Ana içeriğe geç

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada karar çıktı

Almanya'dan Türkiye'ye büyük bir heyecan ve doğum günü kutlama hayaliyle tatile gelen, ancak Fatih'te konakladıkları oteldeki bilinçsiz ve usulsüz ilaçlama yüzünden zehirlenerek feci şekilde can veren 4 kişilik Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada Türk adaleti son sözü söyledi. İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi, para hırsı ve vurdumduymazlık yüzünden anne, baba ve iki küçük sabinin ölümüne yol açan sanıklara hiçbir iyi hal indirimi uygulamadan alt sınırdan uzaklaşarak ceza yağdırdı.

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada karar çıktı
Yeni Akit Gazetesi
16

Gencecik bir ailenin yok olduğu otele ruhsatsız ve ölümcül kimyasallarla müdahale edenlerin mahkemedeki pişkin savunmaları ise acılı ailenin feryatlarıyla sarsıldı.

"Benim Evimde Yemek Pişmiyor Artık, Para Uğruna Değdi mi!"

Duruşma salonunda, evlatlarını ve torunlarını toprağa veren acılı aile yakınlarının feryatları taşları bile ağlattı. Ölen anne Çiğdem Böcek’in annesi Aysu Çelik, sanıkların gözünün içine bakarak, "Gereken adaleti sağlayın, onu toprağa koyduğumuz gün biz de öldük. Benim evimde yemek pişmiyor artık, nasıl bir vicdanınız vardı? Benim çocuğum çiçek gibiydi. Para uğruna değdi mi bu? Damadım karısını buraya bir hayalle doğum gününe getirmiş, cenazeleri kaldı" diyerek en ağır cezanın verilmesini talep etti. Baba Yılmaz Böcek ise, "Bu zanlılar benim evlatlarımı, torunlarımı bilerek ve görerek ölüme gönderdiler. Yaşadıklarımızı yaşamadan ölmesinler, dilerim daha beter olsunlar" sözleriyle mahkeme salonunda adalet çığlığı attı. Sanıkların ise suçtan sıyrılmak için ölümlerin ilaçtan olmadığını iddia edip, suçu sağlık çalışanlarına atmaya kalkışması vicdanları bir kez daha yaraladı.

6 KİŞİYE DAVA AÇILMIŞTI

Yapılan soruşturma neticesinde, DSS İlaçlama Şirketinin sahibi Zeki Kışı, otelde ilaçlamayı yapan DSS firmasının çalışanı Doğan Caferoğlu, DSS firması çalışanı Serkan Kışı, Harbour Suit Otel çalışanı Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı, Harbour Suit Otel sahibi Hakan Oğlak hakkında, ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22,5 yıla kadar, Harbour Suit Otel çalışanı Rustemsha Batyrov hakkında da ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Zeki Kışı, Doğan Caferoğlu, Serkan Kışı, Hakan Oğlak ve tutuksuz sanıklar Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı, Rustemsha Batyrov ile tarafların avukatları katıldı. Ayrıca, Böcek ailesinin yakınları da duruşmaya katıldı.

“BENİM EVİMDE YEMEK PİŞMİYOR ARTIK”

Duruşmada, sanıklar ve müştekiler esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulundu.

Ölen Çiğdem Böcek’in annesi Aysu Çelik beyanında sanıklara bakarak, “Gereken adaleti sağlayın, onu toprağa koyduğumuz gün biz de öldük. Ne suçu vardı benim çocuklarımın. Benim evimde yemek pişmiyor artık, nasıl bir vicdanınız vardı. Benim çocuğum çiçek gibiydi. Para uğruna değdi mi bu? Benim kızım sağ olsaydı şimdi tatile gelecekti. Onlar geri gelmeyecek benim acımı hiçbir şey dindirmeyecek. Nasıl kıydınız? ‘Biz burayı ilaçladık’ deyip geri gönderebilirdiniz. Damadım karısını buraya bir hayalle doğum gününe getirmiş buraya, cenazeleri kaldı. Yüksek adaletinize güveniyorum başka canlar yanmasın. Bir annenin gözyaşını bırakmayın. Siz toprak öpmeyi biliyor musunuz? Çıkarmayın bunları en ağır cezayı verin. Neden yaptınız bunu? Değdi mi yalan dünyanın malı için. Yaşayacak mısınız bu vicdanla devlet sizi serbest bıraksa, bile bile ilaçladınız o odaya soktunuz çocuklarımı. Benim kızım sağlık okudu, ‘biz zehirlendik herhalde’ diyor, çocuğum resepsiyonda söylemiş. Oğlum kustu demiş, biriniz de demiyorki ilaçtan oldu, damadım giderdi başka otele belki kurulurlardı.” dedi.

Çiğdem Böcek’in babası Mustafa Çelik de, “

Türk adaletine güveniyorum. Cezalarını çeksinler. İçimize ateş düştü. En yüksek oranda cezalandırılsınlar.” dedi.

Tutuklu sanık Serkan Kışı, başsağlığı dileyerek, “başladığımız noktadayız, ilaçlamadan olmadığını düşünüyoruz. Bilirkişi raporları, ATK raporları vs. çelişkiler var.” dedi. Aileye müdahaleyi yapan sağlık çalışanlarının gerekli ve yeterli müdahaleyi yapmadıkları yönünde suçlayarak, “olay yeri inceleme raporlarında ilaç kalıntısı yok. Raporlarda kesinlik yok. ‘Olabilir’ deniliyor. Ben olaydan bin kilometre uzaktaydım.” dedi.

Tutuklu sanık Zeki Kışı da, “Konuşan annenin canı nasıl yandıysa benim de öyle yanıyor. Çok üzgünüm.” dedi.

4 KİŞİYE CEZA, 2 KİŞİYE BERAAT

Kararını açıklayan mahkeme, DSS ilaç firmasının sahibi Zeki Kışı ve oğlu Serkan Kışı’yı alt sınırdan uzaklaşarak iyi hal indirimi yapmadan 18 yıl hapis cezasına çarptırdı. Otel sahibi Hakan Oğlak 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İlaçlamayı yapan Doğan Caferoğlu ise 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı ve Rustemsha Batyrov’nın ise beraatine karar verildi.

“DAHA BETER OLSUNLAR”

Ölen Servet Böcek’in ağabeyi Mustafa Böcek de sanıkların en yüksek cezayla cezalandırılmalarını talep etti. Baba Yılmaz Böcek ise, “Bu karşınızda oturan zanlılar benim evlatlarımı bilerek ve görerek ölüme gönderdiler, benim evlatlarımın torunlarımın geleceği vardı. Torunlarım büyüyecekti, evlenecekti. Yaşadıklarını yaşamadan ölmesinler, evlat acısı nedir görsünler, dilerim daha beter olsunlar.” dedi.

ÖLÜMLERİN İLAÇLAMADAN OLMADIĞINI SAVUNDUAR

Tutuksuz sanık Rustemsha Batyrov mütalaaya karşı savunmasında, “beraatimi talep ediyorum, ailelere de başsağlığı diliyorum.” dedi.

Tutuksuz sanık Muhammad Moeen Ud In Chıshtı, “başları sağolsun, mekanları cennet olsun. Beraatimi istiyorum.” dedi.

Tutuklu sanık Hakan Oğlak savunmasında, “Başları sağolsun, çok üzgünüm, mekanları cennet olsun. Benim param pulum feda olsun da o insanlar ölmeseydi. Yaşadığım sağlık problemden dolayı, acı olay yaşandığı dönemde otele sık sık gidip gelemiyordum. İlaçlama bilgim ve onayım dahilinde yapıldı. İlaçlama yapılınca sordum ne yapılması gerektiğini. 2 gün beklenmesini, havalandırılmasını ve ondan sonra kiraya verilmesini söyledim. Hangi ilaç kullanıldığını bilmiyorum. Bize oteli kapatmamızı ve tahliye etmemizi söylemediler. İlacın zarar vermediği yönünde bize iddialı konuşma yaptılar. Ben bu kişilerin ilaçtan etkilendikleri için vefat ettiklerini düşünmüyorum. Daha önce de ilaçlama yaptırmıştık, kimseye zarar gelmemişti. Benim olayda kusurum yada ihmalim yok. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler