Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, Türkiye’nin kalıcı bir huzura kavuşması için acilen bir çerçeve yasa çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmasına Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve hukuki krizlerin derinliğine dikkat çekerek başlayan Hatimoğulları, ülkenin sadece bir kriz yaşamadığını, adeta uçurumdan aşağı yuvarlandığını ifade etti. TÜİK rakamlarının sokaktaki gerçeği yansıtmadığını belirten Hatimoğulları, milyonların açlık diye bağırdığını söyledi. Sadece 2026'nın ilk üç ayında icra dairelerine her gün 26 bin yeni dosya geldiğini aktaran Hatimoğulları, bir tarım ülkesi olmamıza rağmen çiftçinin borçlu olduğunu, üretemediğini ve hacizle karşı karşıya kaldığını belirtti.

NAFAKA ÇIKIŞI
Hatimoğulları, Anayasa Mahkemesi’nin nafaka hakkına ilişkin son kararını da sert bir dille eleştirdi. Nafaka alanların büyük çoğunluğunun zaten düşük miktarlar aldığını ifade eden Hatimoğulları, bu hakkın ortadan kaldırılmasının kadın yoksulluğunun derinleştiği bu dönemde kabul edilemez olduğunu ve bu kararın sehven değil, bilinçli bir şekilde kadınların ellerinde kalan son yaşam güvencesini hedef almak için verildiğini savundu.
BUTLAN TEPKİSİ
Cumhuriyet tarihi boyunca halk iradesinin darbeler, olağanüstü hukuk ve yargı eliyle baskılandığını hatırlatan Hatimoğulları, CHP’ye yönelik "mutlak butlan" kararına da tepki gösterdi.
Bu durumun basit bir parti içi kriz veya koltuk kavgası olarak görülemeyeceğini belirten Hatimoğulları, yaşananları demokratik siyasetin yargı eliyle yeniden dizayn edilme çabası olarak nitelendirdi. Askeri vesayete karşı çıkanların bugün bir zümrenin vesayet rejimini inşa ettiklerini söyleyen Hatimoğulları, asıl meselenin kimin nerede oturacağı değil, demokrasinin nereye oturacağı olduğunu vurguladı. Siyasal rekabetin sandıkta mı yoksa mahkeme koridorlarında mı kurulacağı sorusunun sivil alanı komple tehdit ettiğini belirten Hatimoğulları, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetki alanlarını gasbederek Anayasa'ya aykırı davrandığını ve demokrasinin kırıntılarının kalbine hançer saplandığını ifade etti.
Yargıtay’ın yargı eliyle oluşan bu kaosu çözmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, siyasete mahkemelerin değil, üyelerin ve seçmenlerin karar vereceğini belirterek DEM Parti olarak halkın iradesine yönelik her türlü müdahaleye karşı duracaklarını ve barış ile demokrasi mücadelesini sürdüreceklerini kaydetti.
12. YARGI PAKETİ
Meclis gündemine getirilmesi planlanan 12. Yargı Paketi’ne ilişkin edindikleri bilgileri de paylaşan Hatimoğulları, paketin özgürlük alanlarını genişletmek yerine daralttığını ve hakları tırpanladığını ifade etti. Çocuk haklarını esas alan politikalar yerine sadece ağır cezalara odaklanıldığını belirten Hatimoğulları, Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu özgürlükler ve haklar olduğunda oyalayıcı davrandığını savundu. Türkiye'nin asıl ihtiyacının hakları daraltan paketler değil, barışı hukuka bağlayacak demokratikleşme yasaları olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların kazanılmış haklarının asla bir pazarlık konusu yapılamayacağını net bir dille ifade etti.
'ÇERÇEVE YASA GEREKLİ'
İmralı sürecinin oldukça kritik bir eşikte durduğu ifade eden Hatimoğulları, iktidarı harekete geçmeye çağırdı. Çıkarılması gereken çerçeve yasanın iktidarı ve muhalefetiyle sahiplenilmesi, toplumun bütün kesimlerini kapsayarak paydaşları genişleten bir içerikte hazırlanması gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, Kürt sorununu terör ve güvenlik dairesinden çıkarıp barış ve eşit kardeşlik hukuku zeminine taşıyacak, çatışmalı dönemden sivil döneme geçişi sağlayacak somut bir yasal altyapı çağrısında bulundu.
Hatimoğulları şöyle konuştu:
"Barış ve demokratik toplum süreci son derece önemli bir eşikten geçiyor. Bu sürece ivme kazandıracak olan yasal çerçevedir. Bu süreçte umut ve barış güvence altına alınmalıdır. Her belirsizlik hem toplumda hem taraflarda soru işaretlerini büyütüyor. O halde harekete geçilmeli. Bu süreç hiçbir hesaba sığdırılamaz. Bu çerçeve yasa toplumun bütün kesimlerini kapsayacak paydaşları genişleten bir içerikte hazırlanmalı."
ÜÇ ADIMDAN OLUŞAN ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Son İmralı görüşmelerine ve DEM Parti heyetinin temaslarına dair detaylar da paylaşan Hatimoğulları, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın mevcut tıkanıklıkları ve gecikmeleri aşmaya dönük yeni bir formül ve yol haritası ortaya koyduğunu, sürecin hukuki zemini için yoğun bir çaba içinde olduğunu aktardı. İmralı heyetinin de geçtiğimiz hafta temaslarda bulunarak AKP heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdiğini açıklayan Hatimoğulları, bu görüşmede özel yasanın Meclis kapanmadan önce bir an önce hayata geçmesi gerektiğinin ve bunun sürece sağlayacağı ivmenin altını net bir şekilde çizdiklerini belirtti.
Hatimoğulları, pozitif barış eşiğinin geçilebilmesi için üç adımdan oluşan çözüm önerisini sıraladı, şöyle konuştu:
"Çerçeve yasanın kapsayıcı karakteri, 86 milyona nefes aldıracak ve barış çabalarını büyütecek ilk adımdır. İkinci adımda, çerçeve yasayla birlikte sürecin kurumsallaşmasına doğru güçlü bir adım atabiliriz. Barışın inşası için devreye alınacak gerekli mekanizmalar, süreci öngörülebilir hale getirir. Kurumsallaşmış süreç de barışın sigortası olacaktır.
Üçüncü adımda, barışın yaşamsal hale gelmesi için Sayın Öcalan'ın rolü ve konumunun tanımlanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Üç adımda çerçeve yasanın hayata geçirilmesi, pozitif barışın eşiğinin geçilmesidir. Bu eşiği atlamak bizlerin elindedir, parlamento ve iktidarın sorumluluğundadır."