Ana içeriğe geç

LC Waikiki depo işçisi: NATO zirvesi şimdilik gündemimizde yok

"NATO zirvesi yaklaşırken çalıştığım fabrikada kimileri gelişmelerden habersiz ya da ilgisiz. Genç işçilerin önemli bir kısmı ise NATO’nun ne olduğu konusunda yalnızca televizyonlardan duyduğu kadar bilgiye sahip."

LC Waikiki depo işçisi: NATO zirvesi şimdilik gündemimizde yok
Evrensel
16

LC Waikiki depo işçisi
İstanbul

Temmuz ayında Türkiye’de gerçekleştirilecek NATO zirvesi yaklaşırken, çalıştığım fabrikada işçi arkadaşlarımla bu gündemi konuşuyoruz. Kimileri gelişmelerden habersiz ya da ilgisiz. Genç işçilerin önemli bir kısmı ise NATO’nun ne olduğu konusunda yalnızca televizyonlardan duyduğu kadar bilgiye sahip.

Sohbet ettiğim bazı işçiler, Türkiye’nin NATO üyeliğinin ülkeyi “koruduğunu” düşünüyor. NATO’nun ortak savunma maddesini örnek göstererek, “Bir NATO ülkesine saldırı olursa diğerleri de karşılık verir, bu yüzden kimse Türkiye’ye saldıramaz” diyorlar. Özellikle milliyetçi işçiler Türkiye’nin askeri gücüyle övünüyor, ordunun bölgedeki en güçlü ordulardan biri olduğunu söylüyor.

Başka işçi arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde ise daha farklı düşünceler öne çıkıyor. Bazıları, “İran’a nasıl saldırabiliyorlarsa Türkiye’ye de saldırabilirler” diyerek NATO’nun ya da büyük güçlerin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini düşünüyor. Kimileri de Recep Tayyip Erdoğan Hükümetinin ABD politikalarına bağlı hareket ettiğini söylüyor.

Farklı düşüncelere rağmen neredeyse herkesin birleştiği bir nokta var: Olası bir savaşın, gerilimin ya da krizin faturasını yine işçi ve emekçiler ödeyecek. “Vallahi zenginler bir yolunu bulur, olan bize olur” diyor bir arkadaşım. Fabrikada aynı bantta çalışan, aynı vardiyaya giren işçiler; farklı milletlerden, farklı siyasi görüşlerden olsalar da savaşın yükünü taşıyacak olanların yoksullar olduğu konusunda hemfikir.

Savunma harcamaları artarken ücretlerin erimesini, vergilerin yükselmesini, gençlerin geleceksizleşmesini, göçmen işçilerin ağır koşullarda çalıştırılmasını, sendikal baskıları ve kriz dönemlerinde patronların daha fazla fedakarlığı işçilerden istemesini, Saray rejiminin politikalarının kimlerin çıkarına hizmet ettiğini, krizlerin yükünün neden emekçilerin sırtına yıkıldığını daha çok konuşmamız gerekiyor. Bu şekilde işçiler arasındaki bölünmüşlüğü aşabilir ve ortak mücadeleyi geliştirebiliriz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler