Manastırın 700. kuruluş yılı kapsamında gerçekleştirilen araştırmada, yapının en eski sekiz mezarı ilk kez arkeolojik, antropolojik ve genetik yöntemlerle incelendi. Elde edilen veriler, mezarların geçmişine ilişkin bilinen birçok bilgiyi yeniden gündeme taşıdı.
KRALİÇE ELİSENDA'NIN KALINTILARI DOĞRULANDI
1327 yılında kurulan Santa Maria de Pedralbes Kraliyet Manastırı'nın kurucusu olan Kraliçe Elisenda de Montcada'nın kalıntıları, tarihsel kayıtlarla yapılan karşılaştırmalar sonucunda doğrulandı.
Araştırmacılar, kraliçeye ait kalıntıların ortaçağ döneminden kalma ahşap bir sanduka içerisinde bulunduğunu belirledi. Kalıntıların, kilise ile manastır avlusu arasındaki özel bir bölüme yerleştirildiği tespit edildi.
MEZARLARDA DİKKAT ÇEKEN BULGULAR
İncelemelerde Kraliçe Elisenda'nın sade bir dini kıyafetle defnedildiği anlaşılırken, mezarında altın işlemeli ipek parçaları ile biberiye ve mersin bitkilerine ait kalıntılar da bulundu.
Uzmanlar ayrıca kraliçenin yaşamının son dönemlerinde osteoartrit rahatsızlığı yaşamış olabileceğini değerlendirdi.

BEKLENENDEN FAZLA İSKELET ORTAYA ÇIKTI
Araştırma kapsamında incelenen sekiz mezardan toplam 25 iskelet çıkarıldı. Bu sayı, uzmanların öngördüğünün oldukça üzerinde gerçekleşti.
Buluntular, bazı mezarların zaman içinde birden fazla kişi için kullanıldığını gösterdi. Mezarların yalnızca rahibelere değil, farklı yaş ve cinsiyetten bireylere de ev sahipliği yaptığı anlaşıldı.
BIÇAK YARALARI TAŞIYAN İSKELETLER BULUNDU
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise bazı kalıntılarda tespit edilen şiddet izleri oldu.
Manastırın ilk başrahibesi Sobirana Olzet'e ait olduğu belirlenen iskelette, ölüm dönemine yakın oluşmuş olabilecek yüz bölgesi yaralanması saptandı. Uzmanlar bu izin kesici bir aletle meydana gelmiş olabileceğini değerlendiriyor.
Daha önce ikinci başrahibe Francesca Saportella'ya ait olduğu düşünülen bir mezarda ise dokuz farklı kişiye ait kalıntılar bulundu. Bunlar arasında kafataslarında kesici alet yaraları bulunan dört erkek iskeleti de yer aldı.
ŞÖVALYE MEZARI SANILAN YERDEN FARKLI KALINTILAR ÇIKTI
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise ünlü şövalye Artau de Foces'e ait olduğu düşünülen mezarda ortaya çıktı.
Yapılan incelemelerde mezarda şövalyeye dair herhangi bir bulguya rastlanmazken, iki yetişkin kadın ile üç bebeğe ait kalıntılar tespit edildi. Kadınlardan birinin saç örgüsünün günümüze kadar korunduğu belirtildi.
Araştırmacılar, bundan sonraki aşamada DNA analizleriyle mezarlardaki kişilerin akrabalık bağlarını, kökenlerini ve manastırla ilişkilerini daha ayrıntılı şekilde ortaya çıkarmayı hedefliyor.