Birleşik Krallık'ın AB İlişkilerinden Sorumlu Bakanı Nick Thomas-Symonds, hükümetinin, her iki tarafın da 22 Temmuz'da bir zirve için bir araya gelmesiyle birlikte Avrupa bloğuyla Brexit sonrası iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan üçlü bir anlaşmayı imzalama yolunda olduğunu söyledi.
Anlaşmayla, sağlık ve bitki sağlığı kurallarının uyumlaştırılması yoluyla tarım ve gıda ticaretindeki engellerin azaltılması, Birleşik Krallık'ın AB'nin iç elektrik piyasasına geri dönmesi ve bir gençlik deneyim programı kapsamında Avrupalı ve Britanyalı gençlere özel vizeler tanınması hedefleniyor.
“Elbette, müzakerelerin son aşamalarında her zaman olduğu gibi zorlu anlar yaşayacağız ama bu anlaşmayı sonuçlandıracağımızdan çok eminim” diyen ve Birleşik Krallık'ın AB ile Brexit sonrası ilişkilerini yeniden düzenlemeye yönelik müzakerelere liderlik eden Bakan Thomas-Symonds, Euronews'te yayınlanan söyleşi programı 12 Minutes With'te konuştu.
Gençlik deneyimi programına ilişkin görüşmeler, her iki tarafın da ülkeye kabul edilecek gençlerin sayısını ve kalış sürelerini sınırlamaya çalışması nedeniyle zorluklarla boğuşmuş, bu da zirvenin sekteye uğrayabileceği endişelerini artırmıştı.
Ancak AB ve Birleşik Krallık, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer arasında G7 zirvesinde yapılan görüşmelerin ardından, zirvenin 22 Temmuz'da planlandığı gibi gerçekleştirileceğini salı günü duyurdu.
Program kapsamında Birleşik Krallık'ın kaç genç Avrupalıyı kabul edebileceğine ilişkin tahminde bulunmaktan kaçınan bakan, düzenlemenin, Birleşik Krallık'ın Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda gibi ülkelerle halihazırda yürüttüğü ve Eylül 2025'e kadar geçen bir yıllık dönemde yalnızca 21 bin 900 başvuru alan programlara benzeyebileceğini ima etti.
Müzakereler çerçevesinde AB tarafı, İngiltere ve Galler'de yerli öğrenciler için yılda yaklaşık 10 bin avro olan üniversite harçlarının Avrupalı öğrenciler için düşürülmesi yönünde de Londra'ya baskı yapıyor. Birleşik Krallık ise bunu anlaşmanın kapsamı dışında tutmaya çalıştı.
Buna rağmen Bakan Thomas-Symonds, “eğitim, çalışma ve seyahati kapsayan çok geniş bir program” üzerinde bir uzlaşma zemini bulmayı beklediğini ve bunun Temmuz zirvesinde “kutlanacak” bir gelişme olacağını söyledi.
“Son on yılı, Brexit sonrası sonuçları düşündüğümde, gençlerin (kaybettiği) fırsatlar beni gerçekten rahatsız eden konulardan biriydi” diyen Thomas-Symonds, Brüksel ile Londra'nın birlikte sunmaya çalıştığı imkânlardan “son derece gurur duyduğunu” da sözlerine ekledi.
Çalkantıların ortasında Starmer'ı savunmak
Onun bu değerlendirmeleri, Brexit referandumunun 10. yıldöncesinin hemen öncesine ve Starmer liderliğindeki Birleşik Krallık hükümetinin kalbinde patlak veren bir krizin Brexit'i ülkenin siyasi tartışmalarının merkezine geri taşıdığı bir döneme denk geliyor.
Starmer, sağlık ve savunma bakanlarının son dönemde ani istifalarıyla zayıflarken, İşçi Partisi içindeki önemli isimler de liderliğine çok yakında meydan okumaya hazırlanıyor.
