Ana içeriğe geç

Şekip Mosturoğlu’ndan rakiplere çok sert 3 Temmuz göndermesi: Terör ve FETÖ seviciliği!

Şekip Mosturoğlu, 3 Temmuz sürecine dair rakiplere göndermede bulunarak “Ergenekon, Balyoz kumpas ama bu dava diğer camialar için kumpas değil. O kadar komik duruma düşüyorlar ki… Bu terör ve FETÖ seviciliği” ifadelerini kullandı.

Şekip Mosturoğlu’ndan rakiplere çok sert 3 Temmuz göndermesi: Terör ve FETÖ seviciliği!
Nefes Gazetesi
16

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, 3 Temmuz Kumpası’nın 15. yılında kulüp televizyonunda açıklamalarda bulundu.

Sürecin kendisi için hâlâ yıpratıcı olduğunu belirten Mosturoğlu, Fenerbahçe’nin uğradığı haksızlığa karşı tepkisinin devam ettiğini söyledi.

“Bu konuda çok duygusal olmamaya çalışıyorum. Çünkü duygusal olduğum zaman çok yıpratıcı oluyor. İçinde olduğum süreçler, yaşadığım günler… Tekrar gözümde canlanıyor ve açıkçası şahsi olarak da çok üzülüyorum. Ama onun dışında Kulübümüzün uğradığı haksızlığa, uğradığı bu saldırıya çok büyük tepkim halâ sürüyor ve hiçbir şekilde azalmadı. Bu olaya karışan son fail cezalandırılana kadar, Fenerbahçe’nin uğradığı zararlar tazmin edilene kadar da bu kızgınlığım dinmeyecek. Öncelikle sizlere teşekkür ediyorum; her yıl 3 Temmuz vesilesiyle bu konuyu tekrar gündeme getiriyorsunuz. Bu konuda hem taraftarımız güncel bilgilere erişiyor hem de yaşadığımız acı günler tekrar hafızalarda canlanarak o gün oluşturduğumuz birlik ve beraberlik ruhuyla bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Dolayısıyla çok önemli diyebilirim.”

“UNUTMADIK VE UNUTMAYACAĞIZ”

Mosturoğlu, 3 Temmuz sürecinin Fenerbahçe camiası açısından unutulmaması gereken bir dönem olduğunu ifade etti.

“Unutmadık ve unutmayacağız!’ mottosu bence çok çok önemlidir. Bu, Fenerbahçe’nin hayatına, hayatiyetine (yaşam hakkına) karşı yapılmış önemli bir saldırıdır. Tarihte böyle bir saldırıya uğrayıp ayakta kalabilecek bir kulüp yok ve Fenerbahçe Spor Kulübü bugün hayatta ve ayaktaysa tamamen taraftarının ve camiasının gücüyledir, birlik ve beraberlik içinde mücadele vermesiyle bugünlere gelmiştir. O yüzden bugünleri unutmamamız gerekiyor. 15. Yıl oldu! Bugün Fenerbahçe’nin peşinde koşan, armanın peşinde koşan arma sevdalısı gençlerimizin çoğu çocuktu, bilmiyorlardı. Onların da bunu hafızalarında tutması ve hiçbir şekilde unutmaması gerekiyor. Dolayısıyla bu programların böyle bir faydası var.”

HUKUKİ SÜRECE İLİŞKİN MESAJ

Fenerbahçe’de yönetimler ve başkanlar değişse de 3 Temmuz mücadelesindeki kararlılığın değişmediğini belirten Mosturoğlu, süreçte görev alan isimlere de değindi.

“2011’de başlayan bu mücadelemiz bizden sonraki yönetimlerde de aynı şekilde devam etti. Bizden sonra Sayın Fethi Pekin, Sayın Alper Alpoğlu, Alper Pirşen çok çok emek harcadılar, Sayın Ali Koç’un başkanlığı döneminde çok emeği oldu. Sonrasında Sayın Sadettin Saran döneminde ki kısa bir dönem olmasına rağmen Hukuktan Sorumlu Yönetici Ali Gürbüz’ün de büyük katkıları oldu. Alper Bey o dönemde de bizimle birlikteydi ve halâ da birlikteyiz. Şimdi Savaş Bey ve Yasemin Hanım, bu mücadeleyi üstlendiler. Savaş Adalet’in avantajı 3 Temmuz’da çok genç bir hukukçu olarak bizim yanımızdaydı ve dosyanın avukatlarından idi. Dolayısıyla o da güncel bilgileri taşıyor. Özetle Yönetimler, Başkanlar değişiyor ama bu mücadeledeki kararlılığımız hiçbir şekilde değişmiyor ve değişmeyecek de! Umuyor ve diliyorum ki gelecekte hesap sorma süreçlerinin neticelendiğini, hesap verenlerin kimler olduğunu ve ne şekilde hesap verdiklerini de kamuoyuna anlatacağımız güzel günler olacak! Birazdan hukuksal yönden gelişmelerle ilgili bilgiler de verilecek. Benim ilk etapta söyleyeceklerim bunlar.”

“SÜRECİN ÇOK BAŞINDAYIZ DEMİŞTİM”

Mosturoğlu, 2012 yılında UEFA’da görülen disiplin yargılamasına da değinerek o dönem yaptığı değerlendirmeyi hatırlattı.

“2012’de Cenevre’de UEFA’da disiplin yargılamasına çıkmıştık. O duruşmadan çıktığımızda yanlış hatırlamıyorsam Deniz Tolga Aytöre, ben, Muammer Menekşe, Abdullah Kaya vardık. Bize sorduklarında ben şunu söylemiştim; ‘Sürecin çok başındayız. Onlarca yıl sürecek bir süreç bizi bekliyor.’ Bunu söylerken sadece spor hukuku açısından değil; ceza yargılaması, tazminat davaları vs. için de söylemiştim. 2012, bence bu dava sürecinin ne karanlık dönemiydi. Çünkü FETÖ’nün en çok mahkemelere, yargıya hâkim olduğu dönemdi. Ona rağmen böyle bir öngörüde bulunmuştum. Bu öngörüde bulunurken şunun için idi; ki biz bazen çok fazla detay anlatmadığımız için kamuoyunda insanlar alanı boş bulup orada çok rahat atıp tutabiliyorlar, Naim Hoca da şimdi hatırlatacaktır. FETÖ mahkemelerinin verdiği karar Yargıtay’da onanmadı, Yargıtay bozdu. Kararın çok az bir bölümü onandı. 4 veya 5 kişi için onandı, geri kalan herkes için bozuldu. Bozulurken de bir sebeple bozulmadı. Onlarca usulü, onlarca esasa ilişkin sebeple bozuldu. Ne zaman bozuldu? FETÖ’nün zirvede olduğu dönemde. Şimdi diyorlar ki, ‘Tapelerin katalogtan çıkartılması yani örgütün katalogtan çıkartılmasıyla lehe kanunu oluştu ve yeniden yargı…’ Böyle bir şey yok. Bu net yalan. İki tane dosya vardı, dosyası kesinleşen 4 veya 5 kişi vardı. Diğer tarafta ana yapı duruyordu ve bu dosya bozulmuştu. Onaması bile hukuka aykırıydı. Bu yalan. ‘Yasa değişti, siz ondan yararlandınız.’ Yasa değişti, biz yararlandık ama biz o yasa çıkmadan evvel kararımız bozulmuştu zaten. Bunu bir yere koymak lazım. Bunun üstünden çok fazla yalan dolan dönüyor.”

“YARGITAY BOZDU”

Mosturoğlu, kamuoyunda gündeme gelen bazı iddialara da yanıt verdi.

