Ana içeriğe geç

Korkmaz Karaca: Savaş bitti kazanan Türkiye

İş insanı Korkmaz Karaca, savaşın mayısta fiilen sona erdiğini belirterek yeni jeopolitik dengede Türkiye’nin savaşmadan, kaynak tüketmeden ve diplomasiyi merkeze alarak masadaki en güçlü aktörlerden biri haline geldiğini yazdı.

Korkmaz Karaca: Savaş bitti kazanan Türkiye
Odatv
16

İş insanı Korkmaz Karaca, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin bugün sadece tarihi bir söz değil, Türkiye’yi yeni dünya düzeninde merkez ülke konumuna taşıyan stratejik aklın adı olduğunu vurguladı.

Karaca'nın yazısı şöyle:

Savaş Mayısta Bitti, Şimdi Yeni Düzenin Adı Konuluyor

Cumhuriyet’in kurucu aklı bir şeyi çok iyi biliyordu.

Türkiye’nin gücü sadece ordusundan gelmeyecekti.

Sadece ekonomisinden de gelmeyecekti.

Türkiye’nin asıl gücü coğrafyasını akılla yönetebilmesinden gelecekti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözü bir temenni değildi.

Bir devlet stratejisiydi.

Bir jeopolitik vizyondu.

Bugün yaşanan gelişmeler, Cumhuriyet’in yüz yıl önce inşa ettiği bu stratejik aklın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Savaş fiilen mayısta sona erdi.

Bugün yaşananlar ise biten savaşın sonuçlarının tescilinden ibaret.

Aylar boyunca birbirlerine zarar verdiler.

Milyarlarca dolar harcadılar.

Bölgeyi gerdiler.

Enerjiyi silaha dönüştürdüler.

Sonunda gerçeklerle yüzleştiler.

Çünkü Hürmüz Boğazı’nın kaderi, savaşın kaderinden daha önemliydi.

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz’den geçiyor.

Her gün yaklaşık 20 milyon varillik enerji akışı bu koridora bağlı.

Bu nedenle Hürmüz’de yaşanacak bir blokaj yalnızca bölgesel değil, küresel bir ekonomik kriz anlamına geliyor.

Karşılıklı abluka ihtimali masaya geldiği anda dengeler değişti.

Silahların yapamadığını ekonomi yaptı.

Füzelerin başaramadığını enerji koridorları başardı.

Bugün yeni bir dönemin kapısı açılıyor.

Çünkü bu savaş bir cephe savaşı değil, yeni jeopolitik düzenin kuruluş süreciydi.

Ve bu yeni düzenin kazananlarından biri Türkiye oldu.

Neden?

Çünkü Türkiye savaşmadı ama masadaydı.

Kaynak tüketmedi ama etki üretti.

Taraf olmadı ama herkesle konuşabildi.

Bugün dünyada aynı anda Washington, Moskova ve Pekin ile stratejik diyalog kurabilen ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Türkiye onlardan biri.

ABD ile NATO müttefiki.

Rusya ile konuşabilen aktör.

Çin’in Orta Koridor vizyonunun merkezindeki ülke.

Bu tesadüf değil.

Bu jeopolitik değerdir.

Türkiye’nin karşılığı artık sadece haritadaki yeriyle ölçülmüyor.

85 milyonluk nüfusuyla…

1,3 trilyon dolara yaklaşan ekonomik büyüklüğüyle…

Yılda 7 milyar doları aşan savunma sanayii ihracatıyla…

Yüzde 80’i aşan savunma sanayii yerlilik oranıyla…

180’den fazla ülkeye ulaşan savunma ürünleriyle…

Karadeniz, Akdeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Körfez’in kesişim noktasındaki konumuyla ölçülüyor.

Türkiye artık bir geçiş ülkesi değildir.

Bir merkez ülkedir.

Enerjide merkez ülkedir.

Lojistikte merkez ülkedir.

Diplomaside merkez ülkedir.

Avrupa Birliği’nin yaklaşık 450 milyonluk pazarı enerji güvenliği konuşurken Türkiye’yi masanın dışında bırakamıyor.

ABD bölgesel güvenlik konuşurken Türkiye’yi görmezden gelemiyor.

Rusya Karadeniz hesabı yaparken Türkiye’yi hesaba katmak zorunda kalıyor.

Çin yeni ticaret yolları planlarken Türkiye’yi merkeze koyuyor.

İşte Türkiye’nin kazancı budur.

Savaşan ülkeler milyarlarca dolar harcarken Türkiye kapasite biriktirdi.

Savaşan ülkeler cephanelerini boşaltırken Türkiye savunma sanayiini büyüttü.

Savaşan ülkeler düşman üretirken Türkiye diplomatik alan kazandı.

Avrupa bundan sonra Türkiye’yi daha fazla rakip olarak görecek.

Ama aynı zamanda Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duyacak.

Rekabet artacak.

Bağımlılık da artacak.

Mesafe korunacak.

Ama iş birliği mecburiyeti derinleşecek.

Türkiye savaşa hazırdır.

Ordusuyla hazırdır.

Savunma sanayisiyle hazırdır.

Jeopolitik kapasitesiyle hazırdır.

Ama Cumhuriyet’in kurucu aklına uygun olarak savaşı değil barışı tercih eder.

Gerilimi değil istikrarı tercih eder.

Çatışmayı değil diplomasiyi tercih eder.

Çünkü gerçek güç savaşabilmekte değil, savaşı önleyebilmektedir.

Yeni dünyanın kazananları savaş çıkaranlar değil, barışı kalıcı hale getirebilenler olacaktır.

Mayısta savaş bitti.

Bugün yeni denge kuruluyor.

Ve görünen o ki, bu savaşın sonunda masaya yeni bir dünya düzeni oturdu.

O masada en güçlü sandalyelerden birini ise Türkiye kazandı.

Korkmaz Karaca

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler