Ana içeriğe geç

İklim uzmanı Prof. Dr. Kurnaz'dan Türkiye'ye uyarı: Erken uyarı penceresi kapandı, asıl tehlike gece başlıyor

Türkiye ve Avrupa, rekor kıran okyanus sıcaklıklarının faturasını peş peşe gelen sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarıyla ödüyor. İklim değişikliği uzmanı Prof. Dr. Levent Kurnaz, yayımladığı son analizde ezber bozan bir uyarıya imza attı: "Aşırı sıcaklar artık olağanüstü bir hava olayı değil, yeni normalimiz. Tahmin aşaması bitti, artık fiilen hayatta kalma ve uyum aşamasındayız." Kurnaz'a göre önümüzdeki günlerde Türkiye'yi bekleyen asıl tehlike ise gündüz değil, gece yaşanacak.

İklim uzmanı Prof. Dr. Kurnaz'dan Türkiye'ye uyarı: Erken uyarı penceresi kapandı, asıl tehlike gece başlıyor
Karar
16

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Levent Kurnaz, 13-19 Temmuz haftasına ilişkin iklim değerlendirmesinde, sıcaklık rekorlarının artık istisnai olaylar olmaktan çıktığını ve kalıcı bir uyum politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Kurnaz, Copernicus verilerinin küresel okyanuslardaki yüksek sıcaklıkların devam ettiğini gösterdiğine işaret ederek, denizlerde biriken termal enerjinin Akdeniz Havzası’ndaki aşırı sıcakları beslediğini belirtti.

Akdeniz üzerindeki durağan yüksek basınç sisteminin de etkisiyle İtalya, Yunanistan ve İspanya’da sıcaklıkların kritik eşikleri zorladığını ifade eden Kurnaz, daha önce İç ve Doğu Anadolu’da gözlenen “geceleri soğuyamama” sorununun artık Akdeniz’in tamamına yayıldığını kaydetti.

AŞIRI SICAKLAR ARTIK OLAĞANÜSTÜ DEĞİL

Kurnaz’a göre aşırı sıcakların yalnızca dönemsel bir hava olayı olarak değerlendirilmesi, karşı karşıya olunan riski küçümsüyor.

Sağlık sistemleri, enerji altyapıları, yerel yönetimler ve çalışma hayatını düzenleyen kurumların sıcaklığı artık rutin biçimde yönetmesi gerektiğini belirten Kurnaz, ısınan okyanusların sıcak hava dalgalarının temel yakıtlarından biri olduğunu vurguladı.

Akdeniz’de biriken yüksek enerjinin yalnızca bugünkü sıcaklıkları değil, yaz sonu ve sonbaharda ortaya çıkabilecek “Medicane” adı verilen Akdeniz kasırgalarını da güçlendirebileceğini söyledi.

TÜRKİYE’DE İKİNCİ SICAK HAVA DALGASI KAPIDA

Kurnaz, Türkiye’de yazın ikinci büyük sıcak hava dalgasının öncü işaretlerinin görülmeye başladığını bildirdi.

Batı Akdeniz’de deniz suyu sıcaklıklarının mevsim normallerinin 3 ila 4 derece üzerinde seyrettiğini belirten Kurnaz, önümüzdeki günlerde İstanbul ve Marmara’da sıcaklıkların 34-35 dereceye ulaşmasının beklendiğini ifade etti.

Ege ve Akdeniz’in iç kesimlerinde ise sıcaklıkların 40-42 dereceye çıkabileceğini aktardı.

ASIL RİSK GECELERİN SOĞUMAMASI

Kurnaz, sağlık açısından yalnızca gündüz ölçülen en yüksek sıcaklıkların takip edilmesinin yeterli olmadığını söyledi.

Gece sıcaklıklarının yüksek kalması halinde insan vücudunun gün boyunca oluşan ısı yükünden kurtulamadığını belirten Kurnaz, bunun özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık havada çalışanlar açısından ciddi risk oluşturduğunu kaydetti.

