Venezuela lideri Nicolas Maduro’yu kaçıran, İran’a İsrail ile birlikte savaş açan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki hedefinin Küba olacağından neredeyse herkes emin.
Aylardır Küba’ya karşı geniş bir abluka uygulayan Trump, “kaybetmiş bir ülke” olarak gördüğü bu ada ülkesi için, "Hayatım boyunca ABD'nin Küba gündemini duydum. 'ABD ne zaman yapacak?' diye konuşuluyordu. Küba'yı alma onuruna sahip olacağıma inanıyorum." diyor.
2 Mayıs’ta da “İran’dan dönerken büyük gemilerimizden birini, belki de USS Abraham Lincoln’i getireceğiz." diye tehditlerini sürdüren Trump, geminin Küba’nın 100 metre açığında konuşlanmasının bile tek başına Küba’yı teslim olmaya zorlayabileceğini savundu.
CIA Direktörü John Ratcliffe de Havana’ya gidip Kübalı mevkidaşıyla görüştü. Bir CIA yetkilisi, CBS News'e yaptığı açıklamada, “ABD'nin, Küba’nın temel değişiklikler yapması halinde, ekonomik ve güvenlik konularında ciddi ilişki kurmaya hazır olduğunu” söyledi.
Küba tarafıysa görüşmede, ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturmadıklarını söylediklerini açıkladı. Ama ada ülkesinin üzerindeki kara bulutlar hâlâ dağılmış değil.
ABD’nin Florida eyaletine sadece 145 km uzakta olan Küba, Trump’ın son ablukası ve ada ülkesine petrol göndermeye niyetli ülkelere yönelik tehditleri sonrası zor günler geçiriyor.
Elektriğinin önemli bir kısmını petrolden elde eden Küba’da, petrol sevkiyatının kesilmesiyle birlikte günde 20 saate kadar çıkan elektrik kesintileri yaşanıyor. Sağlıktan eğitime, turizmden tarıma pek çok sektörde sıkıntılar had safhada. ABD’nin ablukası insani yaşam koşullarının sürdürülebilmesini olanaksız kılıyor.
CNN International, ABD’nin Küba’da istihbarat uçuşlarının Şubat ayından beri hızla arttığını yazdı. Buradaki hareketliliği, son adımı atmadan hemen önce Venezuela ve İran’a yönelik faaliyetlere benzetti.
Küba’yı kapak konusu yapan Amerikan Time dergisi de "Çöküşten Önce: Küba, Trump'ın son hamlesini bekliyor" diye başlık atıp görsel olarak da devrilme sırası gelmiş, Küba bayraklı bir domino taşını koydu; “Ülke bu duruma ne kadar daha dayanabilir?” diye sordu.
Bu soru herkesin kafasında. 60 yılı aşkın bir süredir ABD’nin saldırılarına ve ambargolarına rağmen bir şekilde ayakta durmayı başaran ülke, bu kez ne kadar dayanabilecek?