Ana içeriğe geç

Göz temasını unutun: Sesteki gizli titreme karşı tarafın yalanını ortaya çıkarıyor

Bilimsel veriler yalan söyleyen insan nasıl anlaşılır konusuna ışık tutuyor. Odaklanarak yapılan ses tonundan yalan tespiti gerçeği görmeyi sağlıyor.

Göz temasını unutun: Sesteki gizli titreme karşı tarafın yalanını ortaya çıkarıyor
Karar
16

İngiltere'deki Portsmouth Üniversitesi bünyesinde yürütülen deneysel çalışmalar, günlük yaşamda birinin yalan söylediğini nasıl anlarız sorusuna ezber bozan bir yanıt getirdi.

Bilim insanları, geleneksel yalan yakalama yöntemleri yerine gözleri kapatıp sadece işitme duyusuna odaklanmanın gerçeği ayırt etme becerisini tam iki katına çıkardığını saptadı.

Karşıdaki kişinin yüz ifadeleri yerine ses dalgalarındaki titremeleri takip etmeye dayalı işitsel yalan tespiti yöntemi, insan zihninin görsel uyaranlarla aşırı yüklenmesini önleyerek en doğru sonucu veriyor.

Bir insan dürüst davranmadığında ses yapısı aniden başkalaşım geçiriyor.

Adrenalin patlaması yaşandığı anlarda ortaya çıkan 'savaş ya da sıvış' tepkisi, gırtlak çevresindeki kas dokularını doğrudan tetikliyor.

Bu durum, konuşma sesinin titremesine ve daha tiz bir tona bürünmesine yol açıyor.

Günlük hayatta sevilen birinin telefonuna yanıt verirken ses tonunun yumuşaması ve derinleşmesi gibi, aldatma girişimlerinde de konuşmanın doğal ritmi ile tonlaması kesintiye uğruyor.

İnsanlar, sadece işitmeye odaklanıldığında bu sessel bozulmaları neredeyse iki kat daha kolay fark ediyor.

YALAN SÖYLEYEN KİŞİNİN SESİ NEDEN DEĞİŞİR?

İnsan sesi, her cümlede konuşmacının biyolojik ve fiziksel yapısına dair derin bilgiler sunuyor.

University College London Bilişsel Nörobilim Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Sophie Scott, insan sesini müzik aletlerine benzeterek şu tespiti yaptı:

"Sesler birer enstrümandır ve fiziksel doğamızı yansıtırlar.

Mesela bir ukulele, bir gitar ve bir kemanı düşünelim; bu enstrümanların sesleri yapıldıkları malzemeyle, tel sayısıyla ve onları nasıl çaldığınızla ilgilidir.

Sesimiz için de bunun aynısı geçerli."

İNSAN SESİ HANGİ FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ ELE VERİR?

Fiziksel anatomiye göre uzun boylu bireylerin ses yolları daha uzun tasarlandığı için daha düşük frekanslı rezonanslar açığa çıkıyor.

Erkeklerin ses tonu, kadınlarınkine oranla genellikle bir oktav daha kalın duyuluyor.

Yaşlanma sürecinde gırtlaktaki kıkırdak dokunun sertleşmesi, sesin boğuk veya zayıf çıkmasına zemin hazırlıyor.

Bu etki nedeniyle kadınların sesi yaşlandıkça kalınlaşırken, erkeklerin sesi tiz bir hal alıyor.

Konuşma esnasında gülümsemek bile ağzın aldığı şekil yüzünden akustik yapıyı değiştirerek daha sıcak, parlak ve yüksek bir ton yaratıyor.

Kadınların ses tonu ise vücutlarındaki östrojen seviyesine bağlı olarak yumurtlama dönemi öncesinde ve esnasında belirgin şekilde tizleşiyor.

BEYNİMİZ SES TONUNDAKİ DETAYLARI KAÇ SANİYEDE ANLAR?

Sesteki tüm bu biyolojik veriler insan beyni tarafından çoğunlukla bilinçaltı düzeyinde işleniyor.

Prof. Dr. Sophie Scott, birinin resmi olarak hasta olup olmadığının ses tellerindeki iltihaplanma ve farklı titreşimler sayesinde kolayca anlaşıldığını vurguladı.

İnsanlar, karşılarındaki kişinin aksanından yola çıkarak memleketini veya sosyoekonomik durumunu belirleme konusunda da yüksek başarı gösteriyor.

Üstelik bu sessel özellikler ortama göre esneklik sergiliyor.

Bir kişinin konuşmasındaki yayık ünlü tonları, izlediği televizyon programlarına dair ipuçları barındırıyor.

Ses tonunun taklit edilebilir bir yapı taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sophie Scott, karizmatik bir iş arkadaşının konuşma tarzının kısa sürede tüm ofise yayılabildiğini, insanların seslerini muhataplarına göre değiştirdiğini ifade etti.

Sesteki değişimleri değerlendirme hızı ise akılalmaz bir süratle gerçekleşiyor.

Essex Üniversitesi Bilim ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Silke Paulmann, insan beyninin ses tonundan gelen ipuçlarını sadece 200 milisaniyede, yani bir göz açıp kapayıncaya kadar analiz ettiğini belirtti.

Prof. Dr. Silke Paulmann, süreci şu sözlerle açıkladı:

"Biz kelimeleri veya anlamı tam olarak işlemeden önce, beynimiz çoktan analize başlar.

Çeşitli çalışmalar, dinleyen kişilerin duygular, motivasyonlar, bağlılık veya tutum hakkındaki ipuçlarını yakaladığını göstermiştir.

Bir göz kırpma süresi içinde birinin sıcak mı soğuk mu, sakin mi stresli mi, pozitif mi negatif mi olduğunu duyabiliriz."

Konuşma ve dinleme süreçleri, milyonlarca yıllık evrimsel bir adaptasyonun ürünü olarak karşımıza çıkıyor.

Başlangıçta tehlikeleri önceden sezmeye yarayan bir savunma mekanizması olan işitme yetisi, karmaşık bir dilsel iletişim aracına dönüştükçe beyin, kulak ve ses anatomisi de bu doğrultuda evrimleşti.

İnsanlığın sessel gelişim kronolojisi şu temel aşamalardan oluşuyor:

* Ses Farkındalığının Başlaması

27 Milyon Yıl Önce

Atalarımız, konuşmanın temelini oluşturan ünlü sesler arasındaki akustik farkları ilk kez ayırt etmeye başladı.

* Kulak Döndürme Yeteneğinin Kaybı

25 Milyon Yıl Önce

Kuyruk sokumunun kuyruk kalıntısı olması gibi, kulakları hareket ettiren kaslar korunurken, kulakları bağımsız döndürme kabiliyeti kaybedildi.

* Dil Kemiğinin Sahneye Çıkışı

500 Bin Yıl Önce

Boğazda konumlanan ve gelişmiş insan seslerinin çıkarılmasında hayati bir köprü olan dil kemiği evrimsel süreçte yerini aldı.

GÖZLERİ KAPATMAK YALAN YAKALAMA ŞANSINI NASIL ARTIRIR?

Evrimsel gelişim karmaşık dilleri hayatımıza kazandırarken, şaşırtıcı bir şekilde yalancıları ayırt etme yetimizi zayıflattı.

Portsmouth Üniversitesi Uluslararası Araştırma Merkezi araştırmacılarından Dora Giorgianni, insanların yalanı sadece duyabildiklerinde daha net yakaladığını ortaya koydu.

Bunun temel nedeni, insan zihninin bilgi işleme kapasitesinin belirli sınırları olmasıyla açıklanıyor.

Bireyler aynı anda hem görsel hem de işitsel uyaranları takip etmeye çalıştığında, dikkat ve bellek sistemlerinde aşırı yüklenme meydana geliyor.

Dora Giorgianni tarafından düzenlenen laboratuvar deneyleri, bu çarpıcı gerçeği gözler önüne serdi.

Simüle edilen bir şüpheli sorgusunu hem görüntülü hem sesli izleyen katılımcıların yalanı bulma başarısı yüzde 35 seviyesinde kalırken, sadece ses kaydını dinleyen grupta bu oran yüzde 61,7 değerine ulaşıyor.

Dora Giorgianni, zihinsel süreci şu cümlelerle paylaştı:

"Aynı anda görsel detaylar, jest ve mimikler, ses tonu ve söylenenlerin asıl içeriği gibi çok fazla bilgi sunulduğunda, bilişsel sistem sürekli olarak neye odaklanacağını ve neyi görmezden geleceğini seçmek zorunda kalıyor.

Bu da hatalı kararlar verme riskini artırıyor."

YAPAY ZEKA SES ANALİZİNDE NE KADAR BAŞARILI?

Portsmouth Üniversitesi bünyesinde, koronavirüs salgını (pandemi) döneminde görev yapan mahkeme jürileri üzerinde yürütülen bir başka araştırma, maske kullanımının dürüstlüğü ayırt etme yeteneğini artırdığını ortaya koydu.

Maskeler yüzdeki görsel karmaşayı sınırlayarak jüri üyelerinin gerçeğe odaklanmasını kolaylaştırıyor.

Diğer taraftan, hızlı ya da yüksek sesle konuşmak gibi yaygın bilinen yalan belirtilerinin her bireyde aynı sonucu vermediğini bilmek gerekiyor.

Bu sessel tepkiler yalana değil, sadece saf bir strese bağlı olabiliyor.

Dora Giorgianni, "Yalan söylendiğini gösteren çok güçlü veya güvenilir tek bir sözel ipucu yoktur. Yalanın sözsüz göstergelerine ilişkin yaygın inanışlar genelde yanlış ve 'Pinokyo burnu' diye bir şey de yok" sözleriyle kalıplaşmış algıları eleştirdi.

Günümüzde yüz kaslarının hareketlerini, göz takibini ve beyin aktivitelerini izleyerek yapay zeka tabanlı yalan analizi gerçekleştirdiğini iddia eden kuruluşlar bulunuyor.

Ancak konuşma ve dil örneklerinin adli analizi alanında bilirkişilik yapan Dr. Frederika Holmes, bu tür teknolojik sistemlerin sınırları olduğunu hatırlattı:

Dr. Frederika Holmes, "Sesler, DNA gibi yaşamımız boyunca değişmeyen ve birbiriyle doğrudan karşılaştırılabilen şeyler değil" diyerek ses tellerinin değişken doğasına vurgu yaptı.

Ses tonunun anlık koşullara göre esneklik gösterdiğini belirten uzman, kesin hükümler yerine benzerlik ve farklılık noktalarını inceleyerek kanıt gücü üzerinden sonuca ulaştıklarını aktarıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler