DAMA VE MUSTAFAKEMALPAŞA (1)
Nasıl Can Suyu Oldu?
Cumhuriyet döneminin ilk resmî Türk Daması turnuvası 1949 yılında düzenlenmiş olsa da, dama sonraki yıllarda diğer zekâ ve masa oyunlarının gölgesinde kalmaya başladı. Gerekli kurumsal yapıya bir türlü kavuşamayan dama camiası, uzun yıllar boyunca dağınık bir görünüm sergiledi.
1990'lı yıllarda İzmir ve İstanbul'da bazı turnuva girişimleri yapılmış olsa da bunların devamı getirilemedi. On yılın sonlarına gelindiğinde Türk Daması adeta can çekişiyor, ülke genelinde yalnızca birkaç kahvehanede oynanan ve geleceği belirsiz bir kültürel mirasa dönüşüyordu.
Tam da bu dönemde, Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Sayın Hayri Öztetikler Türk Daması'na güçlü ve kurumsal bir sahiplenme göstererek önemli bir adım attı. Necip Çelik, Ahmet Ülkü, Mehmet Mürşit Ersöz, Kemalettin Demirbaş ve Vefik Tapkan gibi değerli isimlerin bir araya gelmesiyle tarihi bir hareket başladı.
O günlerde merhum Kemalettin Demirbaş'ın bana söylediği bir sözü hiç unutamam:
"Ahmet'çiğim, bu hareket damanın can suyu olacak. Hissediyorum."
Gerçekten de öyle oldu.
2000 yılında başlayan ve bugün çeyrek asrı geride bırakan Uluslararası Mustafakemalpaşa Türk Daması Şampiyonası, Türk Daması'nın yeniden ayağa kalkmasının en önemli kilometre taşı haline geldi. Önce Sayın Hayri Öztetikler'in, ardından Sayın Sadi Kurtulan'ın dama camiasıyla kurduğu güçlü bağlar, bu oyunun yeniden hayat bulmasını sağladı.
Daha sonraki yıllarda Sayın Mehmet Kanar ve Sayın Şükrü Erdem'in de aynı hassasiyet ve sahiplenmeyle bu geleneği sürdürmeleri, damanın gelecek nesillere aktarılmasında büyük rol oynadı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bu tarihi hareketin ilk günlerinden itibaren içerisinde yer almış olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorum.
Nasıl Uluslararası Kimlik Kazandı
2000'li yılların başında Türk Daması dijital ortama taşınmaya başladı. Özellikle LudoTeka platformu sayesinde farklı ülkelerdeki dama oyuncularıyla iletişim kurma ve karşılaşma imkânı doğdu.
Türkiye'de Oğuzhan Sarıbıyık, Mustafa Kızılay, Mustafa Sancak, Osman Pıtır ve benim de içerisinde bulunduğum bir grup öncünün girişimleriyle Kuveyt, Lübnan ve diğer ülkelerdeki dama ustalarıyla güçlü dostluk köprüleri kuruldu.
Kısa süre içerisinde Türkiye'nin dört bir yanındaki ustalar da LudoTeka üzerinden yeteneklerini sergilemeye başladı. Faik Yıldız, Ogün Tancer, Mesut Gencer, Ramazan Akçagün, Osman Pıtır ile Suat ve Nihat Aydın kardeşler uluslararası düzeyde tanınan isimler haline geldiler.
Aynı dönemde Kuveyt, Lübnan, Irak ve İran'daki bazı sporcuların da dikkat çekici bir ustalık sergilediği görülüyordu. Bu dostlarımızı birkaç yıldır başarıyla devam eden Mustafakemalpaşa Türk Daması Şampiyonası'na davet ettik.
2004 yılında Jasem Ahmad Alali'nin, bir yıl sonra ise Fadi Omran'ın davetimize katılmasıyla şampiyonamız gerçek anlamda uluslararası bir kimlik kazandı.
Bugün Mustafakemalpaşa, Japonya'dan Danimarka'ya kadar onlarca ülkeden sporcuların katıldığı, dünyanın en köklü Türk Daması organizasyonu haline gelmiştir. Ayrıca kendi bünyesinden de dama kültürüne önemli katkılar sağlayan çok sayıda değer yetiştirmiştir.
Federasyonlaşma Çalışmaları
2000 yılında yakılan bu meşale kısa sürede büyüdü. Başlangıçta küçük bir çoban ateşi olarak görülen hareket, zamanla büyük bir yangına; küçük bir kartopu ise dev bir çığa dönüştü.
Bu gelişim, damanın daha kurumsal bir yapı altında toplanması ihtiyacını da beraberinde getirdi. İzmir, Mustafakemalpaşa, İstanbul, Gaziantep, Şanlıurfa, Adana, Denizli ve Batman başta olmak üzere birçok dama merkezinde dernekleşme çalışmaları başlatıldı.
Bu dernekleşme süreci, federasyonlaşma yolunda atılan en önemli adımların öncüsü oldu. Yoğun emek, sabır ve ortak gayret sonucunda dama dernekleri federasyon çatısı altında bir araya gelerek daha güçlü ve daha kurumsal bir yapıya kavuştu.
Böylece Türk Daması yalnızca bir oyun olmanın ötesine geçerek, temsil gücü olan, organizasyon kabiliyeti yüksek ve geleceğe daha güvenle bakan bir yapıya ulaşmış oldu.
"Mustafakemalpaşa Dama Tarihi" üzerine hazırladığımız yazı dizisinin ikinci bölümünde, bu büyük hareketin bilinmeyen ayrıntılarını, önemli dönüm noktalarını ve damaya yön veren isimleri daha kapsamlı şekilde ele almaya devam edeceğiz.
Bu hafta sorularımız Türk Daması tarihinin önemli entelektüellerinden biri olan merhum Dr. Aziz BORLUOĞLU'nun "DAMA" kitabından gelecektir
Şimdilik kalın sağlıcakla.
Birinci Çözüm
g45 - b3c - f3e - h3g - g3a7
İkinci Çözüm
d3c - f34 - g3e - f4g - h45 - h3b7
Üçüncü Çözüm
a3b - h3g - e34 - c45 - c3g7

