ABD ile İran arasında kurulan barış masası devrildi. Taraflar, eskisinden daha kapsamlı ve daha şiddetli bir savaş sürecine girerken, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz de yeniden küresel gündemin ilk sıralarına yerleşti. Boğazın kapalı olması yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel ticaret ve gıda tedarik zincirini de doğrudan etkiliyor.

Petrol İhracatında Alternatif Rotalar Devrede
Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması petrol ihracatını büyük ölçüde etkiliyor. Ancak bazı Körfez ülkeleri alternatif güzergâhlarla ihracatlarını kısmen de olsa sürdürüyor. Suudi Arabistan, ülkenin doğusundan çıkarılan petrolü boru hattıyla Kızıldeniz kıyısına ulaştırıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ise petrolünü boru hattı aracılığıyla El-Fuceyre Limanı'na taşıyor. İran da ihracatının bir bölümünü Suriye ve Türkiye üzerinden gerçekleştiriyor.

Gıda Ticareti de Risk Altında
Ancak Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması sadece petrolü değil, küresel gıda ticaretini de olumsuz etkiliyor. Körfez ülkelerinin tarım ve gıda ürünleri ihracatının yaklaşık yüzde 20 ila 45'i Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor. Bu ürünler arasında hurma, pirinç, şeker, hayvan yemi, işlenmiş gıda ve çeşitli tarım ürünleri bulunuyor.

En Büyük Risk Gübre Tedarikinde
Uzmanlara göre en kritik risk ise tarım gübresi ticaretinde yaşanıyor. Küresel gübre ihracatının yüzde 20 ila 30'u, bazı ürünlerde ise yüzde 40'ın üzerindeki kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Bu nedenle boğazın uzun süre kapalı kalması, doğrudan gıda kıtlığından önce gübre fiyatlarının yükselmesine, bunun da dünya genelinde gıda maliyetlerinin artmasına neden olabilecek önemli bir risk olarak değerlendiriliyor.