Ev tipi enerji depolama sistemleri, çatı üstü güneş panelleriyle birlikte kullanılarak elektrik kesintilerine karşı yedek güç sağlıyor, elektrik faturalarını düşürüyor ve kullanıcıların enerji bağımsızlığını artırıyor. Günümüzde bu sistemlerin büyük çoğunluğu lityum iyon bataryalardan oluşurken, UNIGRID sodyum iyon teknolojisinin daha güvenli ve daha uzun ömürlü bir alternatif olduğunu belirtiyor. Ayrıca bu teknoloji, lityum, kobalt ve nikel gibi kritik minerallere olan bağımlılığı da azaltıyor.
25 yıl kullanım ömrü hedefleniyor
UNIGRID'e göre Na+Casa, yaklaşık 25 yıllık kullanım ömrü sunacak şekilde tasarlandı. Bu süre, tipik bir çatı üstü güneş enerjisi sisteminin ömrüne denk geliyor. Böylece kullanıcıların güneş sistemi kullanım süresi boyunca bataryayı değiştirmesine gerek kalmayabileceği belirtiliyor. Şirket ayrıca kullandığı sodyum iyon kimyasının, batarya yangınlarının hücreden hücreye yayılmasına neden olabilen termal yayılım riskini ortadan kaldırdığını ifade ediyor.
9,25 kWh kapasite ve geniş çalışma sıcaklığı
Na+Casa bataryası 9,25 kWh enerji depolama kapasitesi sunuyor ve piyasadaki birçok hibrit invertörle uyumlu çalışabiliyor. Bu sayede hem yeni güneş enerjisi sistemlerinde hem de mevcut kurulumların sonradan batarya ile desteklenmesinde kullanılabiliyor.
Bataryanın öne çıkan özelliklerinden biri de çalışma sıcaklığı aralığı. Sistem, -40°C ile 60°C arasında güvenli şekilde çalışabilecek şekilde tasarlandı. Bu da farklı iklim koşullarında kullanım avantajı sağlayabilir.
UNIGRID, ürünün fiyatının lityum iyon ev bataryalarıyla rekabet edecek seviyede belirlendiğini belirtiyor.
Üretim kapasitesi hızla artırılacak
Şirket şu anda yılda yaklaşık 200 MWh batarya üretim kapasitesine sahip. Ancak 2027 yılında Çin, Güney Kore ve Japonya'daki üretim ortaklıkları sayesinde yıllık üretim kapasitesini 2 GWh seviyesine çıkarmayı hedefliyor.
Sodyum-iyon bataryalar neden önem kazanıyor?
Son yıllarda sodyum-iyon bataryalara olan ilgi hızla artıyor. Bunun en önemli nedeni, sodyumun dünyada bol miktarda bulunması ve lityum, kobalt ile nikel gibi kritik hammaddelere ihtiyaç duymaması.
Bu bataryaların en büyük dezavantajı ise lityum-iyon teknolojisine kıyasla daha düşük enerji yoğunluğuna sahip olmaları. Bu nedenle elektrikli otomobiller için henüz ideal bir seçenek olarak görülmeseler de, ağırlık ve hacmin daha az önemli olduğu şebeke ölçekli ve ev tipi enerji depolama sistemleri için güçlü bir alternatif olarak değerlendiriliyor.