MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuşuyor.
https://www.youtube.com/watch?v=5T4rbWtRVJU
"TRUMP'IN SÖZÜ GELİŞİGÜZEL BİR LAF DEĞİL"
İşte Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:
Bazen bir devlet başkanının masaya geç gelişi, bazen gelişigüzel söylenmiş gibi kılıfına uydurulan bir cümle; yıllardır saklanan, sessizliğini koruyan ve sırasını bekleyen güç tahakkümünü; bazen bir parlamento raporu, ateş bacayı sarınca hatırlanan dostluk cümlelerinin arkasına gizlenmiş, yılların kiniyle bıçak gibi bilenmiş eski husumetleri gözler önüne serer, niyetleri ele verir. Son günlerde yaşananları bu zaviyeden görmek lazımdır. Fransa'da G7 liderleri bir araya gelmiştir.
Zirvenin gündem başlıkları kağıt üzerinde hayli kabarıktır. Küresel ekonominin atılan bombalar ile imzalanan mutabakatlar arasında sıkışmış kırılgan seyri, Ukrayna savaşının Avrupa güvenliğinde açtığı ve derinleşen gedik, Hürmüz Boğazı üzerinde enerji yolları ile dünya ticaret hayatının seyir güzergahının üzerine çöken belirsizlik, siyasi ve ekonomik gelişmelere bağlı olan düzensiz göç endişeleri, aynı fotoğraf karesine sıkışmıştır. Fakat bütün bu ağır gündemlerin üstüne Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın çalışma toplantısına girerken söylediği "patron benim" sözü damga vurmuştur.
Bu söz gelişigüzel söylenmiş bir cümle değil. G7 masasındaki güç dengesini, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın omzuna çöken ve tüm bu ışıltılı Batı güzellemelerinin saklayamadığı güvenlik bağımlılığını ve transatlantik ilişkilerin gerçek mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraftır.
Bu söz, ortak değerler perdesinin arkasındaki çarpık gerçeği, hakikat aynasından gözlerimizin önüne serilen güç gösterisini işaret etmektedir. Avrupa yıllardır stratejik özerklikten bahsetmektedir. Fakat aynı Avrupa kendi savunma, siyasi ve iktisadi mimarisini hâlâ Washington'ın gölgesinden çıkaramamıştır.
"TÜRKİYE'NİN KAPISINA RAPOR ÇİVİLEME HEVESİNDEN VAZGEÇMEMİŞTİR"
NATO Genel Sekreterinin açıklamaları ortadadır. Aynı Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa'daki askeri katkılarının azaltılacağını açıkladığı bir dönemde kendi güvenlik boşluğunu nasıl dolduracağını kara kara düşünmektedir. Ne çarpıcı bir tezattır ki Avrupa yıllardır Türkiye'ye demokrasi, hukuk, güvenlik ve dış politika dersi vermeye kalkmakta; rapor kılıfına sokulmuş ithamları, yaptırım imaları ile süslenmiş tehditleri, Türk ve Türkiye karşıtı muhaliflerin bayatlamış ezberlerini ısrarla tedavüle sürmektedir. Yani Avrupa kendi evinin duvarındaki çatlağı görmüş fakat hâlâ Türkiye'nin kapısına rapor çivileme hevesinden vazgeçmemiştir. Kendi zaaf ve basiretsizliklerini örtmek için rapor kumaşından yanlışlarına perde biçmeye, itham ipliğiyle tazyik nakışı işlemeye, çifte standart söküğünü insan hakları türküleriyle yamamaya çalışmaktadır. Ne var ki bu yamalı bohçadan ne hakikat çıkar, ne hakkaniyet çıkar, ne de Türkiye'ye istikamet çizecek bir irade çıkar. Gaflet uykusundan hülyalara dalanlar iyi duysun. Kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin. Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır.