Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan demokratik haklarını kullandığı için gözaltına alınan Emek Gençliği üyesi öğrencinin; polisin ajanlık teklifini reddettiği için yurttan atılmasını Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak tarafından cevaplandırılması talebiyle verdiği soru önergesi ile Meclis gündemine getirdi. Bayhan “Emniyet birimleri ile KYK yurt yönetimleri arasında öğrenciler hakkında resmî ya da gayriresmî bilgi paylaşımı yapılmakta mıdır” sorusunu sordu.
Önergesinde Emek Partisi’nin gençlik örgütü Emek Gençliği üyesi ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi öğrencisi olan üç kişinin, demokratik haklarını kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alandığını belirten Bayhan; “Emniyete götürülen öğrencilerden biri, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yazdığı duvar yazıları nedeniyle “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla ifade vermeye zorlanmıştır. Haklarında hazırlanan iddianamede ise “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlaması yöneltilmiştir. İfade sürecinde öğrenciye; Kürtçe bilip bilmediği, Rojava’nın nerede olduğu ve kimin güdümünde faaliyet yürüttüğü, kimden talimat aldığı, yazıların neden PKK/KCK propagandası olarak değerlendirildiği gibi açıkça itham edici, yönlendirici ve suç isnadı içeren sorular yöneltilmiştir” dedi.
"Öğrenciye ajanlık dayatıldı"
İfade işlemlerinin ardından, kendisini polis memuru olarak tanıtan ancak kimliğini ibraz etmeyen bir kişinin, söz konusu öğrenciyi kamerasız bir odaya alarak ailesinin maddi durumunu bildiğini, kendisine “yardımcı olabileceğini”, olası bir para cezasını ödeyebileceğini söyleyip; karşılığında açık biçimde ajanlık teklifinde bulunduğunu ifade eden Bayhan; “Öğrencinin, hangi birimde çalıştığını ve bu görüşmenin amacını sorması üzerine, söz konusu kişi çalıştığı birimi belirtmemiş; amacının “karşılıklı yardımcı olmak ve dost olmak” olduğunu ifade etmiştir” dedi.
Yurttan atılan öğrenciye “yardımcı olursan yurda geri aldırabiliriz” teklifi
Bu olaydan birkaç gün sonra öğrencinin, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, kendisine yazılı ya da sözlü herhangi bir bildirim yapılmadan, resmî bir evrak sunulmadan, kaldığı KYK yurdundan çıkarıldığının altını çizen Bayhan şunları söyledi; “Daha da vahimi, öğrencinin yurttan çıkarıldığını kendisine bildiren kişinin, daha önce ajanlık teklifinde bulunan polis olmasıdır. Söz konusu kişi, “yardımcı olursan seni yurda geri aldırabiliriz” şeklinde ifadeler kullanmıştır. Öğrenci, yurttan çıkarıldığını ancak e-Devlet üzerinden öğrenebilmiş; yurt yönetiminden bugüne kadar ne bir mesaj ne de bir telefon almıştır. Aradan geçen zamana rağmen, öğrenciye hâlâ resmî bir gerekçe iletilmemiştir”
“Öğrenci yurt yönetmeliğin hangi maddesine dayandırılarak yurttan çıkarılmıştır”
Bu tablonun hukuksuz gözaltı, ifade sırasında baskı, ajanlaştırma girişimi ve barınma hakkının keyfi biçimde gasbedilmesi başta olmak üzere ciddi hak ihlallerinden oluşan bir suç zinciriolduğunu vurgulayan Bayhan Bakan Bak’a şu soruları sordu;
- KYK Yurt Yönetmeliği’nin hangi maddesine dayanılarak, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan bir öğrenci, savunması alınmadan ve yazılı tebligat yapılmadan yurttan çıkarılmıştır? Bu uygulama, yönetmeliğin hangi maddesine dayandırılmıştır?
- KYK Yurt Hizmetleri Yönetmeliği’nde açıkça düzenlenen “savunma hakkı” ve “yazılı bildirim” yükümlülüklerinin bu olayda neden uygulanmadığına dair Bakanlığınızın bir açıklaması var mıdır?
- Öğrencinin yurttan çıkarıldığını kendisine bildiren kişinin, daha önce emniyet tarafından ajanlık teklifinde bulunan bir emniyet mensubu olması rastlantı mıdır? Emniyet birimleri ile KYK yurt yönetimleri arasında öğrenciler hakkında resmî ya da gayriresmî bilgi paylaşımı yapılmakta mıdır?
- KYK yurtlarından çıkarma işlemleri, öğrencilerin politik faaliyetleri ve demokratik haklarına sahip çıkması esas alınarak mı yapılmaktadır? Son 5 yılda, “kamu düzeni”, “güvenlik” veya benzeri muğlak gerekçelerle yurttan çıkarılan öğrenci sayısı kaçtır?
- İfade süreçlerinde öğrencilere; Kürtçe bilip bilmedikleri, Rojava’nın nerede olduğu ve kimden talimat aldıkları gibi sorular yöneltildiği dikkate alındığında; Kürtçe bilmek ya da Rojava’nın nerede olduğunu bilmek, öğrenciler açısından barınma hakkından mahrum bırakılma gerekçesi haline mi getirilmiştir? Bakanlığınız bu ayrımcı uygulamayı sahiplenmekte midir?
- Öğrencilerin ifade özgürlüğü ve demokratik protesto hakkını kullandıkları için önce gözaltına alınmaları, ardından hukuksuz biçimde barınma haklarından mahrum bırakılmaları; emekçi ailelerin çocuklarını “barınmasız bırakma” tehdidiyle cezalandırmayı hedefleyen bilinçli bir gençlik politikası mıdır?
- Ekonomik koşullar nedeniyle barınma olanakları her geçen gün daralan öğrenciler için yeni yurtlar açmak, kapasiteyi artırmak ve kamusal barınma hakkını güçlendirmek yerine; mevcut yurtların bir disiplin ve baskı mekanizması olarak işletilmesi, Bakanlığınızın bilinçli bir tercihi midir?
- Eğer bu uygulamalar Bakanlığınızın bilgisi ve talimatı dahilinde değilse; son dönemde demokratik haklarını kullanan öğrencilere yönelik keyfi yurttan atma işlemlerine neden derhal müdahale edilmemiştir?
- Bu hukuksuz işlemlerde sorumluluğu bulunan KYK yurt müdürü, yurt yönetimi ve ilgili idari amirler hakkında herhangi bir idari soruşturma başlatılıp kararın derhal iptal edilmesi yönünde Bakanlığınız tarafından bir adım atılacak mıdır? Aksi halde, barınma hakkını keyfi biçimde ortadan kaldıran bu uygulamaların Bakanlığınız tarafından fiilen onaylandığı kabul edilecek midir?