Ana içeriğe geç

Bursa Büyükşehir Belediyesine yönelik davada ikinci gün

İmar yolsuzluğu soruşturması kapsamında tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 63 sanığın yargılanmasına başlandı. Davanın ikinci gününde eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem savunma yaptı.

Bursa Büyükşehir Belediyesine yönelik davada ikinci gün
Habertürk
16

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Nilüfer'de belediye başkanlığı yaptığı döneme ilişkin 'Usulsüzlük' ve 'Rüşvet' suçlamalarıyla tutuklanıp, Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 37'si tutuklu 63 sanığın yargılandığı davanın ikinci gününde eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem savunma yaptı.

DHA'daki habere göre; Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme', 'Suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma', 'Rüşvet’, 'Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' ve 'İmar kirliliğine neden olma' suçlarından yürüttüğü soruşturma kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in de aralarında bulunduğu 63 kişinin yargılanmasına devam ediliyor.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'ndeki duruşmanın ilk gününde 3,5 saat savunma yapan Mustafa Bozbey hakkındaki iddiaları reddederken, duruşmanın ikinci günü Turgay Erdem'in savunması ile başladı.

'ZAMAN KAYBINI AZALTMAK İÇİN YETKİLENDİRİLDİM'

Hakkındaki suçlamaları reddeden Erdem, kendisine Mustafa Bozbey tarafından verilen 'Koordinatör Başkan Yardımcılığı' yetkisinin nedenlerini anlatarak şunları söyledi:

"Hem kullanma izni almadaki bürokratik zaman kaybını azaltmak hem de konut kullanıcılarının ihtiyaçlarını daha iyi şartlarda sağlamalarını kolaylaştırmak için o dönemde başkan ve yöneticiler olarak bir karar almıştık.

Kullanma izinlerindeki süreci kısaltmak için ekipler inşaat mahalline giderek gerekli tespitleri yaparak, varsa eksikleri tamamlanıp, müteahhitten de taahhütleri aldıktan sonra süreci kısaltmaya çalıştık ya da hızlandırdık. Yapı kullanım izinlerine yardımcı olmak için mimar olmam nedeniyle '02.04.2009' tarihli yazıya dayanarak 'Koordinatör Başkan Yardımcılığı' sıfatıyla başkan tarafından o dönemde yetkilendirildim."

'TEK İMZA SAYESİNDE CİDDİ SORUNLARI GİDERİYORDUK'

'Koordinatör Başkan Yardımcılığı' ve tek imza yetkisiyle yapılan işlemler sayesinde olumlu dönüşler sağlandığını iddia eden Erdem, "Bu sayede kira yardımından faydalanan ve yardım süresi dolan vatandaşlarımız, hızlı ve artan inşaat maliyetlerinden etkilenme riskiyle karşı karşıya gelen müteahhitler ki plan iptalleri olduğu zaman yapıları mecburen gidip durduruyorsunuz, inşaatlar duruyor.

Tekrar başlamak için yeni bir plan değişikliği süreci geçiyor, bu da ciddi sorunları da beraberinde getiriyordu. Hem tek imzalı ruhsat verilmesi hem de ruhsatlarda imar hakkının üstüne çıkılması iddianamede sık sık belirtiliyor. Burada mal sahiplerine artan oranda yarar sağlandığı iddiası da yer alıyor ancak tam tersine burada mal sahiplerine eski kazandıkları hakları geri verilerek, onların hak mahrumiyetinin önüne geçilmiştir.

Bu uygulamadan dolayı da hiç kimseden bir bedel talep edilmemiştir. Ayrıca her iki konudaki uygulamalardan dolayı da hiçbir kamu zararı oluşmamıştır" diye konuştu.

'İLİŞKİLER BÜROKRATİK ANLAYIŞ İÇİNDE DEVAM ETTİ'

Bu kapsamda hiç kimseden bir bedel adı altında bir talepte dahi bulunulmadığını söyleyen Turgay Erdem, "MASAK raporlarına da bakıldığında örgüt şemasında adı geçen kimselerle de birbirleriyle ilgili maddi bir ilişkisi görülmemektedir. Gerçekten yoktur.

Benim mal varlığıma bakıldığı zaman bunun böyle olduğu rahatlıkla görülecektir. Bu başarılı çalışmaların örgütsel bir yapı olarak ilişkilendirilmesi aslında doğru değil. İlişkiler bürokratik anlayış içerisinde devam etmiş ve yasal olmayan hiçbir eylem bu işlemler içerisinde söz konusu olmamıştır" dedi.

'TAMAMEN KAMU YARARI GÖZETİLDİ'

İddianamede üzerine atılı suçların tümünü reddeden Erdem, kamunun zarara uğratılmadığını, aksine kamu yararı gözetildiğini belirtip, haksız kazanç elde etmediğini savundu. İnşaatların kullanma izinleri verilirken hiç kimseden herhangi bir taleplerinin olmadığını ifade eden Erdem, "Kullanma izinleri verilirken tüm mal sahiplerine, müteahhitler imzalattıktan sonra bize geliyorlardı.

Tabii şantiye şefleri, 'İnşaat projeye uygun' diyorlardı. Sonra yapı denetim firmaları da imzaladıktan sonra biz imzalayıp, onaylıyorduk. Tabii iddianamede bu dairelerin satışları ile ilgili bir bilgim yoktur. Ben sadece işin bürokratik yanıyla ilgileniyordum. İddiaların hiçbirini kabul etmiyorum, şahsıma yönelik karalama olarak görüyorum" diye konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler