Ankara – Temmuz ayının gelmesiyle birlikte birçok iş yerinde ek tartışmaları gündem olmaya başladı. Öyle ki iktidarın geçtiğimiz dönem asgari ücrete ara zam yapmaması ücretlerin enflasyon karşısında giderek erimesine, alım gücünün giderek düşmesine sebep oldu. Birçok yerde işçiler hem asgari ücrete hem de doğrudan kendi ücretlerine zam yapılıp yapılmayacağını takip ediyor.
Metal iş kolunda ise yapılacak zammın toplu iş sözleşmesine bağlı olmasının işçiler tarafından kabul görmesi tartışmaların önünü kesen en büyük etkenlerden biri. Ben de metalde çalışan biri işçi olarak; iş yerinde girdiğimiz tartışmaları kendi gözümle de yorumlamak istedim. Bence artık daha fazlasını kazanmak yerine sürekli olarak geriye gitmemizin sebebi zaten; “Bizde böyle olur” cümlesi. Ya da sözleşmeden, ara zamma ve kıdeme kadar her şeyi eskiden olan şeylerle tahmin etmeye çalışmak. Ama tahmin etmeye çalışmak demek aynı zamanda sadece beklemek ve bir şey yapmamak demek.
Bu zamana kadar aldığımız her hakkın arkasında çıkardığımız sesin, duyduğumuz öfkenin olduğunu çok hızlı unutuyoruz. Üstelik sanki bu meseleler sadece bizimle ilgiliymiş gibi görüyoruz. Bugün hemen her fabrikanın koşullarının birbiriyle çok benzer olması bile gösteriyor ki bir başka fabrikanın koşullarındaki iyileşme bize olumlu; kötüleşme de yine aynı şekilde olumsuz yansıyacaktır. Yani eğer fabrikalarda ara zam yapılır; devlet de asgari ücrete zam yaparsa bizim de ücretlerimiz er ya da geç bu şekilde artmak zorunda kalacak. O yüzden bizim sözleşmeye göre ancak eylülde zam alacağız diyerek kenara çekilmek, bize hem para hem de zaman kaybettirecektir.
Evet bugün belki fabrika içerisinde sözleşme şartlarını değiştirmek mümkün görünmüyor olabilir ama çevre fabrikalarımızda olacak mücadeleyi sahiplenmek; devletin asgari ücrete zam yapması için ses çıkarmak bugün açısından yapabileceklerimiz arasında!