“Bir başka yalan, ‘Örgütten HAGB istediniz.’ Örgütten HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) istedik. Diğer tarafta zaten HAGB yoktu. O karar bozuldu. Yargıtay bozdu. Yani yeni bir usul kuralıyla bozulmadı. Esastan ve usulden bozuldu o karar. Daha sonra bu karar 3 defa daha Yargıtay’a gitti. Yalanı dillendirmenin bin çeşidi var. İki tanesi usulden bozuldu ve bu tamamen bizim 10 sene kaybetmemize sebebiyet verdi. 2022’de karar onandı. Bu süreçte pek çok kazanımı oldu Fenerbahçe’nin. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) bana ve İlhan Bey’e verdiği cezalar vardı. Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gitmiştik, yine Naim hoca orada avukatımızdı. Bana göre tarihi. Yani AİHM, hiçbir federasyonun aleyhine böyle bir karar vermemiştir. Ayrıca mahkemede süren yargılamayla da ilgili çok güzel tespitleri vardı. Hak ihlali kararı tespit etti. Mesela kamuoyunda bu hiç söylenmiyor. Halbuki Ekşioğlu, Mosturoğlu kararı bugün CAS’ta doktoriner karar olarak uygulanıyor. Hatta CAS seminerlerine gittiğinizde özellikle maç manipülasyonuyla ilgili konularda bu karar emsal olarak uygulanıyor. Ama bu Türkiye’de söylenmiyor.”

TAZMİNAT DAVALARI SÜRÜYOR

Mosturoğlu, CAS davası ve devam eden tazminat süreçleriyle ilgili de açıklamalarda bulundu.

“Sık karşılaştığımız bir başka yalan; Fenerbahçe CAS davasını geri çekti, o yüzden hak kaybetti. CAS davasının geri çekilmesinin sebeplerini çok detaylı konuşabiliriz ama basit bir şey söyleyeyim, CAS davası özünde bir tazminat davasıydı. O tazminat davaları bugün hala sürüyor TFF ve İçişleri Bakanlığı aleyhine. Yargı mensuplarının ceza kararları kesinleştiğinde Adalet Bakanlığı aleyhine de açılacak. Orada istenen toplam miktar Fenerbahçe’nin UEFA Kupalarına katılmaması sebebiyle uğradığı zarar kadar. Her iki tazminat davasında bilirkişi aşamaları geçildi ve bilirkişiler Fenerbahçe’nin net zararlarını aynen iddia ettiğimiz şekilde tespit ettiler. Maddi zararları, manevi zararları değil. Fakat her iki mahkeme, bizim ceza yargılama süreci gibi –o niye 10 sene uzadı? İki defa dosya usulden bozulduğu için- burada da görevsizlik kararlarıyla uzuyor. Yani yargılamayı sürdüren mahkeme dosyayı karar aşamasına kadar getiriyor, karar aşamasında ‘Ben görevli değilim.’ diyor. Hem İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan İstanbul’daki Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada hem de TFF aleyhine açılan Ankara’da görülen Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava açısından. Ama tekrar söylüyorum. Biz 2012’de bunu öngörmüştük. Biz zamana karşı yarışmıyoruz. Fenerbahçe bir kurumdur, ilelebet payidar olacaktır. Bizler faniyiz, gelip geçiciyiz ama bu kulüp kurumsal olarak burada kalacak ve kurumsal olarak burada kaldığı sürece bu davalar takip edilecek. Hesap vermeyen, sorumluluğunun sonuçlarına katlanmayan kimse olmayacak. Sonuna kadar gideceğiz.”

“SORUŞTURMA AÇILDI”

TFF’nin o dönemki bürokratlarıyla ilgili sürece de değinen Mosturoğlu, hukuki takibin devam ettiğini belirtti.

“Mesela geçen sene tüm kamuoyunun merakla beklediği, TFF’nin o dönemki bürokratlarıyla ilgili bir sonuç gelmeyecek mi, bu çaba sonuçsuz mu kalacak? Soruşturma açıldı. Masumiyet karinesi sebebiyle isim vermiyorum. Vermeme gerekçem de onlara biraz insanlık dersi verebilmektir. Hukuk dersi vermek mümkün değil. Bizim isimlerimizi ulu orta basın toplantılarında konuşan bu kişiler bugün şüpheli sıfatıyla yargılanıyorlar ve biz onlara saygı duyuyoruz hala. Bu kişiler bugün yargı önünde hesap veriyorlar ve inşallah davalarının açıldığını da göreceğiz ve bununla da sınırlı kalmayacak, göreceksiniz. Zaman içinde bu büyüyecek. Büyüyecek ama şöyle; yasalarda modern hukuk sistemlerinde zaman aşımı süreleri var. Bu süreleri sonuna kadar kullanıyorlar. Belki zaman aşımı süreleriyle önümüz kesilebilir ama biz sorumluları tek tek ortaya çıkartıp kamuoyuna teşhir edeceğiz.”

“CAMİA EVLATLARINA SAHİP ÇIKIYOR”

Mosturoğlu, Fenerbahçe camiasının 3 Temmuz sürecindeki duruşuna vurgu yaptı.

“Bizim kulüp yönetiminde görev yapmış 3 Temmuz’un mağduru insanlar olarak her zaman şükranlarımızı, minnetlerimizi ifade etmemiz gerekiyor. Çünkü onlar ilk günden itibaren bizim masum olduğumuza inandılar. Bizim mücadelemize en az bizim kadar destek verdiler hatta daha da ileri gidenler oldu. Bir kere onlara minnet borcumuzu kabul etmemiz gerekiyor. Bizim yaşadıklarımızdan sonra benim en büyük beklentim 3 Temmuz’un unutulmaması ve taçlandırılmasıydı. Ve Divan Başkanı seçilmem bunun bir yansıması. Bu camia evlatlarına sahip çıkıyor orada hiçbir problem yok. Camia beklemeye de kararlı. Sadece camiamıza şunu söylemem gerekiyor. Biz ne tazminat alırsak alalım. Maddi, manevi miktarı ne olursa olsun. O bizim zararlarımızı tanzim etmeye yeterli olmayacak. Bizim sadece 3 Temmuz ile 4 Temmuz arasındaki hisse değerimiz arasındaki fark 1 Milyar Dolara yakın. Ama sadece 1 Milyar olarak görmemek lazım. O yükselen bir trend. Belki 3-4 Milyar Doları bulacaktı. O zararların parasal telafisi yok. O yüzden paranın miktarına bakmaksızın haklılığın tespitine değer vermek lazım. Ben, hep örnek veriyorum. Haksız tutuklamalarla ilgili davalar açtık o davalarda çıkan maddi ve manevi çıkan rakamlar inanılmaz komik. Çok çok düşük. Buna rağmen ben şunu başarı olarak görüyorum ve hep onur duyuyorum. Ben bu kararı çerçeveletip odama astım. O benim haksız tutuklanmamın tespiti. Fenerbahçe’nin elde edeceği tüm tazminatlar da bu sürecin haksızlığının tespiti yönünde bir adım daha atılması olacak. Türkiye’de diğer camialarda sportif rekabet bu alana taşırılıyor. Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Cübbeli, Selam Tevhit hepsi kumpas ama bu dava diğer camialar için kumpas değil. Ama bilmiyorlar ki o kadar komik duruma düşüyorlar ki… Biz bunu çıkıp tek tek izah etmek durumunda değiliz. Kumpas davaları açılmasaydı biz ana yargılamada görmemiştik, kumpas davaları açılınca gördük. MİT mahrem imamı geldi bu operasyonun nasıl planlandığını anlattı. Bu anlatılırken de bu operasyonu kuran polisler vardı, onların önlerinde anlattı. Bu süreç devam ederken Kayseri’de örgüt liderinin kendi eliyle yazdığı mektup ortaya çıktı. Bu insanlar için bunların hiçbiri kumpas değil. Bakın bu terör ve FETÖ seviciliği.”

“BU MİLLİ VE YARGISAL BİR KONU”

Mosturoğlu, 3 Temmuz sürecinin sportif rekabetten ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Siz Fenerbahçe ile sportif anlamda rekabet edeceksiniz, bu alan milli alan, Türkiye’nin meselesi. Türkiye bu örgütle hala mücadele ediyor ve bu örgüt bitmedi. Mücadele sürüyor ve sürecek. Gözümüzün açık olması lazım. Siz orada sportif rekabet yapacaksınız diye bu örgütün yaptıklarını görmezden gelemezsiniz. Geçen hafta Hâkimler ve Savılar Yüksek Kurulu, kumpasa iştirak eden hâkim ve savcılarla ilgili ihraç kararı verdi. Bu her camia tarafından çok memnuniyet verici şekilde karşılandı. Bu hâkimlerin %75’i bizimle ilgili süreçte olan hâkimler. Bizimle de ilgili ihraç kararları var ve o süreç hiç gözükmüyor. Ergenekon kumpas ama 3 Temmuz davası kumpas değil. Tırnak içerisinde söylüyorum böyle bir rezillik olmaz. Bu gerçekten milli iradeye aykırılık teşkil eder. Biz, ortak düşmanla hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Etmezsek 15 Temmuz gibi darbe teşebbüslerini yaşarız. Orada da mesele sokağa çıkan insanlara ilham veren neydi? Fenerbahçe’nin ‘Sarı Lacivert Duvarı’ydı. Bu karanlık güce karşı direndiğiniz zaman zafer elde edebiliyorsunuz. Geçmişte kim elde etti Fenerbahçe elde etti. Hatırlayın, hafızaları tazeleyelim. Bizim soruşturmayı yapan savcı ne dedi? ‘Ben bu soruşturmanın Balyoz ve Ergenekon gibi bir ay içerisinde unutulacağını zannettim.’ Ne oldu? Bizim camiamız hala aynı kırgınlık, aynı kızgınlıkta ve aynı düşünceler içerisinde. Bitmez bu. Bu hesap kapanmadan bitme ihtimali yok. Diğer camialar sportif rekabeti futbol sahasında veya mücadeleyle ilgili konuyu sportif alanda sürdürsünler. Bu alanda mücadeleye destek versinler ki veriyorlar. Anıtkabir’e gittik ‘Adalete Fener Yak’ kampanyası yapıldı ve milyonlar geldi. Bu milyonların içerisinde Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı da vardı. Bu sportif rekabetle çözülecek bir konu değil. Bu milli ve yargısal bir konu. Bu süreçte bize karşı argüman sürenlerin hepsini çökertecek argümanlar var. Polisler içerisinde itirafçı olanlar var, yaptığını anlatanlar var. Biz sosyal medyada okuduğumuzda sadece gülüyoruz.”

“FENERBAHÇE BU MÜCADELEDEN VAZGEÇMEDİ”

Açıklamasının sonunda camiaya teşekkür eden Mosturoğlu, Fenerbahçe’nin 3 Temmuz sürecine ilişkin tavrının değişmeyeceğini ifade etti.

“Ben, tekrardan gelmiş geçmiş tüm yöneticilerimiz adına camiamıza şükranlarımı sunuyorum. Gerçekten de Fenerbahçe aidiyeti ve sahiplenme duygusunun en açık ifadesidir 3 Temmuz mücadelesi. Fenerbahçe’nin hiçbir ferdi bu mücadeleden vazgeçmemiştir. Zaman zaman insanlar yönetimlerin sportif sonuçlarla başarıları veya başarısızlıklarıyla ayrışır, karşıt görüşleri olabilir ama karşıt görüşleri olmadığı ve tek bir vücut olarak hareket ettiği konu 3 Temmuz’dur ve bu şekilde devam edecektir. Bizim yeni nesillerimiz de hiçbir şekilde bunu unutmayacak ve unutturmayacaktır. Dolayısıyla ben öncelikle camiamıza teşekkür ediyorum. 3 Temmuz’dan bugüne kadar bu süreçte görev yapan tüm hukukçu arkadaşlarıma, tüm yöneticilerimize, hukukçu yöneticilerimize ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Bu mücadelede birlikte dava arkadaşı olduğumuz insanlara ki bunlardan bazıları en son Ahmet Çelebi vefat etti. Ona Allah’tan rahmet, geride kalanlara da sabırlar diliyorum. Diğer arkadaşlarıma da sağlık, sıhhat ve afiyet diliyorum. Onların bir bölümün adları hiç zikredilmedi ama birçoğu acı ve fedakârlıkla sınanmış insanlar. Onlara da şükranlarımı sunuyorum. İnşallah bir daha böyle bir şey olmaz, olabileceğini de zannetmiyorum çünkü artık Fenerbahçe camiası bu tür girişimlere karşı çok uyanık. En ufak bir girişimde tepkisini her türlü gösterir. Artık bizim beklentimiz sorumluların, en son sorumlunun da hesabını verip bizim bu hesabı kapatmamız.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler