SGK Başuzmanı İsa Karakaş, çalışanların dijital mahremiyetini yakından ilgilendiren ibretlik bir Yargıtay kararını bugünkü köşesine taşıdı.
Karakaş, işveren tarafından çalışana verilen telefon, bilgisayar ve tabletlerin sınırsız şekilde denetlenemeyeceğini belirtti. Karakaş, Yargıtay’ın dikkat çeken kararında işçinin dijital mahremiyetinin, işverenin cihaz üzerindeki mülkiyet hakkından üstün tutulduğunu aktardı.
Sosyal medyada ve adliye koridorlarında sıkça tartışılan "Cihazı ben aldım, faturasını ben ödüyorum, o hâlde içindeki her şey benimdir" mantığına Yargıtay'ın dur dediğini belirten Karakaş, yüksek mahkemenin işçinin dijital mahremiyetini patronun mülkiyet hakkından üstün tuttuğunu aktardı.

"ŞAHSİ BİLGİLERİNİ SİLMEDEN TELEFONU ALDILAR"
İsa Karakaş'ın detaylarını paylaştığı hukuk süreci, bir şirkette yaklaşık beş yıl boyunca mühendis olarak çalışan bir işçinin açtığı davayla başladı.
Genç mühendis, ünvanı dışındaki işlerin kendisine zorla yaptırıldığını ve hak ettiği primlerin ödenmediğini belirterek şikayetçi oldu. Bardağı taşıran son damla ise fesih günü yaşandı. İş sözleşmesini haksız yere fesheden işveren yetkilileri, mühendisin kullanımında olan ve içinde şahsî bilgilerinin yer aldığı şirket telefonuna zorla el koydu. Kişisel verilerini silmesine dahi müsaade edilmeyen işçinin tüm mesajları izinsizce okundu.
Maruz kaldığı psikolojik baskı ve ağır yıpranma karşısında hakkını arayan işçi, kıdem, ihbar, yıllık izin ve prim alacaklarının yanı sıra kişiliğine saldırı yapıldığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulundu.

"MESAJLARDA PATRONA HAKARET VE GİZLİ FOTOĞRAFLAR VAR"
Davalı şirket vekili ise feshin “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık” uyarınca tamamen haklı olduğunu savundu. İşverenin iddiasına göre, geri alınan şirket telefonu incelendiğinde işçinin iş arkadaşları ve rakip firma personeliyle yaptığı WhatsApp yazışmaları ele geçirilmişti.
Bu yazışmalarda işçinin şirket patronuna, projeler direktörüne ve mesai arkadaşlarına ağır hakaretler ettiği, hatta iş yeri yemekhanesinde yemek yiyen üç kadın çalışanın gizlice fotoğrafını çekip bir başkasına göndererek "üç şeytan" yazdığı tespit edilmişti. Şirket, "şirket malı olan bir cihazdaki her veri şirkete aitti" mantığıyla bu mesajları tutanağa bağlayarak işçinin işine son verdiğini iddia etti.

MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLDİ
Karakaş yazısının devamında süreci şu sözlerle anlattı:
Dosyayı önüne alan yerel mahkeme hâkimi, çarpıcı bir gerekçeyle işverenin tüm savunmasını yerle bir etti. Mahkeme; işçinin mesajlarında ne yazarsa yazsın, o mesajların elde ediliş biçiminin hukuku kirlettiğini vurguladı:
"Bir cihazın mülkiyetinin işverende olması, işverene o cihazı kullanan insanın özel hayatını dikizleme, şahsî mesajlarını okuma ve bunları tutanak altına alma hakkı vermez. İşveren, özel hayatın gizliliğini açıkça ihlal etmiştir. Hukuka aykırı şekilde elde edilen WhatsApp mesajları fesih gerekçesi yapılamaz. Bu nedenle fesih haksızdır!"
Mahkeme işçinin tüm tazminatlarını kabul ederken, maruz kaldığı bu "dijital röntgencilik" ve ağır baskı nedeniyle işvereni manevi tazminat ödemeye de mahkûm etti.

"GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ"
İşveren, yerel mahkemenin bu kararını hazmedemeyerek istinaf yoluna başvurdu. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararının hem usul hem de esas yönünden kusursuz olduğuna hükmetti. İşverenin istinaf başvurusunu esastan reddederek, işçinin mahremiyet duvarının aşılamayacağını bir kez daha ilan etti.
YARGITAY OY BİRLİĞİYLE SON NOKTAYI KOYDU
Şirket vekili şansını son kez Yargıtay’da denedi. Ancak Yargıtay bu sene içinde verdiği kesinleştiği kararıyla tartışmalara tamamen son verdi. Yüksek mahkeme, tarafların iddialarını ve ispat kurallarını inceleyerek alt mahkemelerin kararlarını hukuka eksiksiz uygun buldu ve işverenin temyiz istemini reddederek kararı onadı.
KARARIN GETİRDİĞİ 3 BÜYÜK DÖNÜM NOKTASI
Bu karar, iş hukukunda bazı patronların feodal güç gösterilerine karşı çekilmiş en sert resttir. Kararın sarsıcı önemi şu 3 maddede saklıdır:
· Siber Mahremiyet Tescillendi: İşçiye tahsis edilen telefon, tablet ya da bilgisayarlar "şirket mülkü" olsa dahi, işçinin şahsî yazışmaları Anayasal koruma altındaki "Özel Hayatın Gizliliği" kapsamındadır.
· Hukuksuz Delil Çöp Hükmündedir: İşçinin arkasından iş çevirerek, telefonunu gizlice karıştırarak elde ettiğiniz hiçbir veri (hakaret içerse bile) mahkemede delil olamaz. Hukuk, kirli ellerle getirilen temiz delili kabul etmez.
· Röntgenci İşverene Tazminat Cezası: İşçinin dijital verilerini izinsiz incelemek sadece feshi haksız yapmaz, aynı zamanda işçinin kişilik haklarına saldırı sayılır ve işvereni ağır manevi tazminat yükü altına sokar.