Marmara Denizi’ndeki Gemlik Körfezi’nde, Kumla ve Karacaali sahillerinde deniz yüzeyinde yaşanan renk değişimi müsilaj korkusunu yeniden tetikledi. Kısa süre sonra deniz eski berraklığına kavuşurken, uzmanlar ve sektör temsilcileri yaşanan durumun müsilaj değil, mevsimsel bir alg patlaması olduğunu belirtti. Ancak çevre mühendisleri, bu durumun organik kirlilik sürdüğü müddetçe yeni bir müsilaj dalgasının habercisi olabileceği konusunda uyarıyor.
BALIKÇILARA GÖRE DURUM NORMAL
Gemlik Su Ürünleri Kooperatifi Başkan Yardımcısı Kadir Aksu, kamuoyunda ve medyada yer alan müsilaj iddialarının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Kış aylarından bu yana deniz yüzeyinde ya da balıkçı ağlarında herhangi bir müsilaja rastlanmadığını belirten Aksu, şunları söyledi:
"Müsilaj yazın bir anda ortaya çıkan bir şey değildir; oluşumu kış aylarında, ekim ve kasım gibi başlar ve ilk olarak balıkçıların ağlarına salya şeklinde zarar verir. Şu an denizde böyle bir durum yok. Sahillerde görülen turunculuk, her yıl mayıs ve haziran aylarında yaşanan midyelerin üreme dönemiyle ve ölen denizanalarıyla ilgilidir. Halk arasında alg veya plankton patlaması, 'kızıl gelgit' (red tide) olarak bilinen bu doğa olayı yaklaşık 15-20 gün içinde kendiliğinden sona erer."
AKADEMİK GÖRÜŞ: MÜSİLAJIN HABERCİSİ
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar ise konuya daha temkinli yaklaşıyor. Alg patlamasının normalde doğal bir süreç olduğunu belirten Dindar, Marmara Denizi’ndeki aşırı azot ve fosfor yükü nedeniyle bu çoğalmanın kontrolsüz bir boyuta ulaştığına dikkat çekti.
Dindar, evsel atık suların yetersiz arıtılması ve tarımsal gübreler ile zirai ilaçların Nilüfer Çayı, Susurluk Çayı ve Karsak Deresi vasıtasıyla körfeze taşınmasının bu kirliliği beslediğini vurguladı. Pas, yeşil veya kırmızı renklerde görülen bu fitoplankton patlamalarının direkt müsilaj olmasa da ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti.
TEHLİKE DERİNLİKLERDE SÜRÜYOR
Müsilajın 2021 yılından beri Marmara Denizi'nden tamamen temizlenmediğini, kış aylarında 10 ila 20 metre derinliklerde varlığını sürdürdüğünü hatırlatan Doç. Dr. Dindar, yaz aylarında deniz suyu sıcaklığının artması, rüzgarların azalması ve denizin durgunlaşmasıyla bu yapının yüzeye çıkma potansiyelinin arttığını ifade etti. Rüzgar etkisiyle bazı bölgelerin temizlenmiş gibi görünmesinin yanıltıcı olduğunu, sadece yüzey temizliğinin kesin bir çözüm sunmadığını ekledi.
RİSK DEVAM EDİYOR
Şu an için deniz yüzeyinde 2021 yılındaki gibi jelimsi, ağdalı bir tabaka bulunmadığını ve balıkçılık açısından akut bir kriz olmadığını belirten Doç. Dr. Dindar, şu uyarıda bulundu:
"Yüzeyde müsilaj görmüyor olmamız, denizde bu riskin kalmadığı anlamına gelmez. Alg patlaması, bölgedeki organik kirliliğin en somut kanıtıdır. Eğer deniz suyu sıcaklıkları hızla yükselmeye devam eder ve biz azot-fosfor gibi atık yüklerini azaltamazsak, müsilajın yeniden yüzeyi kaplaması kaçınılmaz olacaktır."