Kurnaz, belediyelerin kentsel ısı eylem planlarını devreye sokması, açık alanda çalışanlar için mesai saatlerinin yeniden düzenlenmesi ve serinleme alanlarının oluşturulması gerektiğini söyledi.

“Tahmin aşaması bitti” değerlendirmesinde bulunan Kurnaz, artık toplumun korunma ve uyum kapasitesinin fiilen sınanacağı döneme girildiğini ifade etti.

“KAÇ DERECE OLDU” DEĞİL, “KAÇ KİŞİ ÖLDÜ” SORUSU

Kurnaz, Avrupa’daki aşırı sıcakların bilançosunun artık yalnızca sıcaklık rekorlarıyla değil, can kayıplarıyla ölçülmesi gerektiğini belirtti.

Carbon Brief’in aktardığı değerlendirmelere atıfta bulunan Kurnaz, haziran ayındaki sıcak hava dalgasının Avrupa genelinde 21 binden fazla “fazladan ölümle” ilişkilendirildiğini; bu sayının Fransa’da 2 bin 700’ü, Almanya’da ise 5 bini geçtiğini aktardı.

ABD’de devam eden sıcaklık dalgasında da en az 30 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Kurnaz’ın paylaştığı verilere göre İngiltere’de 30 derecenin üzerinde geçen 25 günün dokuzunda sıcaklıklar 34 dereceyi aştı. Fransa’da Paris yakınlarındaki Fontainebleau Ormanı’nda çıkan yangına uçaklarla Seine Nehri’nden su taşınarak müdahale edildi.

Kanada’daki yüzlerce aktif orman yangınından yayılan dumanın ise ABD’nin kuzeydoğusuna kadar ulaştığı bildirildi.

TÜRKİYE’DEKİ YANGINLAR AYNI ÖRÜNTÜNÜN PARÇASI

Kurnaz, İstanbul, İzmir, Kütahya ve Aydın’da art arda çıkan orman yangınlarının Avrupa ve Kuzey Amerika’da görülen gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Yüksek sıcaklıklar, düşük nem, kuruyan bitki örtüsü ve rüzgârın yangın riskini birlikte artırdığına dikkat çeken Kurnaz, daha önce “aşırı” olarak tanımlanan koşulların artık “yeni normal” haline geldiğini ifade etti.

COP31 İÇİN “BETON DEĞİL, İÇERİK” UYARISI

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 İklim Zirvesi’ne de değinen Kurnaz, hazırlıklarda fiziksel altyapıdan müzakere başlıklarına geçilmesi gerektiğini söyledi.

Antalya EXPO alanındaki çalışmaların sürdüğünü belirten Kurnaz, Türkiye’nin zirve başkanlığının ancak Akdeniz ve Orta Asya gibi kırılgan bölgelerin su ve gıda güvenliği sorunlarını gündeme taşıması halinde anlam kazanacağını savundu.

Kurnaz, “Dökülen beton miktarı bizi ilgilendirmiyor” diyerek zirvenin başarısının konferans alanlarıyla değil, ortaya konulacak somut iklim politikalarıyla ölçüleceğini vurguladı.

COP31’İN MERKEZİNE ELEKTRİFİKASYON YERLEŞİYOR

Kurnaz, COP31 Başkanı Murat Kurum’un elektrifikasyonu vatandaşları yüksek ve değişken enerji fiyatlarından koruyacak en temiz ve güvenilir yöntemlerden biri olarak tanımladığını aktardı.

“2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon” hedefinin Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Kanada ve COP başkanlıklarının desteğini aldığını belirten Kurnaz, bu yaklaşımın COP31’in müzakere gündeminde ölçülebilir bir hedef olarak öne çıktığını söyledi.

Ancak elektrifikasyon hedeflerinin kırılgan ülkeler için uyum, finansman ve sosyal koruma politikalarıyla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

AB’DEN 2040 İÇİN ELEKTRİFİKASYON PLANI

Kurnaz’ın değerlendirmesinde Avrupa Birliği’nin 2040 Elektrifikasyon Eylem Planı da yer aldı.

Plana göre elektriğin, AB’nin nihai enerji tüketimindeki payının 2040’a kadar yüzde 46’ya çıkarılması hedefleniyor. Isı pompası kurulumlarının 2030’a kadar iki katına çıkarılması, elektrikli araç şarj altyapısının genişletilmesi ve sanayinin elektrifikasyonuna yönelik destekler de planın başlıkları arasında bulunuyor.

Hedeflerin gerçekleşmesi halinde AB’nin yıllık fosil yakıt ithalat faturasının 260 milyar avro azalabileceği tahmin ediliyor.

TÜRKİYE SANAYİSİ İÇİN “DÖNÜŞ YA DA PAZAR DIŞINDA KAL” RİSKİ

Kurnaz, AB’nin elektrifikasyon kararlarının Türkiye açısından yalnızca dış politika veya enerji gündemi olarak görülemeyeceğini belirtti.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin Avrupa’ya ihracat yapan sanayi kuruluşlarının hızla dönüşmek zorunda kalacağını söyleyen Kurnaz, şirketlerin “elektrikle dönüş ya da pazar dışında kal” ikilemiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Bu nedenle elektrik şebekesinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve sanayinin temiz enerjiye erişiminin güvence altına alınması gerektiğini kaydetti.

KONGO ORMANLARINA AYRILAN FİNANSMAN GERİ ÇEKİLDİ

Kurnaz, Birleşik Krallık’ın dünyanın ikinci büyük yağmur ormanı olan Kongo Havzası’na yönelik bazı projelerin finansmanını iptal etmesini de değerlendirdi.

İngiltere’nin 2021’deki Glasgow COP26 Zirvesi’nde verdiği 200 milyon sterlinlik taahhüdün yalnızca 39,8 milyon sterlinini 2024 itibarıyla ödediğini aktaran Kurnaz, iklim uyumu tartışılırken doğa koruma fonlarının küçülmesinin güven sorununu büyüttüğünü söyledi.

Bu tablonun COP31’de yürütülecek iklim finansmanı müzakerelerini de zorlaştırabileceğini belirtti.

BUZULLARLA BİRLİKTE İKLİMİN HAFIZASI DA ERİYOR

Kurnaz, Svalbard’daki buzulların erimesinin yalnızca deniz seviyeleri açısından değil, bilimsel verilerin kaybı bakımından da tehlike oluşturduğunu ifade etti.

Kuzey Kutbu’nun küresel ortalamadan yaklaşık dört, Svalbard’ın ise yedi kat daha hızlı ısındığını belirten Kurnaz, buz çekirdeklerinde saklanan binlerce yıllık iklim kayıtlarının bilim insanları bunları inceleyemeden yok olabileceğini söyledi.

Buzul çekirdeklerinin sanayi öncesi atmosfer koşulları ve geçmiş sıcaklıklar hakkında doğrudan bilgi sunduğunu belirten Kurnaz, bu doğal arşivlerin kaybının gelecek iklim modellerinin güvenilirliğini de zayıflatabileceğini kaydetti.

“BU KÖTÜMSERLİK DEĞİL, VERİLERE DAYALI GERÇEKÇİLİK”

Kurnaz, önümüzdeki hafta Avrupa’daki sıcaklık ve yangınların seyri, Türkiye’de ikinci sıcak hava dalgasının başlayıp başlamadığı, COP31 hazırlıklarının içeriği ve Kuzey Atlantik deniz yüzeyi sıcaklıklarının yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Küresel okyanus sıcaklıklarındaki rekor seyrin üçüncü haftaya taşınıp taşınmayacağının da önemli göstergelerden biri olduğunu ifade eden Kurnaz, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Bu bir kötümserlik değil. Bu, verilere dayalı bir gerçekçilik.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler