Dünyanın en eksiksiz Tyrannosaurus rex fosillerinden biri olarak gösterilen "Gus", salı günü Sotheby's müzayede evinde satışa çıkıyor. Yaklaşık 30 milyon dolar değer biçilen fosilin, şimdiye kadar açık artırmada satılan en pahalı dinozor olabileceği belirtiliyor.
BBC'de yer alan habere göre, 1997 yılında Sotheby's, tarih öncesi canlılara ait eserlerin yer aldığı ilk doğal tarih müzayedesinde T. rex "Sue"yu 8 milyon dolara Chicago'daki Field Müzesi'ne satmıştı. O dönem alıcıların büyük bölümünü müzeler oluştururken, açık artırmaların en güçlü müşterileri milyarder koleksiyonerler.
Bu değişim, bilim dünyasında önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor: Bilimsel açıdan büyük değer taşıyan fosiller müzelerde mi kalmalı, yoksa onları bulan ve yıllarca emek veren fosil avcılarının ticari kazanç elde etmesi doğal mı?
Sotheby's Doğa Tarihi Bölümü Başkanı Cassandra Hatton, fosil avcılığının son derece zahmetli ve riskli bir iş olduğunu vurguluyor. Güney Dakota'nın Badlands bölgesinde bulunan Gus'ın çıkarılması üç yıl sürdü. Ancak süreç bununla bitmedi; fosilin belgelenmesi, temizlenmesi ve yeniden birleştirilmesi için laboratuvarda üç yıl daha çalışıldı.
Hatton, kazıların yalnızca toprağın donmadığı kısa dönemde yapılabildiğini belirterek, ekiplerin aylarca çadırlarda yaşadığını ve çıngıraklı yılanlar ile vahşi hayvanların bulunduğu zorlu koşullarda çalıştığını söyledi.
Yaklaşık 67 milyon yıl önce yaşamış olan Gus'ın iskeletinin yüzde 61'i günümüze ulaşmış durumda. Hatton'a göre bu oran, T. rex fosilleri arasında son derece yüksek. Fosilde kafatasındaki büyük bir ısırık izi ile iyileşmiş kaburga kırıkları gibi bulgular da hayvanın yaşamına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Müzayede öncesi 30 milyon dolar değer biçilen Gus için teklif verme alt sınırı ise 19 milyon dolar olarak belirlendi. Fosilin satış fiyatının, 2024 yılında 44,6 milyon dolara satılan Stegosaurus "Apex"in rekorunu kırabileceği belirtiliyor.
Ancak Londra'daki Doğa Tarihi Müzesi'nden dinozor araştırmacısı Prof. Susannah Maidment, bu fiyatların müzeleri yarışın dışına ittiğini söylüyor. Maidment'e göre gerçek fosiller, dinozor anatomisini anlamak ve bilimsel araştırmalar yürütmek için vazgeçilmez.
Bilim insanları ayrıca, özel koleksiyonlara giren fosiller üzerinde yapılan araştırmaların saygın bilimsel dergiler tarafından kabul edilmediğine dikkat çekiyor. Bunun nedeni ise bilimsel bulguların yıllar boyunca başka araştırmacılar tarafından yeniden incelenebilmesi gerekliliği.
Maidment, özel koleksiyonlardaki fosillerin zamanla kaybolabileceğini ya da erişilemez hale gelebileceğini belirterek, bunun bilim açısından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade ediyor.
Buna karşılık bağımsız paleontolog Fiann Smithwick, fosillerin müzelerde de yok olabileceğini hatırlatıyor. Örnek olarak, 1829 yılında paleontolog Mary Anning tarafından bulunan ve Bristol Enstitüsü'ne bağışlanan önemli bir fosilin, İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman bombardımanında yok olduğunu anımsatıyor.
Tartışmanın tüm tarafları ise tek bir konuda hemfikir: Profesyonel fosil avcıları olmasaydı bugün incelenecek çok daha az dinozor fosili bulunacaktı.
Hatton, bu nedenle fosil avcılarını "dinozorları ikinci kez yok olmaktan kurtaran insanlar" olarak tanımlıyor.
Smithwick ise İngiltere'nin Jurassic Coast kıyılarında çalışırken fosillerin dalgalar tarafından saatler içinde tamamen parçalanabildiğini belirterek, zamanında kurtarılamayan örneklerin sonsuza kadar kaybolduğunu söylüyor.
Bununla birlikte Smithwick'e göre bilim açısından en değerli fosiller her zaman milyonlarca dolara satılan dev dinozorlar değil. Sahillerde çocuklara satılan küçük ammonit fosilleri bile yeni nesillerde bilime merak uyandırarak paleontolojiye önemli katkı sağlayabiliyor.