Ana içeriğe geç

İspanya-Arjantin Finali: Futboldan daha fazlası

2026 Dünya Kupası’nda 14 Temmuz’da oynanan Fransa-İspanya ve 15 Temmuz’da oynanan İngiltere-Arjantin maçlarının ardından finalin adı belli oldu. İspanya, Fransa’yı Oyarzabal ve Porro’nun golleriyle 2-0 mağlup ederek finale yükseldi.

İspanya-Arjantin Finali: Futboldan daha fazlası
Aydınlık
16

Topa daha fazla hâkim olan ve pas oyunuyla üstünlük kuran İspanya, turnuvanın favorileri arasında gösterilen Fransa karşısında rahat bir galibiyet aldı. Fransa ise maç boyunca net gol pozisyonu üretmekte zorlandı.

İspanya-Arjantin Finali: Futboldan daha fazlası - Resim : 1

İspanya, 2021 UEFA Uluslar Ligi’nde final oynadı, 2023 UEFA Uluslar Ligi’ni kazandı ve ardından Euro 2024 ile Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda şampiyon oldu. Son yıllardaki istikrarlı yükselişini Dünya Kupası’na da taşıyan İspanya, Fransa galibiyetiyle tarihindeki en uzun yenilmezlik serisini 37 maça çıkardı. Birçok futbolsever ve yorumcu artık İspanya’yı kupanın en büyük favorisi olarak görüyor.

ARJANTİN FİNALDE İSPANYA’NIN RAKİBİ OLDU

İspanya-Arjantin Finali: Futboldan daha fazlası - Resim : 2

İngiltere’yi 2-1 mağlup eden Arjantin de finale yükseldi. Ancak maç, futboldan çok hakem kararları ve Arjantin’in sert oyunuyla tartışıldı. Enzo Fernandez’in Elliot Anderson’a yaptığı müdahalenin kırmızı kartla cezalandırılmaması ve uzatma dakikalarında gelen gol öncesinde Messi’nin Spence’e yaptığı faulün verilmemesi eleştirilere yol açtı.

İngiltere, Gordon’un golüyle öne geçmesine rağmen Teknik Direktör Thomas Tuchel’in takımı savunmaya çekmesi maçın kırılma noktası oldu. Son bölümde baskısını artıran Arjantin, Enzo Fernandez ve Lautaro Martinez’in golleriyle finale yükseldi. Bu sonuçta hakem kararlarından çok İngiltere’nin oyun anlayışındaki değişiklik belirleyici oldu. Böylece İngiltere’nin 1966’dan bu yana süren Dünya Kupası özlemi devam etti.

FUTBOLSEVERLER ARJANTİN’DEN VE MESSİ’DEN NEDEN SOĞUDU?

2026 Dünya Kupası’nda hiçbir takım Arjantin kadar eleştirilmedi. Birçok sporsever ve yorumcu, turnuvanın Arjantin’in finale çıkması için ayarlandığını düşünüyor. Gerçekten Arjantin finale doğru ilerlerken genellikle FIFA sıralamasındaki orta seviyedeki takımlarla karşılaştı. Arjantin’in grup maçlarında karşılaştığı takımların FIFA sıralamaları şöyle: Cezayir 28., Avusturya 24., Ürdün 63., son 32 turundaki rakibi Yeşil Burun Adaları 67., son 16 turundaki rakibi Mısır 29. ve çeyrek finaldeki rakibi İsviçre 19. sırada yer alıyor. Arjantin’in sadece yarı finaldeki rakibi olan İngiltere FIFA sıralamasında 4. sırada yer alıyor. Diğer yandan İspanya ise Arjantin’e göre daha güçlü takımlarla oynadı. İspanya’nın rakiplerinin FIFA sıralamaları ise şöyleydi: Yeşil Burun Adaları 67., Suudi Arabistan 61., Uruguay 16., Avusturya 24., Portekiz 5., Belçika 9. ve Fransa 3. sırada yer alıyor. Bir tarafta Portekiz, Belçika ve Fransa gibi FIFA sıralamasında ilk 10’da yer alan takımları eleyerek finale çıkan İspanya, diğer yanda ise yarı finale kadar güçlü bir rakiple karşılaşmayan Arjantin.

Arjantin’in fikstür avantajı tek başına eleştiri konusu değil. Hakem kararlarına ilişkin veriler bu tartışmaları daha da güçlendiriyor. Opta’nın vermiş olduğu istatistiklere göre Arjantin her 20 faulde 1 sarı kart görürken, İngiltere ise her 7 faulde bir sarı kart görmüş. Yani Arjantin, diğer takımlara göre daha fazla faul yapmasına rağmen hakemlerden daha az kart görüyor. Başta Messi’nin Cezayir maçında yaptığı hareket olmak üzere Arjantinli futbolcuların yaptıkları sert hareketlere rağmen kart görmemesi, Arjantin’i destekleyen ve bu ülkeye olumlu bakan birçok sporseverin düşüncelerini tersine çevirdi. Messi’yi bir futbol ilahı olarak görenler bile Arjantin’in bu şekilde kollanmasından rahatsız. Messi’nin olağanüstü futbol yeteneği tartışılmaz ancak ABD’nin Dünya Kupası’nı siyasallaştırması, FIFA’nın Arjantin’i dolaylı bir şekilde kollaması futbolseverleri Arjantin’in rakiplerini desteklemeye itti.

ARJANTİN’İN 1978’DEKİ ŞAİBELİ DÜNYA KUPASI

Futbol tarihine baktığımızda Arjantin’in geçmişte de FIFA tarafından desteklendiğini görüyoruz. 1976’da General Jorge Rafael Videla liderliğindeki askerî cunta, ABD destekli Condor Planı kapsamında Devlet Başkanı Perón’un hükümetini devirerek Arjantin’de yönetime el koymuştu. 1976-1981 yılları arasında devlet başkanı olarak ülkeyi yöneten Videla’nın Atlantikçi özelleştirme politikalarını uygulamaya koyması, muhalif ve sol kesime karşı insan hakları ihlalleri işlemesi Arjantin’in imgesine gölge düşürmüştü. Darbecilerin “Kirli Savaşı”na rağmen FIFA, 1966 yılında Arjantin’e verilen Dünya Kupası ev sahipliği hakkını başka bir ülkeye vermedi ve 1978 Dünya Kupası Arjantin’deki Kirli Savaş’ın yarattığı siyasal baskı ve istikrarsızlık ortamında düzenlendi.

Bu Dünya Kupası’nın sıra dışı bir konuğu vardı. 1973-1977 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Henry Kissinger, 1978 Dünya Kupası sırasında Videla’nın onur konuğuydu. Arjantin’de beş gün kalan Kissinger, Videla yönetimine destek verdi. 1978 Dünya Kupası’nda ikinci grup aşamasında B Grubu’nda yer alan Arjantin’in Brezilya’yı averajla geçip finale yükselmesi için Peru maçını en az 4 farkla kazanması gerekiyordu. Şaibeli Arjantin-Peru maçı öncesi Arjantin diktatörü Jorge Videla ve eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Peru takımının soyunma odasına girdi. Siyasi baskı ortamında oynanan bu şaibeli maçı Arjantin 6-0 kazandı ve finale yükseldi. Finalde Hollanda ile karşılaşan Arjantin, normal süresi 1-1 biten maçın uzatmalarında Hollanda’yı 3-1 mağlup ederek Dünya Kupası’nı kazandı. 48 yıl önce FIFA ve ABD, Arjantin’i destekleyerek Arjantin’e siyasi alanda itibar kazandırmaya çalıştı. 1978 Dünya Kupası’ndaki Peru maçında soyunma odasına giren Videla ve Kissinger’dan günümüze geldiğimizde siyasetin spora hâlâ müdahale ettiğini görüyoruz. FIFA’nın ticari kaygılarla Messi’yi ve Arjantin’i desteklemesi, Trump’ın ABD’li futbolcu Balogun’un kırmızı kartını FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak iptal ettirmesi bunun en büyük göstergesi. Elbette Arjantin’e yönelik eleştiriler yalnızca tarihsel tartışmalarla sınırlı değil. Günümüzde bazı futbolcuların ve taraftarların sergilediği davranışlar da bu olumsuz algıyı güçlendiriyor.

ARJANTİN’DE ULUS İNŞASI VE BEYAZLAŞTIRMA

Arjantin’e olumsuz bakılmasının nedenlerinden biri de milli takımdaki bazı futbolcuların ve taraftarların ırkçı hareketleri. FIFA, Arjantin’in Yeşil Burun Adaları’nı 3-2 yendiği maç sırasında Arjantinli bir taraftarın ABD’li sosyal medya fenomeni IShowSpeed’e İspanyolca olarak “Hayvanat bahçesine git ve ağla” dediği için olay hakkında soruşturma açtı. Arjantin Millî Futbol Takımı oyuncuları, 2024 Copa América şampiyonluğunun ardından takım otobüsündeki kutlamalar sırasında Fransa Millî Takımı’ndaki Afrika kökenli futbolcuları hedef alan ırkçı ve ayrımcı ifadeler içeren bir tezahürat yapmıştı. Arjantin’in bir kesiminde yer alan bu ırkçılığın tüm Arjantin halkında olduğunu iddia edemeyiz. Buna karşın ırkçı davranışlarda bulunan futbolcular ve taraftarlar Arjantin’i bu koşullarda desteklememek için sağlam bir gerekçe oluşturuyor.

Bu ırkçı söylem ve davranışlar tesadüfi değil. Sadece Messi hayranlığı üzerinden Arjantin’i destekleyen birçok kişi, ülkenin tarihi hakkında yeterli bilgiye sahip değil. Arjantin’in ulus inşa süreci incelendiğinde, Arjantin’de görülen ırkçı ve dışlayıcı anlayışın tarihsel kökenlerine ulaşmak mümkün. Örneğin, 1816 yılında İspanya sömürgesi olmaktan çıkan Arjantin’in nasıl beyazlaştırıldığını çoğu kişi bilmiyor. Arjantin’deki ırkçılık ve gerici milliyetçilik bu beyazlaştırma politikası ile doğrudan bağlantılı. Bağımsızlığına kavuşan sömürgelerin çoğuna olumlu bir gözle bakarız. Ancak Arjantin’de sömürgecilik sonrasında farklı bir süreç yaşandı. 1853 Anayasası ve 1876 Göç ve Kolonizasyon Yasası ile Arjantin’e başta İtalyan ve İspanyol göçmenler olmak üzere yaklaşık 6 milyon Avrupalı göç etti, Arjantin’in siyahi yerlileri Paraguay Savaşı’nda (Üçlü İttifak Savaşı) ön cepheye sürülerek yok edildi ve bu yerlilerin topraklarına el konuldu. Avrupalı göçmenlerin ülkeye gelmesiyle azınlık hâline gelen yerli nüfus zamanla beyaz göçmenlerle evlenerek melezleşti. Bugün Arjantin’de siyahlara yönelik nefret ve ırkçılık o dönemden kalan kötü bir miras. İşte tam da bu nedenle futbol, yalnızca doksan dakika oynanan bir oyun olarak görülemez. Bütün bu nedenlerle 2026 Dünya Kupası finali, sadece İspanya ile Arjantin arasında oynanacak bir futbol karşılaşması değil. Aynı zamanda iki farklı futbol anlayışının, iki farklı siyasal imgenin ve iki farklı ülke anlatısının da karşı karşıya geleceği bir mücadele olacak.

KALPLER NEDEN İSPANYA’DAN YANA?

Futbol hem bir takım sporu hem de siyasal ve toplumsal boyutları olan bir spor. Bir ülkenin futbol takımını desteklerken sadece o takımın başarılarına ve yıldız oyuncularına değil, o takımın içinden çıktığı ülkenin uluslararası ölçekte nerede durduğuna bakmak da gerekiyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, katıldığı bir YouTube programında Arjantin’i desteklediğini açıkladı. Arjantin-Mısır maçında Arjantinli bazı taraftarlar İsrail bayrağı açtı. Arjantin Başbakanı Javier Milei de İsrail’i desteklerken Filistin ve İran’ı düşman olarak görüyor. İspanya ise Pedro Sánchez hükümeti döneminde 2024 yılında Filistin’i tanıdı, Gazze soykırımında Filistinlilerin yanında saf tuttu, ABD’nin İran’a açtığı savaşta üslerini kullandırtmadı ve ABD’ye destek vermedi. Günümüzün uluslararası siyasal kutuplaşması futbola da yansıyor. Bu nedenle Gazzeliler, Yemenliler, İranlılar ve birçok Afrikalı için temiz futbol oynayan ve uluslararası siyasette yanlarında duran İspanya’nın daha fazla destek bulması şaşırtıcı olmayacaktır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler