İstanbul’un en değerli bölgeleri arasında yer alan Sarıyer Poligon Mahallesi’nde kentsel dönüşüm süreci, mülkiyet hakkı tartışmalarını beraberinde getirdi. Boğaz manzaralı konumu nedeniyle yüksek rant değeri taşıyan bölgede bazı mahalle sakinleri, 6306 sayılı kanun kapsamındaki “rezerv yapı alanı” düzenlemeleri ve pay satış ihaleleriyle evlerinin mülkiyetinin yüklenici firmalara devredildiğini belirterek sürece itiraz ediyor.
Mahalleliler, yalnızca kendilerine biçilen bedellere değil; sürecin işleyiş biçimine, tebligat aşamalarına ve karar alma mekanizmalarının hızına da tepki gösteriyor.
“SATIŞ TEBLİGATLARI BİZE ULAŞMADI”
Poligon Mahallesi sakinlerinin en çok üzerinde durduğu başlıklardan biri tebligat süreci.
Mahalleli, yıkım tebligatlarının kendilerine ulaştığını ancak mülklerinin satışı aşamasındaki resmi tebligatların kendilerine ulaşmadığını öne sürüyor. Sarıyer Söz gazetesine konuşan sakinlere göre bu durum, mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen kritik bir aşamada hak arama imkanlarını sınırladı.
Mahalle sakinleri, pay satış sürecinden zamanında haberdar olamadıkları için hukuki itiraz mekanizmalarını etkin kullanamadıklarını savunuyor.
GÖZLER PELİT İNŞAAT’A ÇEVRİLDİ
Tartışmanın merkezinde, projenin arkasındaki ana aktörlerden biri olarak gösterilen Pelit Yatırım İnşaat A.Ş. bulunuyor.
Ankara merkezli büyük lojistik üsler, alışveriş merkezleri ve dev projelerle tanınan Ahmet Pelit’in, kariyerinin ilk dönemlerinde Maliye Bakanlığı’nda görev yapmış olması, mahalle sakinlerinin dikkat çektiği başlıklardan biri.
Mahalleliler, kamusal ve bürokratik işleyişe hakim olduğu belirtilen bir ismin yürüttüğü projenin idari süreçlerinin olağan dışı bir süratle ilerlediğini savunuyor.
Bu noktada sakinler, sürecin arkasında siyasi ya da bürokratik bir destek olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Mahalleli, “Bürokratik süreçleri ve kamunun işleyişini çok iyi bilen bir ismin projesi, rezerv yapı alanı kararlarıyla nasıl bu kadar hızlı önümüze gelebildi? Biz sesimizi duyurmakta zorlanırken, bu hızı ve kolaylığı sağlayan siyasi bir dayanak ya da etki söz konusu mudur?” sorusunu yöneltiyor.
ŞİRKETTEN AÇIKLAMA: YÜZDE 98 MUTABAKAT SAĞLANDI
Pelit İnşaat ise yaptığı açıklamalarda sürecin hukuka uygun yürüdüğünü savunuyor.
Şirket, bölgede yüzde 98 oranında mutabakat sağlandığını, kentsel dönüşüm sürecinin mevzuata uygun biçimde ilerlediğini ve projenin durdurulmasına yönelik davaların lehlerine sonuçlandığını belirtiyor.
Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın da sürecin ilgili mevzuata uygun yürütüldüğü yönünde değerlendirme yaptığı aktarılıyor.
Ancak mahalle sakinleri, resmi açıklamaların sahadaki mağduriyet iddialarını ortadan kaldırmadığını savunuyor.
“BOŞ ARSALAR ALINARAK ÇOĞUNLUĞA ULAŞILDI” İDDİASI
Mahalle sakinlerinin en kritik iddialarından biri, dönüşüm sürecinde boş arsa hisseleri üzerinden çoğunluk sağlandığı yönünde.
Bir mahalle sakini, şirketin parseldeki boş arsaları satın alarak yüzde 50 çoğunluğa çok hızlı ulaştığını savundu.
Mahalleli, bu yöntemle fiilen evlerinde yaşayan mülk sahiplerinin karar süreçlerinde etkisiz bırakıldığını öne sürüyor.
Söz konusu mahalle sakini yaşadıkları durumu şu sözlerle anlattı:
“Şirket kanundaki boşlukları kullanarak parseldeki boş arsaları önce satın alıyor ve böylece yüzde 50 çoğunluğa çok hızlı bir şekilde ulaşıyor. Halbuki aynı mahallede, yan parseldeki komşumuz belki de 30 sene daha orada oturacak; çünkü onların parselinde boş arsa yok. Firma, boş arsa sahipleriyle anlaşıp biz mülk sahiplerini saf dışı ve seçeneksiz bırakıyor.”
Aynı kişi, benzer yöntemin başka mahallelerde de gündeme geldiğini ileri sürerek, “Üstelik aynı firmanın başka mahallelerde de, örneğin Tarabya’da, yine içinde boş arsa bulunan parselleri hedef aldığını duyuyoruz” dedi.
HAK SAHİPLERİ RAYİÇ BEDEL TARTIŞMASINA DİKKAT ÇEKİYOR
Hak sahipleri, Boğaz manzaralı daireleri için bilgileri dışında hesaplarına bölge rayicinin oldukça altında kaldığını öne sürdükleri bedeller yatırıldığını belirtiyor.
Bazı sakinler, hesaplarına 1,2 milyon TL civarında ödeme yapıldığını iddia ederek, bu tutarın bölgedeki gerçek piyasa değerlerini yansıtmadığını savunuyor.
Mahalleli, “kentsel dönüşüm” gerekçesiyle yürütülen sürecin, yerinde dönüşüm ve hak sahiplerinin rızası ilkelerinden uzaklaştığını ileri sürüyor.
“YEREL HALKIN RIZASI GERÇEKTEN GÖZETİLİYOR MU?”
Poligon Mahallesi sakinleri, büyük sermayeli şirketler karşısında mahalle halkının yalnız bırakılmaması gerektiğini söylüyor.
Mahallelilere göre asıl tartışma, kentsel dönüşümün yapılıp yapılmamasından çok, dönüşümün hangi yöntemle, hangi bedellerle ve kimin rızasıyla yürütüldüğü.
Bölgede yaşayanlar, lüks konut projelerinin gölgesinde kalmak istemediklerini; mülkiyet haklarının şeffaf, adil ve siyasi-bürokratik tartışmalardan uzak biçimde korunmasını talep ediyor.
GÖZLER YARGI SÜRECİNDE
Poligon Mahallesi sakinleri, haklarını aramak için adliye koridorlarında mücadele etmeyi sürdürüyor.
Süreç, bir yandan İstanbul’un rant değeri yüksek bölgelerindeki kentsel dönüşüm uygulamalarını, diğer yandan 6306 sayılı kanun kapsamındaki rezerv yapı alanı ve pay satış mekanizmalarının mülkiyet hakkı üzerindeki etkilerini yeniden tartışmaya açtı.
Mahalleliler, dönüşümün “güvenli yapı” amacıyla değil, hak sahiplerinin iradesini zayıflatan bir mülkiyet devri sürecine dönüşmesinden endişe ediyor.
Şirket ve kamu kurumları sürecin mevzuata uygun yürüdüğünü savunurken, Poligon sakinleri karar alma süreçlerinin, tebligat uygulamalarının ve bedel tespitlerinin bağımsız biçimde incelenmesini istiyor.