca yıldır kesintisiz bir fosil arşivi olarak işlev gördüğünü ortaya koydu. Alandaki kalıntıların büyük bölümünün, hem soyu tükenmiş hem de hâlâ yaşamakta olan ve çok derinlere dalabilen "gagalı balina" (beaked whale) türlerine ait olduğu saptandı. İncelemeler sırasında, nesli tükenmiş balina gruplarına ait bulgular arasında bilim dünyası için tamamen yeni olan bir tür de teşhis edildi. Araştırmacılar, bu yeni antik balina türüne bölgenin ismine atıfla şu adı verdi: "Pterocetus diamantinae"
Gagalı balinaların kafataslarında yer alan ve vertebrate dünyasının en yoğun kemik yapılarından biri olarak bilinen "rostrum" bölümlerinin ferromanyetik oksitlerle kaplanarak doğal birer lahite dönüştüğü, bu sayede milyonlarca yıl boyunca erimeden günümüze ulaştığı ifade edildi.

'BALİNA DÜŞÜŞÜ EKOSİSTEMLERİ'
Balina leşlerinin okyanus tabanına çökmesi, derin deniz canlıları için hayati besin kaynakları yaratarak "balina düşüşü ekosistemleri" oluşturuyor. Keşfedilen aktif alanlardaki kimyasal devingenliğin, güneş ışığının ulaşmadığı bu soğuk ve karanlık ekosistemlerde sülfür bazlı kemosentez süreçlerini tetiklediği aktarıldı. Kemik yiyen solucanlar, deniz yıldızları, deniz anaları ve kemosentetik midyelerden oluşan ve birçoğu bilim dünyası tarafından henüz tanımlanmamış canlı topluluklarının bu fosiller üzerinde yeni koloniler kurduğu gözlemlendi.