Yaklaşık 20 yıldır sürdürülen kamu yatırımları, Türkiye’yi insansız hava araçları başta olmak üzere savunma sanayii ürünlerinde önemli bir ihracatçı konumuna yükseltti. Ankara, Batı dünyasında yeniden hız kazanan silahlanma süreci ve güvenlik ittifaklarının yeniden şekillendiği bu dönemde elde ettiği ivmeyi daha da ileri taşımayı hedefliyor.
Türk savunma sanayii 40 ülkeye ihracat yapıyor
Kathimerini'nin Reuters'a dayandırdığı habere göre bir zamanlar büyük ölçüde yabancı silah üreticilerine bağımlı olan Türkiye; günümüzde başta Körfez, Afrika, Asya ve Avrupa'nın bazı bölgeleri olmak üzere yaklaşık 40 ülkeye silah tedarik ediyor.
Pek çok alıcı, Türk yapımı bu silahları alternatiflerine kıyasla daha ucuz, teslimatı daha hızlı ve ihtiyaçlara göre daha kolay uyarlanabilir olarak değerlendiriyor.
Avrupa hükümetleri, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından güvenlik bağımlılıklarını yeniden gözden geçirirken ve ABD'nin verdiği garantilerin kalıcılığını sorgularken; birçok NATO müttefiki de Türkiye'yi artık sadece ittifakın güneydoğu kanadındaki askeri bir siper olarak değil, aynı zamanda potansiyel bir endüstriyel ortak olarak görüyor.
Ankara, önümüzdeki ay düzenlenecek zirvede ABD Başkanı Donald Trump'ı ve diğer NATO liderlerini ağırlamanın, başta Avrupa Birliği olmak üzere Batı pazarlarındaki silah satışlarını ve ortak üretim projelerini genişletmeye yardımcı olacağını umut ediyor.
İHA’ların da etkisiyle savunma ihracatında güçlü artış
Reuters tarafından ticaret verileri üzerinde yapılan bir inceleme, Ukrayna kuvvetleri tarafından kullanılan ve dünya çapında büyük ses getiren silahlı insansız hava araçlarını da içeren Türk savunma ihracatının 2021'den bu yana üç kattan fazla artarak geçen yıl 10 milyar dolara ulaştığını ortaya koydu.
Bu rakam, gelişmekte olan bu büyük ekonominin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 3,7'sine tekabül ediyor. Aynı dönemde Avrupa ve ABD'ye yapılan ihracat ise neredeyse dört katına çıkarak 5,6 milyar dolara ulaştı.
Bu büyüme; bünyesinde insansız hava aracı üreticisi Baykar, Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Arca Savunma ve Kale gibi daha küçük ölçekli firmaları barındıran yerli savunma sanayiinin olgunlaşma sürecini yansıtıyor.
Analistler; sürdürülebilir devlet desteğinin, esnek tedarik zincirlerinin ve sistemleri alıcılara göre özelleştirme isteğinin, Türk firmalarının Batılı tedarikçilerin kapasite kısıtlamaları veya uzun tedarik süreçleriyle karşı karşıya kaldığı pazarlara hızla girmesini sağladığını belirtiyor.
Savaşlar ve beraberinde gelen fırsatlar
Savunma sanayii ajansı, Türkiye'nin savunma ihracatını iki yıl içinde iki katına çıkarmayı hedeflediğini ifade ediyor. Bu hedef, ülkenin borçlarını ödemek ve yeni geliştirme projelerini finanse etmek adına ihtiyaç duyduğu hayati gelirleri yaratma potansiyeli taşıyor.
Kuzeyinde Ukrayna, güneydoğusunda ise İran olmak üzere iki büyük çatışma bölgesinin tam ortasında yer alan Türkiye'nin kendi güvenliği de risk altında bulunuyor.
Ülkenin hava savunması, jet ve tank motorları alanlarındaki eksiklikleri, gerçekleştirilecek ticaret ve teknoloji anlaşmaları yoluyla giderilebilecek unsurlar olarak görülüyor.
Hudson Enstitüsü kıdemli uzmanı Can Kasapoğlu, Türk savunma sanayiinin özellikle insansız hava araçları olmak üzere gelişmiş sistemler ihraç ederek "büyük bir sıçrama" gerçekleştirdiğini belirtti.
Kasapoğlu, Ukrayna'daki savaşın modern harp modelinin yalnızca en son teknoloji platformlara değil, aynı zamanda endüstriyel derinliğe ve sürdürülebilirliğe de bağlı olduğunu kanıtladığını, Türkiye'nin de tam olarak bu alanlarda güvenilirlik kazandığını vurguladı.
NATO zirvesi Türkiye için bir vitrin
Türkiye, dünya genelinde kullanılan silahlı insansız hava araçlarının yaklaşık yüzde 65'ini tedarik ediyor ve mühimmat alanında önemli bir ihracatçı konumunda bulunuyor. Ankara ayrıca fırkateynler, bir uçak gemisi, hava savunma sistemleri ve zırhlı araçlar üretiyor veya üretmeyi planlıyor.
Endonezya, geçen yıl yaptığı açıklamada Türkiye'de geliştirilmekte olan 48 adet savaş uçağını satın alacağını duyurdu.
Türk yetkililer, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO toplantısında savunma sektörünün odak noktası olacağını ifade ediyor. İttifak Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'da yapılması planlanan savunma sanayii forumunun NATO'nun bugüne kadarki en kapsamlı forumu olacağını belirtti.
Türkiye savunma sanayiinde NATO dengeleri arasında yeni fırsatlar
ABD’nin, NATO müttefiklerine kendi savunma yüklerini daha fazla üstlenmeleri yönünde yaptığı baskılar ve Almanya'dan binlerce askerini çekme planı, ittifakın ikinci en büyük ordusuna sahip olan Türkiye için hem yeni fırsatlar hem de belirsizlikler yaratıyor.
Türkiye, AB'nin "Avrupa İçin Güvenlik Eylemi" (SAFE) programından büyük ölçüde dışlanmış durumda.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türk firmaları; Polonya, İspanya, Portekiz ve Romanya ile savunma tedariki anlaşmaları imzalamayı başardı.
Baykar ise İtalya merkezli Piaggio Aerospace şirketini satın aldı ve üretim konusunda Leonardo firması ile ortaklık kurdu.
Küresel askeri harcamalar 2,9 trilyon dolara ulaştı
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) verilerine göre, küresel askeri harcamalar 2025 yılına kadarki beş yıllık süreçte yüzde 24 oranında artarak yaklaşık 2,9 trilyon dolara ulaştı; bu artışa Avrupa'daki yüzde 75'lik büyük sıçrama da dahildir.
Aynı dönem zarfında, Türkiye’nin savunma ajansı da fon sağladığı araştırma-geliştirme (Ar-Ge) projelerinin sayısını iki katına çıkararak 1.400'ün üzerine taşıdı.
Savunma analisti Arda Mevlütoğlu, siyasi engellerin yönetilebilmesi halinde Avrupa ile daha derin bir iş birliği kurulması için gerekli koşulların mevcut olduğunu ifade etti.
Mevlütoğlu, "Avrupa'nın hızla hayata geçirilebilecek çözümlere ihtiyacı var... Ancak bu iş birliğinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için üst düzey bir siyasi irade gerekiyor. Türkiye, şu anda hem Avrupa'ya hem de NATO'ya yönelik bir yeniden hizalanma ve kalibrasyon süreci içerisinde" değerlendirmesinde bulundu.