Ana içeriğe geç

Suriye ordusu Hizbullah'la çatıştırılmak istendi: Lübnan’da tuzağı Türkiye bozdu

Suriye’ye, 120 bin kişilik güçle Lübnan’a girerek Hizbullah’ı tasfiye etmesi karşılığında toprak vaadinde bulunuldu. Ankara ise “Lübnan bölünürse İsrail işgal ettiği Litani Nehri ve Golan’ı kendi toprağı ilan edecek” diye uyardı.

Suriye ordusu Hizbullah'la çatıştırılmak istendi: Lübnan’da tuzağı Türkiye bozdu
Türkiye Gazetesi
16

Suriye’ye, 120 bin kişilik güçle Lübnan’a girerek Hizbullah’ı tasfiye etmesi karşılığında toprak vaadinde bulunuldu. Ankara ise “Lübnan bölünürse İsrail işgal ettiği Litani Nehri ve Golan’ı kendi toprağı ilan edecek” diye uyardı.

Yaklaşan seçimlere “İran fatihi” olarak girmek isteyenler bölgede yeni krizler üretmek için düğmeye bastı. Amerika’daki siyonist lobilerin baskısıyla harekete geçen ABD yönetimi, mayıs ayı başından itibaren Şam yönetimiyle Lübnan’a müdahale görüşmelerine başladı.

Şam’da konuştuğumuz üst düzey Suriyeli güvenlik kaynağı, Suriye ordusunun Hizbullah’a müdahalesi konusunda bir dizi görüşmelerin gerçekleştiğini doğrulayıp “Suriye’ye Bekaa Vadisi, Dahiye, Akkar, Saadneyıl, Baalbek, Maruj, Trablus, Celala, Şutura ve Sayda dâhil neredeyse Lübnan’ın yarısı vadedildi. ‘Yaklaşık 120 bin kişilik bir kara gücüyle Hizbullah’ı yok edebilirsiniz. Biz de havadan ve denizden yoğun destek sağlarız’ teklifi yapıldı” dedi.

‘TOPRAK LÜTFU’ DEĞİL

Suriyeli araştırmacı Mahmut Osman, ABD planının arkasında Siyonist lobilerin olduğunu söyledi. Hâlihazırda Lübnan’da 2 milyon civarında Suriyelinin mülteci durumunda yaşadığını hatırlatan Osman “İsrail Başbakanı Netanyahu’nun İran planı tutmadı ve ABD Başkanı Trump geri adım atmak zorunda kaldı. Şiddet sarmalının durmasını istemeyen Tel Aviv’in (Netanyahu) tek sabotaj kapısı Lübnan. Bunun için her tuşa basıyorlar.

Trump’ın adımlarını boşa düşürmek isteyen Netanyahu, hem parçalı Lübnan emelini gerçekleştirmek hem de etnik ve mezhep temelli yeni karmaşa alanları oluşturmak adına Suriye ordusunu Lübnan’a çekmek istiyor.

‘Suriye’ye toprak lütfu’ gibi gözüken olay aslında 1976 Hafız Esad dönemi haritasına bir dönüş niteliği taşıyor. O gün Golan’ı alıp Hafız Esad’ı Lübnan’a soktular. Sonra da Suriye ordusu çıkarıldı ancak İsrail, Golan’ı kendi topraklarına kattı. Esad o dönem Suriye Arap Birliği şemsiyesi altında Lübnan’a girdi ve 2005 yılına dek orada kaldı.

Maalesef Lübnanlıların zihninde Esad ordusundan geriye iyi şeyler kalmadı. Kendi halkına uyguladığı zulmü Lübnanlılara da yaptı. Batı-İsrail ittifakı 50 yıl sonra aynı oyunu bu sefer BAE-İsrail-ABD üçlüsü üzerinden tekrarlamak istiyor. Elbette Lübnan’da hatırı sayılır bir Sünni nüfus var. Bu insanlar, İsrail, Hizbullah ve Falanjist katiller gibi farklı unsurlar tarafından birçok katliama maruz kaldı. Doğal olarak da Suriye yeni yönetiminden beklentileri var. Fakat olayın stratejik hesaplamasının doğru yapılması hayati önem taşıyor” yorumunda bulundu.

