Ana içeriğe geç

Tanju Özcan'ın yargılandığı irtikap davasında ilk gün tamamlandı

Görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanıklı irtikap davasının ilk duruşmasında, zincir marketlerin vakfa bağış ve reklama zorlandığı iddiaları ele alındı. Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmada savunma yapan Tanju Özcan, denetimlerin yasal mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü ve reklam sürecinde herhangi bir zorlama olmadığını ifade etti.

Tanju Özcan'ın yargılandığı irtikap davasında ilk gün tamamlandı
Memurlar.net
16

Bolu Belediyesine yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında haklarında dava açılan, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasında "marketler olayı"na ilişkin savunmalar alındı.

Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda özel oluşturulan salonda yapılan ilk duruşmaya, tutuklu sanıklar Tanju Özcan, Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Belediye Meclis üyesi Cihan Tutal, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan, BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız ile Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal, tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada, zincir marketlerin BolSev'e bağış yapmaya ya da reklam vermeye zorlandığı iddialarını içeren "marketler olayı"na ilişkin sanık savunmaları alındı.

Tutuklu sanık Ali Sarıyıldız, vakfın kurulmasının ardından market temsilcilerinin reklam çalışmaları için kendisiyle irtibata geçtiğini belirterek, "BİM yetkilileri bu işlem için bana 12 bin 500 lira fiyat aldığını söyledi. Reklam görsellerini istedik, yayınladık ve faturalarını kestik. Her ay ödemeleri yapıldı." dedi.

Sarıyıldız, A101 ile görüşme yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, ŞOK'un ise reklam vermek istemediğini söyleyerek, belediyede market temsilcileriyle yapılan toplantıyı sonradan öğrendiğini kaydetti.

Sözleşmelerin imzalanıp imzalanmadığını Başkan Yardımcısı Süleyman Can'ın takip ettiğini dile getiren Sarıyıldız, "Bazı marketler reklam sözleşmesi yapmak istemeyerek vakfa bağış yaptılar." ifadesini kullandı.

Tutuklu sanık Tanju Özcan da Sarıyıldız'a, reklam sürecinde neden sürekli kendisinin yönlendirme yaptığını söylediğini, market temsilcileriyle pazarlık yapılıp yapılmadığını, toplantıya katılanların yetkili olup olmadığını ve verilen reklam hizmetinin gerçek olup olmadığını sordu.

Bunun üzerine Sarıyıldız, vakfın yönetim kurulunda muhasip üye olması nedeniyle reklam verenlerin kendisiyle görüştüğünü belirtti.

Sarıyıldız, market temsilcilerinin reklam konusunda pazarlık yaptığını ancak son kararı Tanju Özcan'ın verdiğini öne sürdü.

Tutuklu sanık Süleyman Can ise marketlere yönelik denetimlerin zabıta ve ilgili birimler tarafından mevzuat kapsamında yürütüldüğünü, denetimlerde herhangi baskı ya da yönlendirme olmadığını iddia etti.

Can, market temsilcileriyle yapılan toplantıdan önceden haberi olmadığını iddia ederek, "Toplantıda cezalara ilişkin bilgilendirme yapıldı. Reklam konusunun konuşulduğunu duymadım. Burada neden ceza kesildiği ve işlem yapıldığı konularında bilgi verdik." ifadelerini kullandı.

"Reklam sözleşmesi yapmazsanız denetimler artacak." şeklinde söylemde bulunmadığını savunan Can, reklam sözleşmesi imzalayanlar ile imzalamayanlar arasında ayrım yapıldığı iddiasına ilişkin de bilgisi olmadığını öne sürdü.

Tutuksuz sanık, dönemin zabıta müdürü H.Y. de savunmasında, marketlere yönelik denetimlerin şikayetler üzerine ve mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirtti.

İlk aşamada işletmelere eksiklerini gidermeleri için süre tanındığından bahseden H.Y, "Şikayetlerle ilgili genel denetim yaptık. Bazılarına 15 günlük süre verdik. Bütün eksikliklerle ilgili tespit yapıp süreleri verdik. Sürenin ardından bazı marketler ruhsat işlemleri için belediyeye başvurdu. BİM, Nuhmar, Avantaj Market bunların içinde. ŞOK ve A101 bunların içinde yoktu." ifadelerini kullandı.

Denetimlerde herhangi usulsüzlük bulunmadığını savunan H.Y. ikinci kez denetime çıkılmamasının nedeninin, marketlerin, belediyeye eksikliklerini giderdiklerine dair başvurması olduğunu belirtti.

H.Y. denetimlerden önce sözlü uyarılarda bulunulduğunu, eksikliklerin giderilmemesi üzerine ise tüm yerel ve ulusal marketleri kapsayan genel denetim gerçekleştirildiğini anlatarak, "Başkanlarımdan BolSev ve ona toplanan yardımla ilgili talimat almadım. Yapıldığı iddia edilen hiçbir toplantıya katılmadım. Sadece Zabıta Müdürlüğü ile ilgili işlemleri yaptım. Marketlere yönelik denetimler yasal görev kapsamında. Marketlere denetim yapmadık demiyoruz. Yaptık." beyanında bulundu.

- Tanju Özcan'ın savunması

Tutuklu sanık Tanju Özcan da savunmasında, "irtikap" soruşturmasının temelini "marketler olayı"nın oluşturduğunu belirterek, zincir marketlerin reklam vermeye zorlandığı iddialarını reddetti.

Özcan, soruşturmanın marketlerin şikayeti üzerine başladığını diğer suçlamaların sonradan dosyaya eklendiğini dile getirerek, "Bu marketler Türkiye'nin en büyük gıda perakendecileri. Savcılık, 7 zabıta ile bu marketleri reklam vermeye zorladığımızı iddia ediyor." ifadelerini kullandı.

Soruşturmanın, A101'in 2024'te Valiliğe başvurusuyla başladığını söyleyen Özcan, iddianamede toplantı tarihine ilişkin de çelişki bulunduğunu savundu.

Özcan, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin yaklaşık üç ay inceleme yaptığını belirterek, müfettiş raporunda işlemlerin hukuka uygun olduğunun değerlendirildiğini iddia etti.

Belediye personelinin görevini mevzuata uygun yerine getirdiğini savunan Özcan, "Buradaki denetimler yapılması gerektiği gibi yapılmış. Arkadaşlarımız işlerini daha titiz yapmışlar ama hiçbiri vakfın reklam çalışmaları hakkında bilgi sahibi değil." dedi.

Özcan, ikinci denetimin de eksikliklerin giderilmemesi nedeniyle gerçekleştirildiğini anlatarak, "İkinci denetime de işlemleri yapılmadığı ve süreleri yetmediği için gidilmiş ama A101 ve ŞOK hiçbir şekilde başvuru yapmamışlar. Bu reklam onlara dokunmuyor, onların derdi zincir market olmak için gerekli ruhsatı almamak. Ayrıca vakfa verdikleri reklamı vergiden düşüyorlar." ifadelerini kullandı.

Market temsilcileriyle yapılan toplantıda vakfın faaliyetlerini anlattığını kaydeden Özcan, "'Sizden reklam istiyoruz.' dedim. Bir teklif mektubu da verildi. Bence seve seve verirler reklam, giderden düşecek, vergiden düşecek, cepten çıkmayacak dedim." dedi.

Reklam sürecinin vakıf üzerinden yürütüldüğünü anlatan Özcan, BİM, Migros ve Tarım Kredi'nin reklam verdiğini, A101 ile ŞOK'un ise reklam vermediğini kaydetti.

Özcan, maksatlarının marketi zorlamak olsaydı farklı yöntemlere başvurabileceklerini ancak bunu yapmadıklarını ifade ederek, "Bunları icbar etmek isteseydim çok kolay yolu vardı. Stokçuluktan üzerlerine giderdim, 2 bin lira ceza yerine milyonlarca lira ceza yazardım. Tüm Türkiye bizi konuşurdu. Biz burada idari yetkimizi kullanıyoruz." dedi.

Tutuksuz sanık, dönemin Bolu Bel AŞ Yönetim Kurulu Başkanı E.T. de marketlerle ilgili sürece dahil olmadığını savundu.

E.T, Bolu Bel AŞ Yönetim Kurulu Başkanı olarak kendisine belediye özel kalemden gelen teklif mektuplarını marketlere gönderdiğini söyledi.

O süreçten sonra bu görevi BolSev Vakfının sürdürdüğünü belirten E.T. anlaşma görüşmelerinin BolSev vakfı tarafından yapıldığını kaydetti.

Duruşmaya, diğer sanıkların da savunmalarını almak üzere yarına kadar ara verildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler