Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olan polis memuru Yunus Uğur'un (26) babası Ramazan Uğur (57), “Darbe girişiminden 10 gün önce Yunus, bayram ziyareti için geldiğinde bana, 'Allah şehitliği bana nasip eder mi, keşke şehit olsam' demişti. Ben de 'Şehitlik herkese nasip olmaz' dedim, demek ki içine doğmuş. Baba olarak ciğerim yanıyor fakat oğlumun şehitlik mertebesine ulaşmış olmasıyla da çok gururluyum” dedi.
Adanalı polis memuru Yunus Uğur, İHA, helikopter ve uçak teknisyenliği eğitimi almak üzere geçici görevle Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda görevlendirildi. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında F-16 savaş uçaklarıyla Özel Harekat Daire Başkanlığı’na düzenlenen saldırıda Yunus Uğur, 37 silah arkadaşıyla birlikte şehit oldu.
‘YUNUS ÇOK SAYGILIYDI’
Şehidin Adana'da yaşayan babası Ramazan Uğur, darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümü öncesi açıklamalarda bulundu. Uğur, oğlunun herkese karşı çok saygılı olduğunu belirterek, “Demek ki Rabb’im şehit olacak insanı da seçiyor. Kardeşlerine bağlıydı, evine bağlıydı, ben gurbetçi bir insandım. Yurt dışında çalışıyordum, evi ona emanet etmiştim. Evin babası da oydu, her şeyi de oydu. Evimizin bütün düzeni onun elindeydi, onun için gözüm arkada kalmadan gurbette çalışabiliyordum. Güvenmesem çıkamazdım, Allah herkese öyle evlat nasip etsin” dedi.
KEŞKE ŞEHİT OLSAM DEMİŞ
Oğluyla son bayram ziyaretinde, darbe girişiminden 10 gün önce yaptıkları konuşmayı anlatan Ramazan Uğur, “Oğlum polis olmayı gerçekten çok istiyordu. Mesleğe başlamadan önce de sürekli terör bölgesinde görev yapmak istediğini söylerdi. Şehit olmadan 10 gün önce bayram ziyaretinde yanıma geldi ve bana, ‘Allah şehitliği bana nasip eder mi?’ diye sordu. Ardından, ‘Keşke şehit olsam’ dedi. Ben de 'Şehitlik herkese nasip olmaz' dedim, demek ki içine doğmuş. Baba olarak ciğerim yanıyor fakat oğlumun şehitlik mertebesine ulaşmış olmasıyla da çok gururluyum. Meğerse içine doğmuş. Hain darbe girişiminde oğlum şehitlik mertebesine yükseldi” diye konuştu.
‘CİĞERİM YANIYOR AMA GURURLUYUM’
15 Temmuz gecesi yaşadıklarını da anlatan Uğur, “Yıllık iznim bitmişti. O dönem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) kepçe operatörü olarak çalışıyordum. Akşam işten eve geldiğimde televizyonlarda darbe girişimine ilişkin haberleri gördüm. Çok yorgun olduğum için uyudum. Sabah uyandığımda darbe girişiminin devam ettiğini öğrendim ancak oğlumla ilgili kötü bir ihtimali aklıma getirmedim. İş yerindeyken eşimin kardeşi beni arayıp, ‘Hemen Adana’ya gel’ dedi. O an Yunus’a bir şey olduğunu hissettim. Uçağa binene kadar oğluma bir şey olmaması için sürekli dua ettim. Eve geldiğimde ise kapının önünde kurulan taziye çadırını gördüm. O an acı haberi aldım. Alnımız ak, başımız dik, gururluyuz. Çocuğum vatanı için canını feda etti. Bir baba olarak ciğerim yanıyor ama aynı zamanda gururluyum. Çünkü işin içinde şehitlik mertebesi var. Şimdi olsa ben de şehit olmak isterim. Şehadet şerbetini içmek herkese nasip olmaz. Bu yüzden bir yandan gurur duyuyor, bir yandan da evlat acısıyla yanıyorum. Her 15 Temmuz geldiğinde acımız yeniden tazeleniyor” ifadelerini kullandı.
‘ŞEHADET ŞERBETİNİ EN YAKIN ARKADAŞLARIYLA İÇTİ’
Oğlunun şehadet şerbetini en yakın arkadaşlarıyla birlikte içtiğini söyleyen Uğur, “Yakın arkadaşları Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşlerle mahalle arkadaşıydı. Birlikte astsubaylık sınavlarına girdiler ama kazanamadılar. Sonra polislik sınavına girdiler ve kazandılar. Rabbim onların arkadaşlığını polislikte de ayırmadı. Şehadet şerbetini de üçü birlikte içtiler. Biz bugün burada rahat konuşabiliyor, yiyip içebiliyorsak onların sayesinde. Nerede şehit olursa olsun hepsi bizim şehidimizdir. Hepsi bu vatan için mücadele etti, bu vatan için can verdi. Bütün halkımıza söylüyorum; vatanınıza, milletinize sahip çıkın. Başka vatanımız yok. Bizim bizden başka kimsemiz de yok. Allah o hainlere bir daha fırsat vermesin. Ben onları Allah'a havale ettim. Ne bu dünyada ne de öbür dünyada gün yüzü görmesinler" diye belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bayraktar ailesine teşekkürlerini aktaran Uğur, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanımız bizleri bir an olsun yalnız bırakmadı, arayıp sordu, hep bizimle ilgilendi. Baykar'da bizi bir hafta boyunca misafir ettiler, bizleri çok güzel ağırladılar. Özdemir Bayraktar ile sık sık bir araya geliyorduk. Gerçekten çok mütevazı insanlardı. Selçuk Bayraktar ile Adana’da düzenlenen TEKNOFEST’te bir araya geldik bizlere Akıncı uçağının modelini hediye etti.”