Ana içeriğe geç

1 Haftada 10 Milyon İzlenen Deniz Göktaş'ın Tutuklanmasına Tepkiler Çığ Gibi Büyüdü

Komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanmasına yönelik tepkiler çığ gibi büyüdü. Kim, ne dedi? İşte o tepkiler!

1 Haftada 10 Milyon İzlenen Deniz Göktaş'ın Tutuklanmasına Tepkiler Çığ Gibi Büyüdü
Onedio
16

Komedyen Deniz Göktaş'ın 1 haftada 10 milyon izlenen 'Ölü Deniz' gösterisi Türkiye'nin bir numaralı gündemi oldu.

Göktaş hakkında 'dini değerleri aşağılama' ve 'Cumhurbaşkanına hakaretten' soruşturma başlatıldı.

Deniz Göktaş 3 Temmuz Cuma günü tutuklandı.

Deniz Göktaş'ın tutuklanmasına tepkiler çığ gibi büyüdü.

'Ölü Deniz' gösterisiyle Türkiye'nin gündemine oturan ve 1 haftada 10 milyon izlenen Deniz Göktaş, tutuklandı.

Deniz Göktaş'ın tutuklanmasına her kesimden tepki yağdı.

İşte o tepkiler👇🏻'Arkadaşımız Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararı, yalnızca bir komedyeni değil; mizahın ifade alanını da daraltan bir karardır.

Bir komedyenin yeri cezaevi değil, sahnedir.

Deniz bizim arkadaşımız.

Yıllardır aynı sahneyi, aynı heyecanı ve aynı kahkahayı paylaşıyoruz.

Bugün de yanında olmaya devam edeceğiz.

İnsanlar birlikte güldükleri insanları da, neye güldüklerini de kolay kolay unutmaz.

Çünkü mizahın hafızası vardır.

O hafızaya kelepçe vurulamaz.

Deniz’in yanındayız.

'Deniz’in üzerine uzun uzun ve yıllar boyu çalışarak ortaya koyduğu şey yalnızca mizah değil.

Politik bir eylem aynı zamanda, bir düşünceler bütünü.

“Mizah suç değildir” diyoruz, elbette değil ama politik eylem de suç değil.

Onun yalnızca mizahını değil eylemini de savunabilmeliyiz- Hakkında soruşturma açılınca Türkiye’ye dönen Deniz Göktaş’ı “kaçma şüphesi” ile tutukladılar.

- Soruşturmanın sebebi, YouTube’daki gösteri.

Tutuklamanın diğer gerekçesi “delilleri karartma” ihtimali! Zaten YouTube’da olan video ile ilgili hangi delil karartılabilir?Sıkıntı bizde aslında, her şeyin arkasında hukuk arıyoruz.

Gülmek de güldürmek de yasak… Ne trajikomik bir korku sahnesi!Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararı sözün, gülümsemenin, esprinin dahi güvence altında olmadığını bir kez daha göstermiştir.

Deniz Göktaş şahsında ortaya çıkan mesele ifade özgürlüğünün askıya alınması, demokratik ve hukuki güvencelerin hiçe sayılmasıdır.

Söz olsun; Deniz’i de, arkadaşlarımızı da cezaevlerinden çekip alacak, demokratik toplumu inşa edeceğiz.

#DenizGöktaşDeniz Göktaş tutuklandı.

Soruşturmayı öğrenip yiğitçe yurtdışından dönüp gelen Deniz'i kaçma şüphesi ile tutukladılar.

Ortada bir yargı yok, talimatları yerine getiren rejim ajanları var.

Bunun adı diktatörlük ve Deniz bunu bir kez daha kanıtladı.

Kutlu olsun Deniz, gururla, onurla, güle güle gir, güle güle gel, var ol.

#DenizGöktaşOnurumuzdur.

'Çok Yaşa DenizSana çok kızıyorum Deniz.

Sabaha karşı, gözü yaşlı bir şekilde yataktan kalkıp bu yazıyı yazdırdığın için sana çok kızıyorum.

Hayata dair bütün planlarımı bozduğun içim sana çok kızıyorum.

Beni bu duruma soktuğun için, rahatımı kaçırdığın için sana çok kızıyorum Deniz.

Babanı, belki hatırlar belki hatırlamaz, 1979’da o zamanlar bir gecekondu bölgesi olan Mamak’ta tanımıştım.

Sana kızıyorum, ama o zamanlar tanıdığım Kemal için bu yazıyı yazmaya kendimi mecbur hissediyorum Deniz.

Yıllarca ders verdiğim öğrencilerim için mecbur hissediyorum.

Seninle aynı yaşlarda olan oğlum için mecbur hissediyorum ve beni bu duruma soktuğun için sana çok kızıyorum Deniz.

Ne yaptığını anlıyorum Deniz.

Adına ne diyeceğimi bilemiyorum, ama gösteri diyelim, gösterinin adını neden “Ölü Deniz” koyduğunu anlıyorum.

Gösterin ölüm maskını andıran bir -gene diyeceğimi bilemedim- heykelin açılışıyla başlamasının nedenini anlıyorum.

Gösterinin başında kendini neden yuhalattığını anlıyorum.

Neden kıyafetinden yola çıkarak bir “komedyeni” öldürtmenin ne kadar kolay olduğunu anlattığını anlıyorum: Can Dündar’ı kurşunlatıp kaçırtmış, Ahmet Hakan’ı dövdürüp yola getirmiş, Özgür Özel’i çocuklarını öldüren birine yumruklatmış gücün sana ne yapacağının farkındasın Deniz.

Üstelik sen katledilirsen ne yapacağımızı da gösteriyorsun bize videonun sonunda, ölüm maskını bütün İstanbul'da dolaştırarak.

İkiyüzlülüğümüzü böyle açık ettiğin için sana çok kızıyorum Deniz.

Bütün bunları göze alabildiğin için, daha doğrusu bunları göze alamadığımdan, beni utandırdığın için sana çok kızıyorum Deniz.

Aynı zamanda sana hayranım Deniz.

Her şeyi bu kadar planlayabildiğin için hayranım.

Türkiye’nin umudu olarak sunulan bir Laz müteahhitle (Lazlar başımız gözümüz üstüne) böyle dalga geçtiğin için hayranım.

Fatih Altaylı’ya giydirdiğin için hayranım.

Dört kitaptan söz ederken, işi her yöne çekilebilir bir noktada bırakmayıp, belki 1200’lerde bir kitap daha yazmak isterdi dediğin için hayranım -üstelik Akit gazetesinin manşetinde fotoğrafı basılıp “İslam düşmanı kahpe” yazılmış biri olarak hayranım.

Sana hayranım Deniz, dalgıç esprinle “bizim cephenin” ikiyüzlülüğünü gösterdiğin için hayranım ki, Başörtüsüne Özgürlük bildirisi imzaladığım için “aramızdaki hainler” diye lanse edilen biri olarak hayranım.

Bir sabah operasyonuyla değil de 2 Temmuz’da, Sivas Katliamının yıldönümünde Türkiye gelerek gözaltına alınmayı tasarlayacak kadar düşünceli olduğun için hayranım.

Ama bunlar sana kızmama engel değil Deniz.

Beni bu duruma düşürdüğün için sana çok kızıyorum Deniz.

Eskiden de çok küfretmezdim ama cinsiyetçi, türcü derken artık küfredemiyorum Deniz.

“Alçaklar” diyesim geliyor ama “size alçak diyemem, çünkü alçak da bir seviye gösterir” diyen Necip Fazıl’ın sözü geliyor aklıma.

Ne kadar garip değil mi Deniz, bu sıfatı en çok hak eden birinin böyle bir söz söylemesi.

Bir de en küfürbaz şairimizin adaşın için yazdığı şiir geliyor aklıma: “Acıyorsam sana anam avradım olsun/Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!”Gün ağarmak üzere, bitireyim artık.

Çocukluğumdan hatırladığım ilk slogan, “Ya ya ya, şa şa şa, İsmet Paşa İsmet Paşa, çok yaşa” geliyor aklıma Deniz.

Sonraları, 1970’lerde çok komik gelmişti bu slogan, ama şimdi çok anlamlı geliyor, hatta senin için sokağa çıkıp bağırasım geliyor Deniz: Ya ya ya, şa şa şa Deniz Göktaş Deniz Göktaş çok yaşa.

Sen çok yaşa Deniz.

Taylanlar, Ulaşlar, Denizler, Yusuflar, Hüseyinler, Mahirler, İbrahimler… Hepiniz çok yaşayın çocuklar.

Faruk Alpkaya''İnsan bir şeye gülebildiği an, o şeyin üzerindeki mutlak baskıyı kırar.

Yasaklar 'aşırı ciddiyet' ister; mizah ise bu ciddiyeti delerek otoritenin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.

' demişti Brecht.

Komedyen Deniz Göktaş’ın bir stand-up gösterisi nedeniyle tutuklanması, ülkeyi sarmalayan korku ikliminin ve kendi kırılganlığından korkan bir rejimin itirafıdır.

Kahkahadan, mizahtan ve eleştiriden korkan bu tahammülsüzlük, sanatı ve düşünceyi asla hapsedemez.

Sanatın ve özgür düşüncenin yanındayız, Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır!'32 yaşında, gözü ışıklı, pırıl pırıl bir insan her yaştan, her kesimden milyonlarca insanı aynı duyguda buluşturdu.

İyi mizah da istisna ama bu kadar geniş bir kitlenin yan yana durmaktan onur duyduğu bir insan olabilmek daha büyük istisna bugün.

Nasılına dair memleketin dili içine kaçmış sanatçılarını umarım düşündürür.

Var ol Deniz Göktaş.

#DenizGöktaşYalnızDeğildir'

Kaynağa Git

İlgili Haberler