Türkiye onu kameralar karşısında bacak bacak üstüne atmış, özgüveni tavan yapmış adam görüntüsüyle tanıdı. Filmlere konu olacak kadar mutsuz bir çocukluk, hayatta kalma çabası verdiği gençliğinin izlerini o görüntünün arkasına gizlemeye çalıştığını kimse anlayamadı.
Televizyon dünyasında birçok ilki gerçekleştiren Aziz Üstel’in anne ve babası o henüz 8 yaşındayken ayrıldı. Boşanmanın ardından iki yıl kadar annesiyle yaşadıktan sonra, Amerika’ya, babasının yanına gönderildi. Babası, “Külkedisi’nin anası gibiydi” diye anlattığı kadınla ikinci evliliğini yapmıştı. Amerika’da güzel bir gelecek kuracak diye düşünülürken, babası karısının her söylediğine inanınca, hayat onun için her geçen gün biraz daha zorlaştı.
18’ine geldiğinde, yaşadığı mutsuz çocukluğun filmin fragmanı olduğunu anladı.
Despot babası, üvey annesi ile el ele verip, kapının önüne koydu Aziz Üstel’i. Cebinde 5 kuruş parası yoktu. Parklarda yatıyor, benzin istasyonunun tuvaletinde yıkanıyordu. İstasyon çalışanları artık onu tanıdığı için ses çıkartmıyordu yıkanmasına.
Bir gece parkta uyku tulumunun içinde uyurken, gözünün içine kadar giren yağmurla uyandı. Gökyüzüne baktığında, pırıl pırıl parlayan güneşi gördü. Fıskiyenin altına yattığını fark etti. "Bu sana bir şey gösteriyor, dip bu" dedi. "Bundan daha dibe düşemezsin, bundan sonra çıkış başlayacak kafana takma."
Hayatın zorluklarıyla savaşırken, baba evinde kalan kardeşinin intiharı ile en büyük darbeyi yedi. Hayatı boyunca kardeşinin ölümünden üvey annesini ile babasını sorumlu tuttu.
Anne baba sevgisinden uzak geçen çocukluğunun etkisi ile üç evlilik yapmasına rağmen hiç çocuk sahibi olmadı.
“Ben hiç çocuğum olsun diye çabalamadım. İstemedim. Çocuk bana pek bir şey ifade etmedi. Çocukluğumdan etkilenmiş olabilirim” diye anlatacaktı duygularını.
Kardeşinin ölümü seçecek kadar etkilendiği mutsuz çocukluğuna rağmen ayakta kalmasının sırrını ise şöyle açıklıyordu:
“Kendini fazla ciddiye almayacaksın. Olaylar seni fazla sıkmaya başladığı zaman bir hayal dünyası oluşturup, oraya kaçacaksın. Ben onu yapardım çocukluğumda. Hayal dünyam vardı, oraya kaçar giderdim, kimse dokunamazdı. Ortalık durulunca tekrar realiteye dönerdim. Öyle ayakta kaldım.”
Amerika’da, Kalifornia Üniversitesinde yayıncılık ve uluslararası ilişkiler okudu. Ancak orada bu konularda çalışma şansı bulamadı.
Askerlik için döndüğü Türkiye’de kaldı. Bilgi Yayınevi'nde editörlük yaptı, kitap çevirmeye başladı. Sonrasında iki arkadaşıyla tercüme bürosu açtı. Anthony Burgess’in ünlü “Otomatik Portakal” kitabı da dahil, 50’ye yakın kitabın çevirisini yaptı.
Tek kanallı televizyon döneminde TRT’de yayınlanan Kaçak, Uzay Yolu, Görevimiz Tehlike gibi dizilerin çevirileri de Aziz Üstel’e aitti.
TRT'nin kravatlı sunucularının "sayın"sız, "siz"siz, "efendim”siz konuşmadığı günlerde bacak bacak üstüne atıp, evindeymiş gibi rahat sohbetler yaparak, bütün tabuları alt üst etti.
Bu tavrı, Kenan Evren’i rahatsız etti. Evren, onu TRT Genel Müdürüne, "Çok saygısız herif karşıma geçip bacak bacak üstüne atıyor" diye şikayet etti.
Genel Müdür, "Yapmaz efendim ben yıllardır tanırım çok saygılı insandır" deyince, problemin, televizyonda bacak bacak üstüne atması olduğu anlaşıldı.
Evren’in "Düşünecek benim o televizyonu seyrettiğimi" demesi üzerine, emir demiri kesti, Aziz Üstel’in işine son verildi.
Halbuki o oyuncu, aktör olmadığı için evde neyse ekranda da öyle davranıyordu. TRT yıllarında, seks filmlerinde oynadıkları için televizyonun kapısından bile geçmeleri yasak olan insanları ekrana çıkardı. Özal’ı televizyonda altında eşofman, üstünde atleti ile ağırladı.
Türk televizyonlarına farklı bir renk getirdi.
TRT’deki programlarıyla şöhretin zirvesine çıkınca, Kanal 6, ETV, Star, Show TV, TV24, ATV’de kendine kolaylıkla yer buldu. Gecenin Konukları, Ne Olacak Bu Memleketin Hali, Patron Katı, çok tutulan programlarından bazılarıydı. CNN’deki spor programı, kesintisiz 8 yıl sürdü.
Neredeyse tüm televizyon kanallarında taklit bile edilemeyen programlar yaptı.
Yazdığı Kartal Kaya dizisi, Kanal D’de yayınlandı. Metin Akpınar ve Zeki Alasya’nın bazı skeçlerini yazdı.
Sadece televizyonculuk yapmadı. Tercüman, Güne, Hürriyet, Günaydın ve son olarak da Star gazetesinde köşe yazıları yayınlandı. Galatasaray Spor Kulübü yönetiminde görev aldı. Ünlü silah şirketi Smith Wesson’un Türkiye temsilciliğini üstlendi.
Hayatının son 15 yılına kadar magazin haberlerinin baş aktörlerinden oldu. Şöhretli kadınlarla beraberlikleri ile anıldı.
Son evliliği nedeniyle geldiği İzmir’de sessiz, herkesten uzak yaşamayı tercih etti. Hissedarı olduğu UKEB Okulu’nda çocuklara duruş, yürüyüş, diksiyon, tanışma, yemek yeme dersleri verdi.
Bu kadar renkli hayatın ardından, okulunun yakınındaki Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hacı Fatma Tatari Camii’nden bir avuç insan ve eski eşi Filiz Ulusoy tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze töreninde eski hayatını anlatan tek ayrıntı, tabutunun üstüne serili Galatasaray bayrağı oldu.
Berrin Tuncel Birer
Odatv.com