BBP eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada şüpheli ifadeleri dosyadaki kritik başlıkları yeniden gündeme taşıdı. Şüphelilerin büyük bölümü suçlamaları reddederken; sivil kaza kırım heyetinin kokpitteki navigasyon cihazının kaybolduğunu resmi rapora yazmadığını ve buna ilişkin tutanağı geçmiş tarihli düzenlediğini kabul etmesi dikkat çekti. Askeri heyette yer alan bazı şüphelilerin enkaza “merak üzerine” gittiklerini söylemesi, bir şüphelinin “hatıra amaçlı parça almak” istediğinin ifade edilmesi, kazanın yerinin 1,5 kilometre yaklaşımla tespit edilmesine rağmen koordinatlara gidilmediği yönündeki anlatımlar ve FETÖ’nün firari mahrem imamı Adil Öksüz bağlantısı dosyanın en kritik unsurları arasında yer aldı.
ŞÜPHELİ İFADELERİ DOSYADA YENİ PERDE AÇTI
Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada şüpheli ifadeleri ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen dosyada şüpheliler genel olarak suçlamaları reddetti; olayda kast veya kusurlarının bulunmadığını savundu.
Ancak ifadelerde yer alan bazı anlatımlar, kazanın ardından yürütülen arama-kurtarma, kaza kırım incelemesi, enkaz güvenliği, teknik cihazların akıbeti ve FETÖ bağlantısı iddiaları bakımından dikkat çekici bulundu.
Dosyada öne çıkan başlıklar arasında; kokpitteki ARGUS 5000CE navigasyon cihazının kaybolması, bu durumun resmi rapora yazılmaması, tutanağın geçmiş tarihli düzenlenmesi, askeri heyetteki bazı isimlerin sivil helikopter enkazına “merak üzerine” gittiklerini söylemesi, enkazdan “hatıra amaçlı parça alma” iddiası ve kazanın yerinin tespit edilmesine rağmen ilgili koordinatlara gidilmediği yönündeki beyanlar yer aldı.
“YERİNDE OLMAYAN NAVİGASYON CİHAZINI RAPORA YAZMADIK”
Sivil kaza kırım heyetinde yer alan şüphelilerin ifadeleri, soruşturmanın en kritik bölümlerinden birini oluşturdu. Şüpheliler Mehmet Sevdim, Ferudun Seren ve Kerem Mumcuoğlu’nun ifadelerine göre, helikopterdeki ELT yer tespit cihazı mevzuata uygun şekilde sökülerek savcılığa teslim edildi. Ancak heyet, 31 Mart’taki ikinci incelemede kokpitte bulunan ARGUS 5000CE isimli navigasyon cihazının yerinde olmadığını fark etti.
Şüpheliler, kamuoyunda spekülasyon oluşmaması gerekçesiyle bu hususu resmi kaza raporuna yazmadıklarını belirtti. Daha da dikkat çeken nokta ise cihazın kaybolmasına ilişkin tutanağın Mayıs 2009’da, geçmişe dönük tarih atılarak düzenlendiğinin ifade edilmesi oldu.
Bu beyan, dosyada “kaybolan teknik delilin neden resmi rapora zamanında geçirilmediği” sorusunu öne çıkardı. Soruşturma makamları, helikopterin kaza nedeninin aydınlatılmasında önem taşıyabilecek teknik cihazların akıbetini mercek altına aldı.
ASKERİ HEYETTEN SİVİL HEYETE SUÇLAMA
Kayıp cihaz tartışmasında askeri arama-kurtarma ve kaza kırım heyeti başkanı konumundaki şüpheli Ebubekir Semih Yüksekkaya’nın ifadeleri de dikkat çekti.
Yüksekkaya, sivil heyetin “cihazlar enkazda yoktu” iddiasına karşı çıkarak, söz konusu cihazların sivil heyetin elindeyken kaybolduğunu veya fotoğraf hilesiyle gizlendiğini ileri sürdü. Ayrıca sivil helikoptere ait “dönüş kayış müşiri” isimli parçanın da sivil heyetin odasında yapılan aramada bulunduğunu söyledi.
