Ana içeriğe geç

Özgür Özel: Suçum, ABD-İsrail'in bölge planında makul bir aktör olmayı reddetmek

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan davasındaki tedbir kararı ve sonrasında yaşananlar için, "Benim suçum, Amerika'nın, İsrail'in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek" dedi

Özgür Özel: Suçum, ABD-İsrail'in bölge planında makul bir aktör olmayı reddetmek
Gazete Oksijen
16

Özgür Özel, Halk TV canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlıyor. Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bu noktaya neden geldik, nasıl geldik? 2011'de milletvekili oldum, cezaevlerini ilk kez CHP olarak ziyaret ediyoruz. Mehmet Haberal'ı ziyaret ettim. Haberal beş dilde bir kitap yazmıştı, 'Suçum ne?' diye. Şimdi biz bu noktadayız ya, devlet bütün gücüyle üzerimize saldırıyor, partimizin içinden de birileriyle bir süreç yürütüyorlar.

Peki bizim suçumuz ne, ne yaptık biz? Geçmişte CHP kurultayları yapılıyor, kesinleşiyor. Bu son bizim yaptığımız ve tartışmayı üzerinden yürüttükleri, karar çıkardıkları kurultay, geçmişte yapılmış hiçbir kurultaydan daha tartışmalı değil, hatta en tartışmasızı. Müthiş bir demokratik sonuç doğurmuş. Bütün Türkiye'nin gözü önünde olmuş ne olduysa. Ama ne oldu da başımıza bunlar geliyor?

Bizim suçumuz Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Kendi kendimize işlediğimiz suç da partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmak. Eğer partiyi birinci yapmazsam, kongreye götüreceğim ve aday olmayacağım demiştim. Partimiz 13 kez seçim kaybetmesine rağmen hiçbir seçimden sonra bir kurultayla güven tazelememiş, özeleştiri yapmamış ve bu konuda sert eleştirilere muhatap olan bir partiyken ben bu sözleri söylediğimde büyük bir duygusal kopuş vardı seçmenle aramızda.

Cumhuriyetin 100. yıl seçimini kaybetmiştik. Kesin kazanmamız gereken bir seçimi kaybetmiştik ve kendi hatalarımız yüzünden kaybetmiştik. Seçmen daha da sandığa gitmeyeceğim diyordu. O süreçte 'bir değişim yapacağız, CHP değişirse Türkiye değişecek' dedik. Değişim kurultayına gittik ve sıraladık neler yapacağımızı. Çok uzatmayacağım, ne dediysek de yaptık ve kurultayda seçildik.

Diyorlar ki kurultayda ne oldu? Kurultayda şu oldu. Kurultaydan öce sevgili Muharrem İnce'nin bir lafı vardı. Kulağı tırmalıyor ama etkisi de fena bir laf. Buna da birçok kişi 'doğru' diyordu. Diyordu ki 'Atatürk kalkıp gelse bu delegeyle bu seçimi kazanamaz'. Benim bu seçimi kazanmayacağımı, kendisinin de iki kez deneyip yapamadığını söyledi. Sonra da kutlama için aradığında 'Genel Başkanım kutluyorum, ben yapamadım sen yaptın' dedi. Peki ne oldu? Ben hep şunu savundum, göreceksiniz delege ikna olacak. O delege nasıl ikna oldu? Dedim ki 'komşusu, berberi, torunu ikna edecek. Evden uğurlarken kızı ikna edecek'.

Kurultay salonunu hatırlıyorsunuz, bazı sloganlar zoraki atılır, büyümez salonlarda meydanlarda. Bazısı da saman alevi gibi yayılır. Solda yukarıda bir yerden 'Delege sokağın sesini dinle' diye bir slogan duydum, bütün salonu sardı. Gün boyu susmadı o slogan. Salondaki 8-10 bin kişi bu sloganla delegeye sesini duyurdu. O delege Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin genel başkanını seçimle değiştirebildi. O değişimin sonucunda biz göreve geldik. Ne vaat ettiysek yaparak ve doğru bir yöntemle, anketlerle adayları seçip takip ederek, yapay zekadan yararlanarak... Adaylar doğru belirlendi, doğru izlendi ve müthiş bir şey oldu. Beklenmedik bir şey yaptık, AK Parti'nin beklemediği bir şey yaptık. Nüfusun yüzde 65'ine, ekonominin yüzde 85'ine hizmet edecek şekilde seçimleri kazandık.

Kimden duydun diye sorulduğunda 'Kimden duyduğumu unuttum' diyen adamların ifadeleriyle yürüyor orada davalar. O davaları beklemeden, hukuk davasının ceza davasının sonucunu beklemesi lazım normalde. Nasıl olduğunu bildiğimiz, Adalet Bakanlığı yönetiminde, oradaki üç hakime nelerin söylendiğini ve bizzat Adalet Bakanı tarafından neyin söylendiğini de biliyorum, geleceğin iktidar partisine darbe yapıldı. Dört kurultayın mazbata almış genel başkanının mazbatalarına hiçbir şey olmadığı halde bir mahkeme kararıyla 2020'de maskelerle seyircisiz yaptığımız kurultayda seçilen genel başkana 'Sen genel başkansın, diğer kurultayları yok sayıyoruz' dediler.

Son sözüm şu olsun; kurultayda Kemal Bey'le yarıştık ve kazandım. Sonraki kurultayların üçünde de geçerli oylarım tamamını aldım. Çünkü parti büyük saldırı altındaydı. Ama velev ki son üç kurultaydan birini kaybetseydim, yerime yarışsaydık Bengü Hanım (stüdyodaki gazeteci Bengü Şap Babaeker) seçilmiş olsaydı, şu anda CHP'nin Genel Başkanı Bengü Hanım olsaydı, mutlak butlan kararıyla Kemal Bey'i göreve getirdiklerinde Bengü Hanım'ın suçu neydi? O dört sene sonra geldi ve Özgür Özel'i yendi. Ne kadar büyük bir hukuksuzluğun, akıl tutulmasının, hukuk tanımazlığın içinde olduğumuz görmek açısından...

Benim suçum, ekibimin suçu seçim kazanmak. AK Parti'ye tehdit oluşturmak. Devamını söyleyeyim mi? Amerika'nın, İsrail'in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği o düzenin içinde yer almayacağımızı söylemek."

Kaynağa Git

İlgili Haberler