Ana içeriğe geç

Dünyaya İsrail’den daha fazla zarar veren ne var?

Donald Trump, İran'la varılan anlaşmanın yarın imzalanacağını açıkladı. Anlaşmaya göre Hürmüz Boğazı derhal uluslararası trafiğe açılacak, 60 günlük ateşkes uzatılacak ve Tahran'ın nükleer programı masaya yatırılacak. İran tarafı da 'son aşamadayız' açıklamasıyla bu gelişmeyi doğruladı. Savaşın yarattığı ağır ekonomik enkaz, tarafları masaya mıhlıyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, küresel tedarik zincirlerinin kırılması ve artan enflasyonist baskılar, diplomasiyi kaçınılmaz kılıyor....

Dünyaya İsrail’den daha fazla zarar veren ne var?
A Haber
16

Donald Trump, İran'la varılan anlaşmanın yarın imzalanacağını açıkladı. Anlaşmaya göre Hürmüz Boğazı derhal uluslararası trafiğe açılacak, 60 günlük ateşkes uzatılacak ve Tahran'ın nükleer programı masaya yatırılacak.
İran tarafı da "son aşamadayız" açıklamasıyla bu gelişmeyi doğruladı.
Savaşın yarattığı ağır ekonomik enkaz, tarafları masaya mıhlıyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, küresel tedarik zincirlerinin kırılması ve artan enflasyonist baskılar, diplomasiyikaçınılmaz kılıyor.
Trump'ın barışa ihtiyacı açık. Küresel enerji krizi borsaları altüst ederken, Wall Street'te petrol türevli hisseler dalgalanıyor, benzin fiyatlarındaki artış ise Amerikan ortasınıfını doğrudan etkiliyor. Enflasyonun yeniden alevlenmesi FED'in faiz politikalarını zorluyor. Trump, seçim vaatlerini yerine getirmek ve ikinci döneminde kalıcı bir ekonomik istikrar bırakmak için Ortadoğu'da kalıcı bir sükûnete ihtiyaç duyuyor.
Avrupa da aynı endişeyi taşıyor. Rusya-Ukrayna savaşı yüzünden alternatif enerji kaynakları arayan kıta, Ortadoğu'daki kaosun derinleşmesine tahammül edemez. Almanya ve Fransa enerji faturalarından zaten şikayetçi. Yeni bir Hürmüz krizisanayi üretimini felç edebilir, kışın ısınma maliyetlerini uçurabilir. Bu nedenle Avrupa başkentleri, Trump'ın İran açılımını sessizcedestekliyor.
Savaşın bitmesi Körfez ülkeleri ve Türkiye için de hayati önemde. Suudi Arabistan, BAE ve Katar turizm ile yatırım projelerini savaş gölgesinde sürdürmek istemiyor. Türkiye ise enerji ithalat maliyetlerini düşürmek ve bölgesel ticarette yeni fırsatlar yakalamak için istikrar arıyor.
Ne var ki bu barış umudu çokince bir ipin üzerinde duruyor. Çünkü İsrail, her ateşkes girişiminde sabotajcı rolünü oynamaya devam ediyor.
Zira savaştan bugüne kadar enkazançlı çıkan taraf Tel Aviv oldu. Sadece kaotik ortamın Gazze soykırımını unutturmasından bahsetmiyorum. Hürmüz kapalı kaldıkça enerji fiyatları yükseliyor, "İranvaroluşsal tehdit" söylemi güçleniyor ve İsrail bölgesel rekabette rakipsiz bir konuma yerleşiyor.
Bu durum, İsrail'in olası provokasyonlarını somut senaryolara dönüştürüyor. Örneğin Nükleertesislere sınırlı ve sembolik birhava saldırısı misilleme döngüsünü tetikleyebilir. Lübnan'daki zayıflamış Hizbullah unsurları üzerinden sahte bayrak operasyonu da güçlü bir seçenek. İsrail'e ait dronların İran imzasıyla vurulması, tankerlere sabotajın Tahran'a mal edilmesi ya da Hürmüz yakınlarında "kazaymışgibi" düzenlenen bir patlama...
Tüm bunlar İran'ı "saldırgan" göstererek Trump'ı masadan kalkmaya zorlayabilir.
ABD medyası da bu riski yüksek sesle dile getiriyor. New York Times ve Washington Post bile "İsrail'intek taraflı hamlesi masayı devirebilir" uyarısını manşetlerine taşıdı.
Evet, barışın kapısı aralandı. Ancak eşiği aşmak için İsrail'in sabotaj refleksinin kontrol altına alınması şart. Bu, yalnızca yumağa dolanan ABD'nin değil, Avrupa'nın da görevi.
Çünkü Hürmüz'de çıkacak yeni bir yangın, herkesin kaybettiği bu kanlı döngüyü yeniden başlatırsa küresel ekonomiyi diz çöktürebilir. Gıda ve enerji fiyatlarındaki kontrolden çıkmış dalgalanma, krizlere alışık yoksul ülkelerinden daha çok "refah" devletlerini vurur.

Kaynağa Git

İlgili Haberler