7-9 Temmuz tarihleri arasında başkent Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sona ererken, toplantıdan çıkan karar ve anlaşmaların yankıları sürüyor.
Özellikle Türkiye'nin de katıldığı yeni hava savunma projeleri gündemde. Türk savunma şirketleri, önümüzdeki dönemde NATO'nun hava savunmasında önemli roller üstlenecek. ASELSAN, ROKETSAN, STM ve TÜBİTAK’ın yer alacağı projeler Türk yetkililerce olumlu mesajlarla duyuruldu.
Öte yandan, son dönemde ABD ve İsrail için gözetim ağı inşa etmekle suçlanan yazılım firması Palantir'in bu projelerdeki olası rolü de tartışma yarattı. Zirve esnasında NATO'nun kurumsal hesaplarından Palantir'in yapay zekalı Maven sisteminin ittifakın savunmasında kullanılacağı duyurulmuştu.
Bunun üzerine, Türk savunma şirketlerinin Palantir'le işbirliği yapıp yapmayacağı sorusu gündeme geldi. Zirvede açıklanan anlaşmalara göre, Türk şirketler ve Palantir'in, aynı projenin farklı dallarında görev aldığı görüldü. Ancak bu şirketler arasında doğrudan bir işbirliği veya veri akışı olup olmayacağı henüz bilinmiyor.
Euronews Türkçe, konuyla ilgili kesinleşmiş bilgileri ve olası senaryoları masaya yatırıyor.
Devasa istihbarat ağlarının arkasındaki yazılım: Palantir ne iş yapar?
Palantir, devlet kurumları ve şirketlerin ellerinde birbirinden kopuk halde duran, büyük ve karmaşık verileri entegre ediyor, işliyor ve analiz ederek bir büyük resim ortaya koyuyor.
Hizmetin en büyük gücü, birbirinden farklı kaynaklardan ve formatlardan gelen parçalı veriler arasında bağlantılar kurabilmesi. Normalde aylar sürebilen bu süreci güçlü algoritmalarıyla sadece birkaç güne indirebiliyor. Ve tüm teknik karmaşıklığı ortadan kaldırarak veri mühendisliği becerisi olmayan uzmanların bile gelişmiş analizler yapmasına olanak tanıyor.
Palantir'in hükümetlere sağladığı platformlar, örneğin, bir kurumun bir kişi hakkında bildiği her şeyi -göz renginden aracın plakasına kadar- tek bir yerde toplayarak ayrıntılı bir istihbarat raporu oluşturmayı sağlayabiliyor. Bu platformlardan başlıcası olan Gotham'ı kullanarak bir kişiyi göçmenlik durumu, yaşadığı eyalet veya dövmesi olup olmadığı gibi bir özelliğine göre aratmak da mümkün.
Şirketin platformlarının, İsrail'in Gazze'yi gözetlemesinde, ABD'nin tartışmalı göçmen operasyonlarında ve İran'daki saldırılarda kullanıldığı düşünülüyor. Bu yüzden son dönemde Palantir, artan eleştirilerle karşı karşıya. Son olarak İspanyol hükümeti şirketi kamu ihalelerinden men etmeye başlamış, Fransa da dijital egemenlik gerekçesiyle iç istihbarat servisinin Palantir ile yazılım anlaşmasını sonlandırmıştı.
Şirket Almanya'da da veri güvenliği ve ulusal dijital bağımsızlık endişeleri nedeniyle yoğun siyasi ve hukuki tartışmalarla karşı karşıya. Federal ordu ve istihbarat birimleri ABD'li şirkete bağımlılık riskleri nedeniyle projeleri reddederken, bölgesel polis teşkilatları sistemi kullanmaya devam ediyor.
İngiltere, İsveç ve Hollanda ise Palantir teknolojilerini benimseyen ülkelerden.
NATO'nun kullandığı yazılım: Maven Akıllı Sistemi
NATO zirvesinin ilk gününde, The Times'a verdiği röportajda, Palantir UK'in CEO'su Louis Mosley şunları söyledi:
"Şu anda SHARE'deki (Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı) operasyon merkezine gitseniz, tüm ekranlarda Palantir'i görürsünüz. NATO savaşa girerse Palantir'i kullanarak savaşa girer. NATO'ya yönelik tehditlerin ve NATO varlıkları ile kuvvetlerinin kapsamlı bir istihbarat tablosunu sunuyorlar. Hedeflere saldırmaya başlamanız gerekirse, tüm bu süreç Palantir aracılığıyla mümkün kılınıyor."
Sistem, NATO'nun her an kaç birliğe sahip olduğunu, nerede ve ne zaman konuşlandırıldığını bildiği için, Rusya'dan gelecek tehdit ve askeri değişiklikler konusunda yetkilileri uyarabiliyor ve vurulacak hedefleri belirleyebiliyor.
NATO, Pentagon'un "Project Maven" girişiminden türetilen "Maven Akıllı Sistemi"ni 2025'te kullanmaya başlamıştı. Bu sistem, daha hızlı karar alma ve hedef tespiti için sahadan gelen çok büyük miktarda veriyi entegre ediyor.
Palantir’in 2023’te yayımladığı, yakın zamanda sosyal medyada yeniden gündeme gelen bir demo, sistemin nasıl çalışabileceğini göstermişti.
Senaryoya göre:
- Radar görüntülerinde şüpheli düşman hareketliliği tespit ediliyor.
yapay zeka asistanı analiste durumu bildiriyor.
- Analist “Bölgede hangi düşman birliği var?” diye soruyor.
- Sistem, ekipman düzenine bakarak bunun zırhlı saldırı taburu olabileceğini tahmin ediyor.
- Analist bir MQ‑9 Reaper insansız hava aracını bölgeyi incelemek için çağırıyor. Daha sonra sohbet botundan üç farklı saldırı planı üretmesini istiyor.
- Sistem şu seçenekleri sunuyor: Hava saldırısı, uzun menzilli topçu ateşi ve taktik kara timi.
- Sonraki adımlarda sohbet botu, askerlerin hedefe ulaşması için rota oluşturma, iletişim sistemlerini bozmak için karıştırıcı cihazların atanması gibi işlemleri de planlıyor.
26 milyar dolarlık proje: NATO Zirvesi'nde ne açıklandı?
Ankara'daki zirvede ittifakın halihazırda 2025'ten beri kurduğu, 26,27 milyar dolarlık bütçeye sahip "Entegre/Bütünleşik Hava ve Füze Savunması"nın (IAMD) detayları açıklandı. Palantir ve Türk savunma şirketlerinin ilişkilendirildiği proje de bu oldu.
Türkiye Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin imzaladığı anlaşmaların şu alanlarda olduğunu duyurdu:
• Vurucu Güç Kabiliyetleri
• Bütünleşik Hava ve Füze Savunma Sistemleri
• Uzay ve Gözetleme Kabiliyetleri
• Savunma Sanayii için Kritik Ham Maddeler
• NATO’nun İnsansız Hava Aracı Üstünlüğü
Görgün, "Aselsan, Roketsan, STM ve TÜBİTAK’ın yer alacağı bu projeler önümüzdeki yıllarda İttifak’ın caydırıcılık mimarisinin omurgasını oluşturacak," diye yazdı.
Türk savunma şirketleri hangi alanda katkı koyabilir?
ASELSAN halihazırda geçen yıl, NATO'nun Modüler Hava Savunma (Ground Based Air Defence-GBAD) Konsept Aşaması kapsamında seçilen 5 firma arasında yer almıştı. Diğer firmalar Airbus Defence and Space, Lockheed Martin UK, Raytheon ve Thales LAS olmuştu.
GBAD, farklı üreticilere ait radar, füze ve komuta-kontrol sistemlerinin bir "lego" gibi birbirine entegre edilmesini sağlayan esnek bir hava savunma konsepti. Bu sayede ordular, tek bir sisteme bağımlı kalmadan tehdide göre özel savunma ağları oluşturabilir.
ASELSAN; hava savunma, radar, elektronik harp, elektro-optik, aviyonik sistemler, silah kuleleri ve haberleşme alanlarında yüksek teknolojili askeri ve sivil ürünler geliştiriyor. Ürettiği başlıca sistemler arasında Hisar hava savunma füzeleri, Koral elektronik harp sistemleri ve Aselflir keşif/gözetleme cihazları var.
Şirket bu ay hava komuta ve kontrol sistemleriyle NATO CWIX 2025 tatbikatına katılmış ve müttefik sistemlerle birlikte çalışabilirlik testlerini başarıyla tamamlamıştı.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de kendi şirketinin NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında IAMDB'nin yanı sıra, "Vurucu Güç Kabiliyetleri" ve "Uzay ve Gözetleme Kabiliyetleri" projelerinde yüklenici olarak yer alacağını açıklamıştı. Şirket halihazırda roket, füze, akıllı mühimmat ve balistik koruma sistemleri tasarlayıp üretiyor.
STM de NATO’ya temel olarak komuta kontrol, istihbarat akışı, siber güvenlik ve yazılım altyapısı alanlarında stratejik bilişim çözümleri sağlıyor.
Yine forumda açıklanan projeler kapsamında TÜBİTAK'ın NATO için geliştireceği iki uydu için 300 milyon dolarlık sözleşme imzalandı. Böylece Türkiye, NATO'nun kolektif uzay kabiliyetlerine iki yerli üretim yüksek çözünürlüklü gözlem uydusuyla katkı sağlamış olacak.
Palantir bu işin neresinde?
Zirvede duyurulan NATO Entegre Hava-Füze Savunma Sistemleri (IAMD), 26 milyar dolarlık bütçesiyle aslında içinde birçok aşamayı ve alt projeyi barındıran devasa bir yapı.
Savunma sitesi TurDef, NATO’nun imza törenine dayandırarak IAMD programında şu şirketlerin görevlendirileceğini yazdı: ASELSAN, Raytheon, ROKETSAN, Anduril, Rheinmetall, Palantir ve Athea. Katılımcı ülkeler arasında da Türkiye, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Norveç, Yunanistan ve Romanya sayılıyor. NATO'nun yayınladığı konuşma metinlerinde de bu ülke ve şirketlerin isimlerinin gerçekten sayıldığı anlaşılıyor.
NATO'nun programla ilgili açıklamasında ise şu ifadeler yer alıyor:
"IAMD için entegrasyon, mevcut tüm hava ve füze savunma yeteneklerinin koordinasyonunu sağladığı için temel bir gereklilik. Entegrasyonun kilit ön koşullarından biri de birlikte çalışabilirlik."
Projenin içinde "Hava Komuta ve Kontrol (Air C2) sistemleri" diye bir alt başlık var. İttifak, Air C2'yi "entegrasyonun önemli bir örneği" diye niteliyor:
"Entegrasyonun önemli bir örneği, NATO'nun Euro-Atlantik bölgesinde ve dışında NATO hava operasyonlarını yönetmesine olanak tanıyan NATO Hava Komuta ve Kontrol (Air C2) sistemleridir. Bu sistemler, Norveç'in en kuzey noktasından Akdeniz'e ve Türkiye'nin en doğu noktasından Kuzey Atlantik'e kadar uzanan 81 milyon kilometrekarelik bir operasyon alanını kapsamaktadır."
Palantir ise "eAirC2" (Geliştirilmiş Hava Komuta ve Kontrol) modernizasyon sözleşmesinin yüklenicilerinden biri. NATO'nun ilgili duyurusunda, Anduril, Palantir ve Athea SAS ile sözleşme imzalandığı ifade ediliyor. Bu arada Anduril ve Palantir, güvenlik ve savunma alanında yapay zeka entegrasyonu sağlayan iki stratejik ortak. Palantir hedefleme algoritmaları ve veri işleme yazılımı sunarken, Anduril de bu verileri kullanarak otonom donanım sistemleri geliştiriyor.
eAirC2, IAMD programının yalnızca komuta-kontrol katmanı, yani programın tamamı değil. Bu katman; sensörlerden gelen bilgiyi birleştirip, ortak hava resmi oluşturacak, tehdidi değerlendirecek, hangi sistemin müdahale edeceğine karar verip öneride bulunacak.
Türk savunma şirketlerinin bu katmanda rol oynayacağına dairse herhangi bir kanıt veya açıklama yok. Ancak programın temel amacının sistemlerin entegrasyonu olduğu düşünülürse, bu firmaların komuta-kontrol alanında NATO ile teknik uyumluluk geliştirdiği düşünülebilir.
Bu arada NATO, IAMD'nin temel bileşenlerini şöyle sıralıyor:
- Gözetleme
- Komuta ve kontrol
- Önleyici silah sistemleri
Türk savunma firmalarının niteliği ise daha çok gözetleme ve önleyici silah sistemleri kategorilerine işaret ediyor.
Olası senaryo: Hangi şirket hangi işi yapabilir?
Teknik mimari imkân tanısa da Türkiye'nin sistemlerinin Palantir'in geliştireceği eAirC2 veri platformuna bağlanacağı kesinleşmiş değil. Bunu gösteren açık bir entegrasyon veya iş paylaşımı belgesi yok.
Diğer bir deyişle, Palantir'in eAirC2 komuta-kontrol katmanında görev alması ve ASELSAN ile ROKETSAN'ın IAMD programına katılması, bu sistemlerin ileride aynı operasyonel mimaride birlikte çalışabileceği ihtimalini doğuruyor. Ancak NATO veya şirketler tarafından yayımlanan kamuya açık belgelerde ASELSAN radarlarından gelen verilerin Palantir yazılımı tarafından işleneceği ya da Palantir'in ürettiği komutların ROKETSAN sistemlerine aktarılacağı doğrulanmış değil.
Yalnızca kamuya açıklanan bilgilerden hareket ederek, şirketleri içeren olası işleyiş senaryosu şu yönde:
Gözetim katmanı: ASELSAN radarları, Raytheon radarları ve diğer NATO radarları ile TÜBİTAK ve diğer kurumların uyduları havadan veri toplama aşamasında rol alabilir.
Komuta ve kontrol katmanı: Palantir, Anduril ve Athea bu verilerin birleştirilerek anlamlı hale getirilmesi ve istihbarat oluşturulması aşamasında rol alabilir. Bu sistemler ayrıca, oluşturulan istihbarat doğrultusunda hangi hedeflerin vurulabileceğini, olası bir operasyonda hangi silahların veya roketlerin kullanılabileceğini belirleyebilir.
Önleyici katmanı: Bu noktada ise operasyonel aşamada görev alacak şirketler öne çıkıyor. ROKETSAN roketleri, Raytheon'un Patriot sistemleri ve diğer NATO hava savunma sistemleri, saldırı ve savunma aşamalarında doğrudan rol oynayabilir.
Euronews Türkçe; ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK ile yorumlarını almak üzere iletişime geçti ancak henüz yanıt alamadı.