Sivil heyette yer alan bazı şüpheliler ise cihazın kaybolduğunu fark ettiklerini, bunu rapora geçirmediklerini kabul ederken; askeri heyet kanadı cihazların sivil ekipte kaybolduğu iddiasını gündeme getirdi.
ASKERİ HEYETTE YER ALAN BAZI ŞÜPHELİLER ENKAZA “MERAK” İÇİN GİTMİŞLER!
Soruşturma dosyasındaki bir diğer dikkat çekici bölüm ise askeri heyette yer alan bazı şüphelilerin sivil helikopter enkazına ilişkin anlatımları oldu. Nusret Memiş, Nedim Bakırhan ve Cemal Şahin’in ifadelerine göre, kendileri esasen kırıma uğrayan askeri helikopterle ilgili görevliydi. Ancak işleri bittikten sonra sivil helikopter enkazına “merak saikiyle” gidip baktıklarını söyledi.
Bu beyanlar, kazanın ardından delil güvenliğinin nasıl sağlandığı sorusunu gündeme getirdi. Çünkü aynı ifadelerde, şüphelilerden Aydın Özsıcak’ın enkazdan “hatıra amaçlı parça almak” istediği, ancak diğerlerinin buna engel olduğu belirtildi.
Enkaz alanının bir ölüm olayının ve kritik bir soruşturmanın merkezi olmasına rağmen “merak” gerekçesiyle ziyaret edilmesi ve “hatıra parça” iddiasının dosyaya girmesi, olay yeri güvenliği bakımından soruşturmanın dikkat çeken unsurlarından biri oldu.
“1,5 KİLOMETRE YAKLAŞIMLA BULUNDU AMA GİDİLMEDİ”
Dosyada arama-kurtarma sürecine ilişkin en çarpıcı anlatımlardan biri de istihbarat polis memuru şüpheli İsmail Kaya’nın ifadesinde yer aldı. Kaya, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayağı kırık, sağ ve hastaneye götürülüyor” içerikli bilgi notunu kendisinin yazmadığını; notun Şube Müdür Yardımcısı Dursun Özmen’in baskısı ve emriyle sisteme girilerek 81 ile gönderildiğini söyledi.
Kaya’nın ifadesinde dikkat çeken asıl bölüm ise yer tespitine ilişkin anlatımı oldu. Kaya, şubede görevli başka bir memurun kazanın yerini 1,5 kilometre yaklaşımla tespit ettiğini, ancak kurum koridorlarında “ısrarla benim bulduğum yere gitmiyorlar” şeklinde konuşmalar yapıldığını anlattı. Bu ifade, kazanın ardından ilk saatlerde yürütülen arama çalışmalarındaki koordinasyon tartışmalarını ve “neden tespit edilen koordinatlara gidilmediği” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
“YAŞIYOR” BİLGİ NOTU DA DOSYADA
İstihbarat birimlerinde hazırlanan bilgi notları da soruşturmanın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Şüpheli Dursun Özmen, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayağı kırık, yaşıyor, hastaneye götürülüyor” içerikli bilgi notunun televizyon yayınları, 155 ihbarları ve açık kaynaklardan derlendiğini; teyit amaçlı ve tedbiren çevre illere sistem üzerinden gönderildiğini savundu.
Buna karşılık İsmail Kaya, bu notun sakıncalı olduğunu söylediğini ancak baskı üzerine sisteme girdiğini ifade etti. Böylece dosyada, kazanın hemen ardından kamuoyuna yansıyan bilgi karmaşasının emniyet içindeki yazışmalara nasıl yansıdığı da sorgulanan başlıklardan biri oldu.
FETÖ’NÜN MAHREM YAPISI İLE BAĞLANTI DA MERCEK ALTINDA
Soruşturmanın en önemli boyutlarından biri de FETÖ/PDY bağlantısı oldu. Bilgi notunda, bölgeye yakın noktadan geçtiği ve kaza/kırıma neden olabileceği değerlendirilen savaş uçaklarından birinin pilotunun, FETÖ/PDY mensubu Hava Kuvvetleri mahrem imamı Adil Öksüz ile irtibatlı olduğuna dikkat çekildi.
