Bingöl'e bağlı Karlıova ilçesinde düzenlenen Kanîreş Kültür ve Doğa Festivali, at yarışıyla başladı. Festival ekoloji paneliyle devam etti. Moderatörlüğünü Mürsel Bek’in yaptığı panele, Varto Ekoloji Platformu üyesi Çayan Dursun, Çevre Yüksek Mühendisi Can Fidal Boldaş, Çevre Gönüllüsü avukat Kübra Sudan ve Peri Vadisi Savunma Platformu Sözcüsü Ekrem Alan konuşmacı olarak katıldı. Panele siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Panelde ilk olarak konuşan Can Fidal Boldaş, Karlıova’da çok ciddi ekolojik yıkım politikalarının uygulandığını, bu politikalara karşı kolektif direniş ağlarının kurulması gerektiğini anlattı. Boldaş, “Orman kesimleriyle, faili meçhul orman yangınlarıyla, maden ocaklarıyla, enerji santralleriyle çok yelpazede ciddi bir ormansızlştırma politikası yürütülüyor. Buna bir de petrol, kömür gibi yakıtlar eklenince; küresel ısınma dediğimiz gerçeklik ivme kazanıyor. Küresel ısınmayla beraber iklim değişir. Son yıllarda aşırı hava olaylarının nedenlerinden birinin ormansızlaştırma politikaları olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu ormanlar kesilince atmosferdeki karbon artıyor ve sıcaklar olağan üstü duruma geliyor” dedi.
HES’e dair de konuşan Boldaş, “HES nedir? Kendi yaşam alanımızdaki derelerin, akarsuların; bizim kullanımımıza kapatılıp, şirketlere satılmasıdır. Yani şirketler 49 yıllığına o derelerden zenginleşirken, biz hakkımız olan kaynağı kullanamayacağız” diye konuştu.
"Halkın örgütlü gücü karşısında kimse duramaz"
Panelde konuşan Varto Ekoloji Platformu üyesi Çayan Dursun, "Firma, 'biz Varto'da bu işi yapmayacağız. O çadırlar orada oldukça halkla karşı karşıya gelmeyeceğiz' diyor. Ancak Karlıova'da yapacaklarını söylüyor. Ve bunu çok rahat söylüyorlar. Bu bizimle ilgili bir durum. Mücadele etmek dışında bir şansımız yok. Aynı mücadele hattının da burada kurulması gerekiyor. Esas ayak mücadeledir. Halkın örgütlü gücü karşısında hiç kimse duramaz" diyerek birleşik bir mücadele çağrısı yaptı.
“Ekolojimizi sonuna kadar savunacağız”
Kanireş’te maden projesine karşı yürüttükleri mücadeleyi anlatan Ekrem Alan da, “Peri Vadisi’nde iş makineleri köyü girdiği gün Kaynarpınar’da bir JES olduğunu fark ettik. O güne kadar hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Varto ve Peri’nin diğer köyleri bizden çok şanslıydı. Çünkü hiçbir şeyden haberimiz olmadan bir gün baktık ki, makinalar köyümüzde çalışıyor. Dolayısıyla mücadele yürütmemiz gerektiğini düşündük. Bir örgütlü yapı kurduk. Erzurum Bölge Mahkemesi’nin iptal ettiği davamızı, Danıştay’da kazanarak cevap verdik. Bunun yanında, alanda çok yönlü bir mücadele yürüttük. Ben bir kanser hastasıyım. Kanserin ne olduğunu çok iyi bilirim. Benim çektiğim sancıları buradaki insanların çekmesini istemiyorum. Anne karnındaki çocuklarımız, suyumuz, çiçeğimiz zehirleniyor. Hayvanımızın yediği ot zehirleniyor. Bizim mücadelemiz ekolojik bir mücadeledir. Biz ekolojimizi sonuna kadar savunacağız” ifadelerini kullandı.
“Yöre halkının yanımızda olması önemli”
Kanireş genelinde JES ve maden faaliyetlerinin baş gösterdiğini söyleyen Kübra Sudan da, JES’e karşı 5 Ağustos 2025’te yasal süreç başlattıklarını ancak Erzurum Bölge Mahkemesi’nin 2 yıl süre geçtiği için yaptıkları başvuruyu reddettiğini söyledi. Ancak Danıştay’ın kendilerini haklı bulduğunu belirten ve bunun diğer köyler içinde emsal karar olduğunu vurgulayan Sudan, “Davanın bu şekilde ilerleyeceğine inanmamışlardı. Ama bu bir hukuki süreçtir. Çevre hukukunu ilgilendiren konularda, yöre halkının arkamızda olması önemli. Tabii ki yöre halkının bu noktada yanımızda olması çok önemli. Hepimizin duyarlı olması gerekiyor” dedi.