Doç. Dr. Derya Hekim, NATO Zirvesi'nin Türkiye açısından oldukça pozitif sonuçlar doğurduğunu, özellikle Türk savunma sanayisinin gücünün uluslararası basında geniş yankı bulduğunu ifade etti. Savunma sanayisinin Avrupa ile yapılabilecek birleşme ve satın almalarla sermaye ihtiyacını karşılayabileceğini belirten Doç. Dr. Hekim, ancak Türkiye'deki hukuki eksikliklerin yabancı şirketlerin gelmesini engellediğine dikkat çekti.
ABD ile ilişkilerde Trump’ın verdiği mesajların değerli olduğunu kaydeden Doç. Dr. Hekim, F-35 programına geri dönüş için S-400 meselesinin mutlak suretle çözülmesi gerektiğini vurguladı. CAATSA yaptırımları ve ilgili yasalar çerçevesinde sadece mevcut füzelerin çıkarılmasının yetmeyeceğini belirten Doç. Dr. Hekim, ABD’nin Türkiye’ye veri güvenliği konusunda güvenmesi ve benzer bir sistemin tekrar alınmayacağının garanti edilmesi gerektiğini hatırlattı.
Avrupa ile ilişkilerde güven sorunu ve teknoloji transferi
Türkiye’nin Avrupa için vazgeçilmez bir partner olduğunu, özellikle Almanya'nın yenileyeceği raylı sistemler gibi büyük altyapı projelerinde Türk şirketlerinin önemli roller üstlenebileceğini belirten Doç. Dr. Hekim, teknoloji transferi konusundaki tıkanıklığa değindi. Doç. Dr. Hekim, teknoloji transferinin bir ortaklık ve güven meselesi olduğunu, Türkiye'nin son dönemdeki ani karar değişikliklerinin Avrupalı yatırımcıda güven sorunu yarattığını ifade etti.
Enerji piyasaları ve enflasyonda rafineri marjı riski
Orta Doğu’da tırmanan ABD-İran geriliminin petrol fiyatları üzerindeki etkisini değerlendiren Doç. Dr. Hekim, piyasalardaki son fiyat düşüşlerinin fazla iyimser bir tepki olduğunu savundu. Jeopolitik risklerin yıl boyunca dalgalı bir seyir izleyeceğini öngören Doç. Dr. Hekim, petrol fiyatlarının henüz 80 doları geçmemesi nedeniyle Merkez Bankası'nın planında şu an için bir değişiklik beklemediğini belirtti.
Enflasyon tarafında ise gizli bir tehlikeye dikkat çeken Doç. Dr. Hekim, ham petrol fiyatlarından ziyade rafineri marjlarının yüksekliğinin kritik olduğunu söyledi. Özellikle Rusya'nın dizel ihracatına getirdiği kısıtlamalar ve artan marjlar nedeniyle yakıt maliyetlerinin yükselebileceğini belirten Doç. Dr. Hekim, bu durumun tarım ve sanayi ürünleri üzerinden yeni bir enflasyon şoku yaratabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Dış ticarette ‘Çin Şoku’ ve seçici korumacılık
Ticaret Bakanlığı'nın son gümrük vergisi düzenlemelerini de yorumlayan Doç. Dr. Hekim, küresel boyuttaki ‘Çin Şoku’na karşı Türkiye'nin artık seçici korumacılık politikalarını devreye alması gerektiğini savundu. Ancak bu politikaların sadece belirli lobilerin gücüyle değil, şeffaf etki değerlendirmeleri yapılarak ve büyük bir sanayi stratejisinin parçası olarak yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Son olarak gıda fiyatlarını dengelemek amacıyla kullanılan ithalat silahına değinen Doç. Dr. Hekim, makarna ve soğan gibi ürünlerdeki vergi indirimlerinin her zaman beklenen sonucu vermeyebileceğini ifade etti. Geçmişte ette uygulanan benzer politikaların fiyatları düşürmediğini hatırlatan Doç. Dr. Hekim, ithalatın sadece kısa vadeli bir çözüm olduğunu ve daha kapsamlı bir üretim planlamasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.