BÖLME PROJESİ

Suriye’nin henüz kendi coğrafi, siyasi bütünlüğünü sağlayamadığını hatırlatan Suriyeli araştırmacı Mahmut Osman “Biz Fırat’ın doğusunu yeni yeni Suriye’ye katıyoruz. Güneyde Süveyda sancılı bölge özelliğini koruyor. Kamışlı-Haseke’de hâlâ sıkıntılar var. Alevi-Nusayri yoğun alanda hâlen ayrılıkçı gruplar dağlarda ve bölücü emeller güdüyor. Golan-Kuneytra-Dera-Suveyda aksında İsrail’in fiziki işgali de devam ediyorken Lübnan’a girmek tüm dünyada ‘İsrail’in jandarmalığı’ olarak okunur. Bu sebeple Cumhurbaşkanı Ahmed Şara net konuştu ve ‘Biz Lübnan’a müdahale etmeyeceğiz’ dedi. Bizim Suveyda-Kamışlı-Haseke dahil ülkenin tamamında kontrolü sağlamamız, Suriye Meclisini toplamamız ve ülkenin imarı ve ekonomisine odaklanmamız gerekiyor. Lübnan macerası Lübnan ile birlikte Suriye’nin de bölünmesine yol açar” diye konuştu.

Suriyeli ve Türk kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre geçtiğimiz mayıs ayı başında BAE üzerinden yoğunlaşan Hizbullah’a müdahale görüşmelerinde Suriye yönetimine ciddi manada para desteği vaadinde bulunuldu. Hizbullah’ın doğrudan ve dolaylı kontrol ettiği bölgelerin haritası çıkarıldı ve bu sahaya Suriye ordusunun yerleşebileceği iletildi.

Suriye ordusuna operasyon sürecinde deniz ve havadan destek verilmesi yanında PYD-YPG ile birlikte hâlâ merkezi yönetime tabi olmayan Suveyda’nın entegrasyonu sözü verildi. ABD ve Körfez kanadı Hizbullah’ın 14 yıllık savaşta oynadığı rol ve karıştığı katliamları dosyalaştırdı ve ikna amaçlı kullandı.

Şara, görüşme sürecinde Golan, Cebel Şeyh, Kuneytra, Cebel Harmon ve Şeba Çiftlikleri gibi güneyde devam eden İsrail işgalinin sürdüğü vasatta böyle bir teklifin ciddiyetten mahrum olduğunu savundu.

Olayların en başından itibaren Türk güvenlik bürokrasisi ve Dışişleri de aktif rol üstlenerek muhtemel müdahalenin sakıncalarını Şam’la paylaştı. Suriye ordusunun muhtemel Lübnan operasyonu durumunda YPG hattı ile birlikte Irak’tan ve Lazkiye bölgesinden gelebilecek tehlikelere dikkat çekti.

Türkiye ayrıca Lübnan’da yaşanacak bölünme ile İsrail’in son dönem işgal ettiği Litani Nehri’ne kadar olan alanı, Golan’la birlikte İsrail toprağı ilan edeceği uyarısında bulundu.

Sınır hattındaki hareketlilik ve ABD’den yapılan açıklamalar sonrası Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın yaptığı açıklamalara paralel Suriye’de terör cephesinin de harekete geçtiği görüldü. Haseke, Menbiç, Halep ve Rakka’da sabotaj ve güvenlik güçlerine saldırılar gerçekleştirildi. Yine YPG Suriye elebaşısı Ferhat Abdi, Avrupa’ya çağırılarak Şam’a mesaj verildi. Esad kalıntısı ayrılıkçı Nusayriler de sürece katıldı ve tehdit mesajları yayımladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler