Ana içeriğe geç

Çiftçilikle geçinemeyen üretici inşaat işçiliği yapıyor: Bugün tarla vergisi çıkaran, yarın inek, koyun, tavuk vergisi de çıkarır

Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde çiftçilik yapan Sebahattin Delibaş, girdi maliyetleri altında ezildiği için topraklarını ekip biçemez hale geldi. Dört çocuğunu okutabilmek ve geçimini sağlayabilmek için gurbette inşaat işçiliği yapmaya başladı.

Çiftçilikle geçinemeyen üretici inşaat işçiliği yapıyor: Bugün tarla vergisi çıkaran, yarın inek, koyun, tavuk vergisi de çıkarır
Evrensel
16

Diyarbakır- Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde yaşayan ancak geçimini sağlayamadığı için inşaat işçiliği yapan dört çocuk babası çiftçi Sebahattin Delibaş, yaşadığı durumu “Çiftçilik kurtarmadığı için gurbetçiyim” sözleriyle özetliyor. İki aydır İskenderun’da bir inşaatta çalışan, öncesinde de Antep’te benzer zorluklarla mücadele eden Delibaş, tarımsal üretimin her aşamasında borçlandığını vurguluyor.

“Gübreye çalışıyoruz, üretici batıyor”

Tarımsal üretimin maliyetinin fazlasıyla arttığını belirten Delibaş, yaşadıklarını şu sözlerle dile getiriyor: “Buğday ekiyoruz, gübre atıyoruz, ilaçlama yapıyoruz, biçerdöver getiriyoruz. Ama bırakın geçindirmeyi, batıyoruz. Yemin ederim batıyoruz. Buğdayın tonunu 13 bin liraya satmam isteniyor, gübrenin tonu ise 28 bin lira. Bir ton buğday için 2,5 ton gübre harcamam gerekiyor. Traktörün tekeri 60-70 bin lira, parçası ayrı dert. Bu hesabı ne yapsan kurtarmıyor.”

“Koyun gibi sesimizi çıkarmadan çalışmamız bekleniyor”

İnşaattaki koşulların ağırlığına da değinen Delibaş, İskenderun’daki şantiyede yaşadığı zorlukları şöyle aktarıyor: “Konteynerde bile değilim, inşaatın içinde yatıyorum, sivrisinekler parçalıyor. İki buçuk aydır maaş alamadım. Evdekilerin geçimini sağlamak için kartlardan borç döndürüyorum. Biçerdöverin 46 bin liralık masrafını kredi kartıyla ödedim. Bizden koyun gibi sesimizi çıkarmadan çalışmamız bekleniyor, ses çıkardığında ise ‘Bana lazım değilsin’ diyorlar.”

“Çiftçi zaten zarar ediyor, bir de arazi vergisi istiyorlar”

Tarımın içler acısı hali yetmezmiş gibi, bir de belediye tarafından arazi vergisi talep edildiğini ifade eden Delibaş, bu duruma da öfkeli: “Zaten destekleme primlerini kestiler. Şimdi de belediyeye arazi vergisi çıkarıldı. Bu vergi nereden çıktı? Muhtarlık paylaştı, şoke oldum. Çiftçi zaten zarar ediyor, kimse sesimizi duymuyor, bir de üstüne tarla vergisi ekliyorlar. İnsanlar tepki gösteremiyor çünkü zorba bir yapı var, herkes ‘vergimi vereyim de uğraşmayayım’ diyor.”

“Üretimi bitirip ithalata mahkum ediyorlar”

Hükümetin tarım politikalarını eleştiren Delibaş, ülkedeki enflasyon ve pahalılığın en önemli nedeninin üretimden kopuş olduğunu savunuyor: “Eğer gübre buğdayın iki katıysa, mazot gelir gideri karşılamıyorsa burada bir sorun var demektir. Devlet televizyonda ‘mazotun yarısını karşılıyoruz’ diyor, nerede? Yüz dönüm tarladan çıkan ürün, gübre masrafını bile karşılamıyor. Desteği de versinler istemiyoruz, yeter ki gübreyi, ilacı 10 katına satmasınlar.”

Delibaş, uygulanan yanlış politikaların sadece üreticiyi değil, tüm ülkeyi yoksullaştırdığını belirterek sözlerini şöyle noktalıyor: “Bugün tarla vergisi çıkaran, yarın inek, koyun, en sonunda tavuk vergisi de çıkarır. Üretimin önünü açmak yerine her kalemi vergiye boğuyorlar. Mazottan alınan vergi, gübreden alınan vergi sadece garibanı fakirleştiriyor. Domatesin, etin ucuzlamasını istiyorsanız çiftçinin önünü açacaksınız. Üretmeden, her şeyi satın alarak bir ülke zengin olamaz. Yanlış politikaların sonu iflastır.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler