Ana içeriğe geç

Akademisyenler İstanbul Aydın Üniversitesi’nde eylem yaptı: İşimizi geri istiyoruz

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde toplu işten çıkarmaların ardından yeni ilan yayımlanması tepki çekti. Rektörlük önünde güvenlik engeliyle karşılaşan akademisyenler, “30 Haziran’da gerekçesiz kovulduk. İşimizi, öğrencilerimizin hakkını ve akademik emeğin değerini savunuyoruz” diyerek adalet istedi.

Akademisyenler İstanbul Aydın Üniversitesi’nde eylem yaptı: İşimizi geri istiyoruz
Odatv
16

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde toplu işten çıkarmaların ardından yayımlanan yeni akademisyen alım ilanı tartışma yarattı. Patronların Ensesindeyiz ağında bir araya gelerek mücadele başlatan akademisyenler, bugün üniversite önünde bir araya geldi. Rektörlükle görüşmek isteyen akademisyenler güvenlik ve polis tarafından engellendi. Kendilerine hiçbir somut açıklama yapılmadığını belirten akademisyenler, üniversite binası önünde basın açıklaması yaptı.

Açıklama şöyle:
"Bugün burada yalnızca işini kaybetmiş akademisyenler olarak değil; öğrencilerine, üniversitesine ve akademik emeğe sahip çıkan eğitim emekçileri olarak bulunuyoruz.

30 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Aydın Üniversitesi'nde görev yapan çok sayıda akademisyenin üniversite ile ilişiği kesildi. Bizler bu kararı, aynı gün Elektronik Belge Yönetim Sistemi üzerinden tarafımıza iletilen yazılarla öğrendik. Öncesinde bizimle herhangi bir görüşme yapılmadı, görüşlerimiz alınmadı ve kararın dayandığı somut gerekçeler tarafımıza açıklanmadı.

Yıllar boyunca bu üniversitenin gelişmesi için çalıştık. Ders anlattık. Öğrenci yetiştirdik. Tez yönettik. Bilimsel araştırmalar yaptık. Ulusal ve uluslararası projelerde görev aldık. Akreditasyon süreçlerinde emek verdik.

Üniversitenin bugün kamuoyuyla paylaştığı akademik başarıların, uluslararası akreditasyonların ve kurumsal saygınlığın arkasında yalnızca yöneticilerin değil, burada görev yapan binlerce eğitim emekçisinin bilgi birikimi ve alın teri bulunmaktadır.

'ARTAN DERS YÜKLERİ VE MAAŞ KESİNTİLERİ SÜRDÜRÜLEMEZ BİR NOKTAYA ULAŞMIŞTIR'

Ancak uzun yıllardır çalışma yaşamımızı zorlaştıran pek çok uygulamayla karşı karşıya kaldık. Artan ders yükleri, giderek çoğalan idari görevler, akademik üretimi baskı altına alan uygulamalar, akademisyenlerin mesai saatleri üzerinden değerlendirilmesi, yazılı açıklama yapılmaksızın gerçekleştirilen maaş kesintileri, karşılığı ödenmeyen fazla çalışmalar ve çalışma barışını zedeleyen uygulamalar artık sürdürülemez bir noktaya ulaşmıştır.

Bugün yaşanan toplu işten çıkarmalar da bu sürecin son halkası olmuştur.

Üstelik bu kararlar, eğitim ihtiyacının ortadan kalktığı bir dönemde alınmamıştır.

2025-2026 Bahar Dönemi itibarıyla bölümlerimiz eğitim öğretim faaliyetlerine aktif olarak devam etmektedir. Önümüzdeki akademik yıl için pek çok bölümün öğrenci kontenjanlarında herhangi bir daralma bulunmamaktadır. Yaklaşık elli bin öğrencisi bulunan İstanbul Aydın Üniversitesi'nde eğitim faaliyetleri devam ederken çok sayıda akademisyenin görevine son verilmesi, kamuoyunun açıklama beklediği önemli bir konudur.

'BUGÜN PEK ÇOK ÖĞRENCİMİZ TEZ DANIŞMANININ KİM OLACAĞINI BİLMEMEKTEDİR'

Bu süreç yalnızca bizleri etkilememiştir. İşten çıkarılmadan önce gelecek akademik yıla ilişkin ders planlamalarımız yapılmıştı. Lisansüstü öğrencilerimizin tez danışmanlıkları devam ediyordu. Yüksek lisans ve doktora tez izleme komitelerinde görev alıyorduk. Tez savunma jürilerinde yer alıyorduk.

Türkiye'nin farklı üniversitelerinde yürüttüğümüz akademik sorumluluklarımız devam ediyordu. Öğrencilerimizle yeni döneme ilişkin planlamalar yapmıştık. Ne öğrencilerimiz ne de birlikte çalıştığımız akademik birimler bu durumdan haberdardı.

Bugün pek çok öğrencimiz tez danışmanının kim olacağını, dersini kimin vereceğini ve yürüttüğü akademik çalışmaların nasıl devam edeceğini bilmemektedir.

'BİZLER AYRICALIK İSTEMİYORUZ, ADALET İSTİYORUZ, İŞİMİZİ GERİ İSTİYORUZ'

Bu nedenle yaşananlar yalnızca bizim çalışma hakkımızı ilgilendiren bir mesele değildir.

Bu durum aynı zamanda öğrencilerimizin eğitim hakkını, lisansüstü çalışmaların sürekliliğini ve üniversitenin akademik işleyişini de doğrudan etkilemektedir.

Bizler vakıf üniversitelerinin birer kamu hizmeti kurumu olduğuna inanıyoruz.

Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir.

Üniversiteler; bilimin üretildiği, özgür düşüncenin geliştiği ve toplum adına bilgi üreten kurumlardır.

Bu kurumların temelinde liyakat, akademik özgürlük, şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve insan onuruna saygı bulunmalıdır. Bizler ayrıcalık istemiyoruz. Adalet istiyoruz. Şeffaflık istiyoruz. Objektif ölçütlerle yürütülen süreçler istiyoruz. Ve en önemlisi, işimizi geri istiyoruz.

Görevlerine son verilen akademisyenlerin durumunun yeniden değerlendirilmesini, objektif ve denetlenebilir ölçütlerle yürütülecek bir süreç sonunda görevlerine iade edilmelerini talep ediyoruz.

'BU MÜCADELE TÜRKİYE'DE YÜKSEKÖĞRETİMİN NASIL BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLECEĞİNİN MÜCADELESİDİR'

Çünkü bizler yalnızca kendi geleceğimiz için mücadele etmiyoruz.

Öğrencilerimizin nitelikli eğitim hakkı için, akademik emeğin değeri için, üniversitelerin bilim üreten kurumlar olarak varlığını sürdürebilmesi için mücadele ediyoruz.

Bugün buradan; öğrencilerimize, mezunlarımıza, çalışma arkadaşlarımıza, tüm yükseköğretim emekçilerine ve kamuoyuna sesleniyoruz.

Bu mücadele yalnızca İstanbul Aydın Üniversitesi'nin meselesi değildir.

Bu mücadele, Türkiye'de yükseköğretimin nasıl bir anlayışla yönetileceğinin de mücadelesidir.

Bir üniversitenin en büyük sermayesi binaları değildir; yetiştirdiği öğrenciler ve onları yetiştiren akademisyenleridir. İşimizi geri istiyoruz."

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler