Ana içeriğe geç

Şiirin dili, bozkırın yüreği ve insan sıcaklığı: Türkmenistan

Aydınlık Avrupa okurları ile şu ana kadar gezdiğimiz Asya ülkelerinin (İran, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan) şiire ve şairlerine ne kadar önem verdiklerini gördük. Anıt mezarları, heykelleri özenle yapılmış. Şiir kitapları her kitapçıda mevcut.

Şiirin dili, bozkırın yüreği ve insan sıcaklığı: Türkmenistan
Aydınlık
16

Magtymguly Pyragy (1724–1807) Türkmenistan’ın en büyük şairi ve biz oradayken büyük bir törenle anılıyordu. Doğumunun 300’üncü yılı kutlaması için özel bir kitap basılmıştı ve birçok şiirini kapsayan irili ufaklı seçkilerde çok ucuza satılıyordu. Halı Müzesi’nde ipek ve yün üzerine işlenmiş şiirini, Aşgabat 2010 baskısı özenle ciltlenmiş ‘seçki şiirleri’ arasında tamamını buldum. Ailesinin müzik sevgisi yüzünden güzel makam ya da melodi anlamına gelen Mukam ismi verilmiş güler yüzlü bilgili her türlü bize yardımcı olan genç rehberlerimizden biri olan kardeşimle ‘Türkmenin’ adlı şiirini çözümleye çalıştık. Türkmenistan’da en çok keyif aldığım zamandı bu şiiri beraber okumak ve anlamak. Mukam sağ olsun. Her biri dört mısradan oluşan dokuz kıtalı bu şiirin tümünü buraya alıp açıklayamayacağız ama umarız size bu şairi ve bir şiirinin iki kıtasını açıklamalarıyla sunuyoruz.

Şiirin dili, bozkırın yüreği ve insan sıcaklığı: Türkmenistan - Resim : 1

TÜRKMENİN DİLİ KONUŞUR (SÖZLÄR TİLİ TÜRKMENİŇ)

Türkmen edebiyatının kurucusu ve en büyük şairi olan Mahtumkulu Firaki’nin (Magtymguly Pyragy) “Türkmeni ” (Türkmen’in) adlı şiiri, Türkmen halkının bağımsızlık, birlik ve vatan sevgisi ideallerini yücelten en önemli eserlerinden biridir. Şiir, Türkmen boylarının birliğini, mertliğini ve kültürel zenginliğini destansı bir dille anlatır. Eserin en bilinen kıtalarından biri şu şekildedir:

“Könüller, ýürekler bir bolup başlar,

Tartylsajahanlar, gelse ol ýaşlar,

Diriler görse-de, ýumşasadaşlar,

Magtymguly, sözlärtilitürkmeni.”

Şiirin özellikleri ve temaları birlik ve beraberlik. Şiir, tüm Türkmen boylarının tek bir çatı altında, omuz omuza olmasını ve bölünmezliğini vurgular. Türkmen yiğitlerinin doğa karşısındaki duruşu, cesaretleri ve çalışkanlıkları sembolik ifadelerle yüceltilir. Şiir, Türkmen kültürünün, dilinin ve geleneklerinin nesilden nesile aktarılmasında milli bir marş niteliği taşır. Magtymguly Pyragy’nin şiirlerindeki derin felsefe ve dil estetiği, onun tüm Türk dünyasında büyük bir saygıyla anılmasını sağlamaktadır. Bu şiirin ilk kıtası bize gezdiğimiz Türkmen coğrafyasını anlatır:

“Jeyhun bilen, bahry-Hazar arasy,

Çöl üstünden öser yeli türkmenin,

Gül-günçasy – gara gözüm garasy,

Gara dagdan iner sili türkmenin.”

Jeyhun, Türkiyemizde Ceyhun olarak Adana’da bir nehrimize ad verdiğimiz orta Asya’nın meşhur Amu derya da denilen yüzde sekseni Karakum gibi çölle kaplı Türkmenistan’ın yaşam kaynağı nehri. Türkmen ili Ceyhun ile Hazar Denizi arasındadır. Bu su kaynağının önemini de “Gül goncası kara gözümün karası kara dağdan iner seli Türkmen’in”olarak ifade etmiş şairimiz.

ÇÖL İLE DAĞ ARASINDA BİR BAŞKENT: AŞGABAT

Gezimize Karakum çölü ve Kopet sıradağları arasına kurulmuş başkent Aşgabat’tan başladık. İndiğimiz andan başlayarak şehrin otomobiller dahil bembeyaz düzenli tertemiz gerçek üstü her yerde dikkatle dikilmiş çeşitli ağaç ve bitkiler ve fıskiyelerle donanmış şarıl şarıl suların aktığı anıtların görümüne kendimizi bıraktık. Trafik lambalarından, at başlı elektrik direklerine ve bahçe parmaklıkların a, alt geçitlere hepsi birbirine uyumlu. Sonra öğrendik ve gördük ki en büyük bulvarının adı Atatürk idi. Türkmenistan’daki en duygusal günümüz ve saatimizi 19 Mayıs’ta Atatürk Meydanındaki Atamızın büstü önünde saygı duruşu sırasında yaşadık.

Kaldığımız otel yedi düğünün bir arada yapılabileceği mimarisi ve manzarası ile odak noktası olan “Bagt Koshgi” Evlenme Sarayı idi. Önümüzdeki günlerde şehrin birçok yerini gezdik. Geleneksel Türkmen evi ‘öy’ şeklinde yapılmış Tarafsızlık Kemerinden, yıldızlar ve ay ile süslü Bağımsızlık Anıtına, Rus Pazarından büyük alışveriş merkezlerine, görkemli meşhur Türkmen Altın atlarının gösteri yaptıkları Devlet Sirkinden, Alem Kültür ve Eğlence Merkezindeki uzay müzesinden, dönme dolaba binerek dolaştığımız gibi, Büyük Vatanseverlik Savaşı ve 1948 Aşgabat Depremine (1948) adanmış şehitliği de ziyaret ettik. Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptırdığı camiye ve şehrin kuzeyinde kalan Kipchak’ta Türkmenbaşı Saparmyrat Nyyazow’un ebedi istirahat yeri olan Fransızlara yaptırılan camii ve türbeye de gittik. Bir de en son gün Aşgabat’a 12 km. uzaktaki Anasu kasabasındaki harabe halindeki Seyit Jemal ad-Din Camiine gittik. Burada bize lezzetine doyum olmayan sadaka etli Türkmen pilavı ve doğrama ikram ettiler. Ayrıca Halı ve Ulusal Tarih Müzelerini de detaylı izahat veren güler yüzlü içten bilgi dolu rehberler eşliğinde gezdik, bilgilendik.

KARAKUM’UN ATEŞLE AYDINLANAN GECESİ

Aşgabat dışında ilk gittiğimiz yer Darvaza’ya doğru 280 kilometre uzaktaki Karakum çölünden zorlu bir yoldan geçerek gittiğimiz Cehennem Kapıları denilen gaz aramalarından bu yana yıllardır yanan bir çöküktü. Bu muhteşem görüntüyü hem gün batımında hem gün doğumunda göreceğimiz bir yerde kurulmuş Yurt çadırlarında kaldık. Şansımıza çökük başında Türkmen bir genç ve arkadaşları gitar çalıp şarkılar söylüyordu. Biz de katıldık ve hep beraber dans ettik ve güneşi batırdıktan sonra yanan gazın ışığında da devam edip daha sonra çadırlarımızda yattık. Ben önce sandalyeler üstünde çölün sağladığı pırıl pırıl gecede yıldızlar altında uyudum. Sonra serinleyince çadırıma geçtim. Sabahın erken saatlerinde tekrar çölün üstünde doğan güneşi seyrettik ve unutamayacağımız anılarla Aşgabat’a döndük.

Aşgabat’tan ikinci yolculuğumuz tarihi şehir Mary’e idi. Yol üstünde Antik Türkmen Ocağında durup ünlü Ahal-Teke atlarına bindik, Türkmen kız ve erkeklerin geleneksel alımlı kıyafetleriyle yaptıkları danslarını seyrettik ve az da olsa katıldık sonra bize taze özel kuyu şeklindeki fırınlarda gözümüzün önünde pişirdikleri sıcak ekmeklerinden ikram ettiler. Mary ikinci büyük şehirleri burayı gezdikten sonra Unesco dünya mirası alanı olan Sultan Sanjar’ın görkemli 12 yüzyıl türbelerini ve Muhammed Ibn-zey Selçuklu devrinin enfes tuğla eserlerini gördük. Yine Aşgabat’a döndük burada bize rehberlik eden güzel insanlardan ayrılıp ülkemize dönecektik.

KÜLTÜRÜN VE GELENEĞİN TAŞIYICILARI: TÜRKMEN KIZLARI

Aşgabat bir bakıma da Akşehir olarak tanınıyor ve bana düzeni bakımlılığı büyük olmakla beraber oldukça sade devlet binaları, parkları yeni dikilmiş ağaçları çeşitli anıtları ile çocukluğumun Ankara’sını anımsatması ile anacağım. Aşgabat’ın gecesi de ayrı güzeldi. Her yer pırıl pırıldı gördüğümüz insanlar bizlere sevgi ile yaklaşan bizden olan insanlardı.

Üniversiteli ve liseli kızların sade ayak bileklerine kadar uzanan geleneksel kıyafetlerin tarzındaki üniformalı dik duruşlarıyla kendinden emin yürüyüşlerinehayran kaldım. Liseli kızlar hoş bir yeşile üniversiteliler ise göz alıcı bordo etekler giymişlerdi ve başlarında geleneksel takkeleri vardı ve çoğunun saçı at kuyruğu idi.

Türkmen kızları, Türk folkloru ve destan geleneğinde saygınlığın, asaletin, bereketin ve güzelliğin simgesidir. Sadece bir aile üyesi değil, aynı zamanda kültürel değerlerin koruyucusu, eylemsel zenginliğin ve sözlü edebiyatın yaşatıcısı olarak merkezi bir rol oynarlar.

Türkmen folklorunda kızların ve kadınların yerine dair öne çıkan temel başlıklar şunlardır: Destan ve efsaneler: Dede Korkut gibi köklü anlatılarda Türkmen kızları savaşçı, akıllı ve yol göstericidir. Alp ruhlu yapılarıyla hem yuvalarını korur hem de gerektiğinde toplumsal krizleri çözen bilge karakterler olarak öne çıkarlar.

Geleneksel sanatlar ve el emeği: Türkmen folklorunun görsel omurgası olan halı dokumacılığı, nakışlar ve kıyafet tasarımları tamamen kızların el emeğiyle nesilden nesile aktarılır. Halı motiflerindeki her desen bir duyguyu ve hikâyeyi temsil eder.

Halk oyunları ve müzik: Türkmen kültüründe halk oyunları ve türküler doğrudan kızların günlük yaşam pratiklerini (un eleme, hamur yoğurma gibi) dans figürlerine dönüştürür. Toplumsal disiplin ve zarafet: Aile içinde kız çocuklarına iffet, zarafet, ahlak ve misafirperverlik küçük yaşlardan itibaren folklorik deyimler ve masallarla aşılanır.

Şarkı ve ninniler: Sözlü kültürün en güçlü taşıyıcıları olan anneler ve genç kızlar, söyledikleri ağıtlar ve ninnilerle toplumsal hafızayı ayakta tutarlar.

Ülkemizde Türkmenistan denilince önce Türkmen Kız türküsünün çeşitli söyleyişleri sonra güzel alımlı narin atları akla gelir.

TÜRKMENİSTAN’IN EN GÜZEL HAZİNESİ: İNSANLARI

“Türkmen kızı Türkmen kızı

Yayık yayar Türkmen kızı

Sen allar giy ben kırmızı

Çıkalım dağlar başına

Sen gül topla ben nergizi”

Artık Türkmen kızları yalnızca yayık yaymıyor; esnaflık yapıyor, üniversitelere gidiyor hayatın her alanında ülkeleri için görev alıyor. Bize müzelerde ve gezimiz boyunca rehberlik yapan Nebahat Hanım ve diğerleri gibi bilgi ve sevgi dolular. Türkmen erkekleri de yiğitliklerini misafirperverliklerini ve tarihten gelen vatanseverliklerini koruyorlar.

Evet, Türkmenistan’ın en güzel hazinesi: İnsanları. Dil, tarih ve coğrafyalarını yaşamım boyunca yer yer anımsayacağım ama güzel insanlarını yardımseverliklerini ve içtenliklerini hiç unutmayacağım.

Kaynağa Git

İlgili Haberler