Eski sağlık bakanı Wes Streeting, bu hafta, bir liderlik yarışını tetiklemek için gereken 81 İşçi Partili milletvekilinin desteğini sağladığını söylerken, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın da perşembe günü yapılacak ve (genel seçimler arasında boşalan bir koltuğu doldurmak için düzenlenen) bir ara seçimde parlamentoda sandalye kazanması halinde yarışa katılması bekleniyor.
Streeting, liderlik yarışındaki konumunu güçlendirmek için Birleşik Krallık'ın Brexit sonrası düzenlemelerine yönelik kamuoyu memnuniyetsizliğinden yararlanmaya çalıştı; geçen ay AB'den ayrılmanın ülkeyi “daha az zengin, daha az güçlü ve daha az söz sahibi” bırakan “felaket bir hata” olduğunu söylemişti.
Ayrıca Birleşik Krallık'ın geleceğinin “Avrupa ile ve bir gün de yeniden Avrupa Birliği'nin içinde” olduğunu söyleyerek, İşçi Partisi'nden Yeşiller'e ve Liberal Demokratlara yönelen Brexit karşıtı seçmenleri yeniden cezbetmeye çalıştı.
IPSOS'un son anketleri, Birleşik Krallık halkının yüzde 60'a varan bir kesiminin ülkenin AB'ye yeniden katılmasını desteklediğini gösteriyor.
Ancak Bakan Thomas-Symonds, “kamuoyunun hükümetten çok da farklı bir noktada olmadığını” savunarak, kapı kapı dolaşırken görüştükleri seçmenlerin geçmişin tartışmalarını yeniden yaşamak istemediğini, buna karşın “Birleşik Krallık ile AB arasında daha yakın bir ilişkiyi” desteklediklerini söyledi.
Ayrıca Starmer'ın, İşçi Partisi'nin 2024'teki ezici seçim zaferi öncesinde seçim bildirgesinde ortaya koyduğu AB ile Brexit sonrası ilişkileri “yeniden ayarlama” planını da “iddialı” diye nitelendirdi.
“Bu, başından beri Başbakan için en öncelikli konulardan biri oldu” diyen Thomas-Symonds, Starmer'ın “sadece iddia ortaya koymadığını, aynı zamanda hem kendisinin hem de bu hükümetin bunları hayata geçirebildiğini” savundu.
Starmer, sadece kendi partisinin iç isyanıyla değil, seçmen nezdinde desteğin düşmesiyle de karşı karşıya. Katı Brexit yanlısı Nigel Farage'ın partisi Reform UK, oy niyeti anketlerinde yaklaşık yüzde 26 ile ülke genelinde ilk sırada yer alıyor.
Hükümetinin, AB ile yapılacak yeni anlaşmaları olası bir gelecekte Reform'un liderliğindeki bir hükümetin kolayca yürürlükten kaldıramayacağı şekilde, adeta Farage'a karşı “güvenceye alma” peşinde olup olmadığı sorulduğunda Thomas-Symonds şöyle yanıt verdi: “Bir sonraki genel seçimde herhangi bir parti, maliyetleri yeniden işletmelerin sırtına yüklemek ya da bu hükümetin sağladığı seçenekleri gençlerin elinden almak isterse, o tartışmayı memnuniyetle yaparım.”
“Herhangi bir anlaşmayı kalıcı kılmanın en iyi yolu, onun gençlere, işletmelere, Britanya halkına ve aynı zamanda Avrupalılara somut fayda sağlamasını güvence altına almaktır. Bunu başaracağımızdan çok eminim.”
Röportajın tamamını 17 Haziran Çarşamba günü saat 21.15'te (CET) Euronews'te izleyebilirsiniz.
Nick Thomas-Symonds, art arda 14 yıllık Muhafazakâr iktidarın ardından İşçi Partisi'nin yeniden yönetime geldiği seçimlerin yapıldığı Temmuz 2024'ten bu yana Birleşik Krallık'ın AB İlişkilerinden Sorumlu Bakanı olarak görev yapıyor.
Hükümeti, Avrupa bloğuyla ekonomik, ticari ve siyasi ilişkileri “sıfırlamayı” hedeflerken, AB ile yürütülen müzakerelere de o liderlik ediyor.