Dosyada ayrıca Hava Kuvvetleri mahrem imamlarının olay öncesi ve sonrasında dikkat çekici görüşmeler yaptıkları, olaydan sonra bazı FETÖ/PDY mensuplarının konuya ilişkin ByLock yazışmalarında bulunduğu belirtildi.
Bunun yanı sıra, daha önce FETÖ/PDY içerisinde bulunduğu belirtilen Abuzer Dilekçi isimli şahsın, olayın Fetullah Gülen’in talimatıyla gerçekleştirildiğini üst düzey bir örgüt mensubundan bizzat duyduğuna dair ifade verdiği aktarıldı.
Bu tespitler, dosyada kazanın yalnızca teknik hata veya pilotaj hatası çerçevesinde değil, FETÖ bağlantılı organize bir eylem ihtimali yönünden de soruşturulduğunu ortaya koydu.
PİLOTLAR “RUTİN GÖREV” DEDİ, KAYITLAR İNCELENİYOR
Olay günü bölgede uçuş yapan pilotların ifadeleri de dosyada geniş yer tuttu. Şüpheli pilotlar Tezcan Kaymaz ve Sedat Kılıçaslan, olay günü rutin ve planlı hava-hava atış denetleme görevi icra ettiklerini söyledi. Pilotlar, askeri radarların bilgisi dışında rota değiştirmenin veya izinsiz irtifa düşürmenin mümkün olmadığını, hava şartlarının çok kötü olduğunu, herhangi bir helikopter görmediklerini ve jetlerin “sonik patlama” ile helikopter düşürme ihtimalinin teknik olarak çok zayıf veya imkânsız olduğunu savundu.
Ali Armağan ise Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğü sırada Malatya Erhaç 7. Ana Jet Üssü’nden kalkan F-4 uçağının arka kokpitinde olduğunu, görevinin Kahramanmaraş Göksun bölgesiyle ilgisi bulunmadığını, Sivas ve Malatya’nın kuzeyinde planlı “geri hizmet” uçuşu yaptığını belirtti. Ancak dosyada, Adil Öksüz ile irtibat kurulduğu değerlendirilen operasyonel hat, savaş uçaklarının olay günü rotası ve mahrem imamlarla irtibat iddiaları birlikte değerlendiriliyor.
ŞÜPHELİLERİN “HATIRLAMIYORUM” SAVUNMALARI DİKKAT ÇEKTİ
Şüpheli ifadelerinde çok sayıda kişinin, bazı kritik hususları hatırlamadığını söylemesi de dikkat çekti. Kimi şüpheliler ankesör ve büfe aramalarını hatırlamadıklarını, kimi şüpheliler olay günü kiminle uçtuğunu veya hangi belgeleri imzaladığını net olarak bilmediğini ifade etti. Bazı şüpheliler ise raporları mesai arkadaşlarına güvenerek imzaladıklarını söyledi.
Özellikle teknik cihazların kaybolması, tutanakların geçmiş tarihli düzenlenmesi, enkaz alanına gidilmesi ve ankesör irtibatları gibi başlıklarda şüphelilerin “hatırlamıyorum”, “bilmiyorum”, “suçsuzum” şeklindeki cevapları, dosyadaki teknik ve dijital verilerle birlikte değerlendiriliyor.
SORUŞTURMA ÇOK YÖNLÜ SÜRÜYOR
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada şüpheli ifadeleri, dosyanın seyrini değiştirebilecek kritik başlıkları gün yüzüne çıkardı.
Kayıp navigasyon cihazı, geçmiş tarihli tutanak, resmi rapora yazılmayan tespitler, enkazdan parça alma iddiası, gidilmeyen koordinatlar, çelişkili bilgi notları, Adil Öksüz bağlantısı, ByLock yazışmaları ve FETÖ’nün mahrem yapılanmasına ilişkin beyanlar soruşturmanın ana eksenini oluşturuyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında teknik deliller, şüpheli ifadeleri, HTS kayıtları, ByLock içerikleri, tanık beyanları ve geçmiş yargı dosyaları birlikte değerlendiriliyor. Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü ifade ediliyor.